Batı’nın Yeni Erdoğan’ı: İslamcı ve Otoriter

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. İlker Birbil ve Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Koray Çalışkan’ın yaptığı bir araştırma Batı dünyasında Recep Tayyip Erdoğan algısının ciddi bir dönüşüme uğradığını gösterdi. Son 10 yıl içerisinde Erdoğan hızlı bir ivmeyle “İslamcı” ve “Otoriter” bir lider olarak görünüyor.

05 Kasım 2014 Çarşamba, 08:37
Abone Ol google-news

New York Times’ı “en hafif tabiriyle edepsizliktir, alçaklıktır, adiliktir” diyerek eleştiren ve “yalan haberler” basmakla itham eden Recep Tayyip Erdoğan, aynı gazetede kendisi hakkında çıkmış binlerce olumlu ve övgü dolu haberi okusa şaşırırdı. Erdoğan hakkında toplam 1.472 haber ve 44 başyazıda yayımlanan 1.2 milyon sözcüklük New York Times neşriyatı incelendiğinde son 10 yıl içerisinde Erdoğan haberlerinin pozitif ya da negatif tonunda ciddi bir kayma olmadığını, aslen Erdoğan’ın siyaset yapma tarzında önemli bir değişiklik olduğunu söyleyebiliriz. Araştırmamız, New York Times’ın sağladığı Yazılım Programlama Arayüzü (API) sayesinde topladığımız verilere dayanıyor. Ulaşılamayan sayfaları, blogları ve doğrudan Erdoğan’la ilgisi olmayan haberleri çıkarıp bir araya getirdiğimiz veriler, 1 Ocak 2004 ve 10 Ekim 2014 tarihleri arasında çıkan haber ve yorumları kapsıyor. Son yıllarda geliştirilen metin analiz teknikleri vasıtasıyla, bilgi ve yorum madenciliğinde bilim insanlarının sıkça başvurduğu SentiWordNet isimli kelime havuzu kaynağını kullanarak, Erdoğan üzerine yapılan tüm yayımların duygu derecelerini hesapladık.

Batı medyası 10 sene önce Erdoğan’ı demokratikleşmenin yıldızı olarak görüyordu. Türkiye basını ve birçok siyasi aktör de bu sonucu paylaşıyordu. Erdoğan’ı liberal ve sol cenahtan eleştirenler dahi birçok anayasa değişikliğine destek vermiş ve bu tavırlarını artık kötü bir şöhret sahibi olan “Yetmez ama evet” sözcükleriyle tarif etmişlerdi. Son 10 yılda çok şey değişti. Gezi Direnişi yalnızca sekiz genç göstericinin canına değil, Erdoğan’ın karizmasına da mal oldu. Erdoğan’ı protesto edilmeden konuşturabilmek için akademik açılış törenine öğrencileri almayan Marmara Üniversitesi gelinen durumun ilginçliğini en ironik haliyle gösterdi. Erdoğan’ın Twitter’ı kapatması, YouTube’u birkaç defa karartması, medya ve yargıyı kontrol altına almak istemesi, Suriye ve Irak’taki İslamcı teröre karşı net bir tavır takınmaması dünya çapındaki itibarını çok hızlı ve güçlü bir şekilde yerle bir etti. Bu itibar sortisine rağmen, New York Times’da Erdoğan hakkında çok olumsuz haberler çıkmadı. Son 10 yılda gazetede çıkmış haberlere baktığımızda olumsuz duygu derecelerinin hafifçe yükseldiğini, yani Erdoğan hakkında çıkan haberlerde ciddi bir eleştirel ton artışı yaşanmadığını gördük. Şekil 1 ve 2, Erdoğan haberlerinin normalize edilmiş negatif ve pozitif duygu z-değerlerini gösteriyor. Bu analize göre gazetenin Erdoğan hakkında uzun süredir objektif haber yaptığını ve New York Times’ın Erdoğan karşıtı hissi bir savruluş yaşamadığını söyleyebiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 1: Erdoğan hakkında çıkan başyazıların duygu z-değerleri

Şekil 1’deki pozitif zirve Erdoğan hakkında 2011 seçimleri ertesinde yazılan gayet olumlu bir başyazı nedeniyle ortaya çıkmış. Duygu değerinin dip yaptığı an ise Nisan 2014’te, Erdoğan’ın Twitter’ı “toplumun baş belası” olarak nitelediği zaman ortaya çıkıyor. Kamuoyunun ilgisini yolsuzluk skandallarından uzaklaştırmak için Erdoğan’ın Siyonistlerin ve diğer Batılı faiz lobilerinin Türkiye “operasyonlarını” gündeme getirmesini New York Times’ın eleştirdiği zamanlarda da benzer bir z-değeri düşmesi görüyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 2: Erdoğan hakkında çıkan tüm neşriyatın duygu z-değerleri

Böyle eleştirel yazıların tamamının Böyle eleştirel yazıların tamamının Erdoğan’ın aleyhine olduğunu düşünmemek gerek. Aksine, mesela Anayasa Mahkemesi, Erdoğan’ın partisini kapatmayı denediğinde New York Times bu adımın demokrasiye dair çok ciddi bir tehdit olduğunu yazmıştı. Ancak bu negatif ton, Erdoğan hakkında değil, yargının vesayetçi tutumuna dairdi. Erdoğan hakkında bu dengeli yayın grafiğinin gizleyemediği çok ilginç bir gerçek var. Şekil 3’te görüneceği gibi son 10 yıl içerisinde “Erdoğan” ve “Avrupa Birliği” sözcükleri daha az birlikte anılır olmuş. Son dört seneyle karşılaştırıldığında Erdoğan’ın Avrupa’yla alakası 10 yıl önce tam 10 kat daha fazla görünmektedir. (Şekil 3, 4 ve 5’te görselleştirilen değerler, en yüksek frekansa bölünerek hesaplanmıştır. 2014 yılının son üç aylık dönemi için veri oldukça sınırlıdır.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Erdoğan’ın Avrupa ile ilişkilendirilmesi büyük bir hızla düşerken, İslamcılık ve Otoriterleşme
bağlantısının yükseldiğini gözlemlemek mümkün. 10 yıl önce Erdoğan haberleri onu daha çok Avrupalılık ve Avrupa Birliği ile ilişkilendirirken şimdi müthiş bir süratle İslamcılıkla bir arada anıyorlar. Şekil 4 bu değişimi anlatıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gezi Direnişi’nin ortaya çıkışı ve sönümlenmesi akabinde IŞİD’in Ortadoğu siyasetine yön verebilecek kadar güçlenmesi, 10 yıl önce demokratikleşmenin yıldızı olarak görülen Erdoğan’ın artık hızla otoriterlikle ilişkilendirilmesine tekabül ediyor. Şekil 5 bu dönüşümü gösteriyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Demokratik dünyada hiçbir otoriter liderin baskıcılıkla tutunabilmesi mümkün değildir. Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası basında çıkan haberlerdeki negatif tonu değiştirmek için yapması gereken basını eleştirmek değil, kendi iç ve dış politikasını gözden geçirmek olmalıdır.

Prof. Dr. İlker Birbil, Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğretim üyesi. Matematiksel programlama ve yöneylem araştırması konularında araştırmacı. Doç. Dr. Koray Çalışkan, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi, Princeton Üniversitesi Yayınları tarafından basılan Market Threads isimli kitabın yazarı.