Barış Pehlivan’dan mektup: ‘Kâğıt üstündeki hukuk ve hücremdeki buton’

OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan'ın, Silivri Cezaevi’nden yazdığı mektubunu Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı paylaştı.

05 Eylül 2020 Cumartesi, 06:00
Barış Pehlivan’dan mektup: ‘Kâğıt üstündeki hukuk ve hücremdeki buton’
Abone Ol google-news

Libya’da şehit düşen MİT görevlisi hakkında yazdığı haber nedeniyle tutuklanan OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Silivri Cezaevi’nden yazdığı mektubunda, “Tecrit hücremde acil durum butonu var. Düşünürüm bazen; içeride başıma bir şey gelse o butona basıp yardım çağırabilecek halde olur muyum? İşte hukuk da o buton gibi benim için” dedi.

ÖZNEYE GÖRE ‘SUÇ’

Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı, “Tutuksuz yargılanan gazeteci kardeşimiz Barış Terkoğlu, aynı suçtan tutuklu yargılanan bir diğer gazeteci Barış Pehlivan’ın Silivri’den bana yolladığı bir mektubu ulaştırdı” diyerek mektubu paylaştı. Altaylı mektuba ilişkin, “Ne diyeyim bilemedim. Özneye göre suç icat edilmeyen günleri görürüz inşallah. Ben 57 senedir pek görmesem de! Bir gün. İnşallah!” yorumunda da bulundu.

‘DEVLET KUMPASI’

“187 günlük tecritten sonra 9 Eylül’de tekrar hâkim karşısında olacağım” hatırlatmasını yapan Pehlivan’ın mektubu şöyle: “Tecrit hücremde acil durum butonu var. Düşünürüm bazen; içeride başıma bir şey gelse o butona basıp yardım çağırabilecek halde olur muyum? İşte hukuk da o buton gibi benim için. Kendimi güvende hissetmem için kâğıt üstünde var. Ama varoluş amacı, ihtiyacım olduğunda kullanabileceğim anlamına gelmiyor. Bir de zaten benim kalkanım değil, aksine korumasız bırakmak için üzerime doğrulan bir silahsa ‘hukuk’, masallar yasalardan daha inandırıcı geliyor. Sahi, devlet hiç kumpas kurdu mu size? Bana iki kez kurdu, hapse girdim. Hapiste kalasınız diye hiç özel yasa çıkarıldı mı adınıza? Benim için çıkarıldı, kaldım. Şimdi... 187 günlük tecritten sonra 9 Eylül’de tekrar hâkim karşısında olacağım. Farkındayım; gazetecilik uğruna ödenen bedelde ne ilkim ne de son... Yüzyıllar önce Voltaire demiş: ‘Bir gün her şey çok iyi olacak, umudumuz bu; Bugün her şey çok iyi, yanılgımız da bu.’ Bu umut ve gerçekçilikle Silivri’den selamlar...”