Bazı yaralar kapanmaz

Demet Cengiz'in ilk romanı Adımı Deniz Koydular piyasaya çıktı. Biri doğuda diğeri batıda geçen iki aile içi sevgisizlik öyküsüne Türkiye’de ve dünyada yaşanan önemli siyasi ve ekonomik gelişmeler eşlik ediyor.

10 Temmuz 2021 Cumartesi, 15:55
Bazı yaralar kapanmaz
Abone Ol google-news

Gazeteci yazar Demet Cengiz ile ilk romanı Adımı Deniz Koydular için buluştuk Gerçek bir hikayeden kurgulanan romanda aile içi şiddetten cinsel istismara, ağır yoksulluktan ayrımcılığa görmezden gelinen tüm acılar ortaya dökülüyor. Biri doğuda diğeri batıda geçen iki aile içi sevgisizlik öyküsüne Türkiye’de ve dünyada yaşanan önemli siyasi ve ekonomik gelişmeler eşlik ediyor. AKP'nin iktidara gelişi, Ergenekon operasyonları, Haziran Direnişi gibi yakın tarihten çarpıcı olaylar hatırlatılıyor. Boynumuza asılmış kaderlerimiz sorgulanıyor.

* İlk romanın yayınlandı. Okurken içim buruldu ve gerçekçiliği karşısında etkilendim. Gerçek hikayeden esinlendiğin kahramanlarla yolun nasıl kesişti, fikir nasıl doğdu?

Romanın kahramanı Deniz ile yollarımız enteresan bir biçimde kesişti. Kadersel bir karşılaşma diyelim. Bazen biriyle karşılaşırsın ve ruhunun derinliklerini gördüğünü hissedersin. Deniz bana içini açtı. Onun bir hikayesi olduğunu gördüğüm ilk an hissetmiştim. O da benim onu hissettiğimi hissetti. Sesinin duyulmasını istiyordu. Ben sadece ses oldum, diyelim. Romanın çekirdeği onun hikayesidir ama elbette bu bir kurgu roman.

* Kederin kader olmadığı bir örnek Deniz. Kendi hayatının kurbanı olmaktansa sahibi olmayı başaran Deniz bunu nasıl başardı?

Romanın adını, “Adını Deniz Koydular, kuşlar boynumuza dolandığında” koyma nedenim kader vurgusu… Kuşlar boynumuza dolandığında İsra Suresi’nden. Deniz’in kaderi boynuna dolandığında adını Deniz koyuyorlar. Adlarımız kaderimizdir. Ona başkaları karar vermiştir. Yaşadığı yoksul mahalleden çıkması da onun kaderi çünkü o kararı da kendisi vermiyor. Fakat verilen kararların gereklerini yerine getiriyor. Kararlarımız ve kararlarımızı eyleme geçirmemiz ise bize biçilen kaderin dışına çıkmamızı sağlıyor.

* Yaralar kapanmaz mı? Tamir edilemez mi? Tamir edilmese Deniz bunca yolu katedebilir miydi?

Bazı yaralar kapanmaz. Özellikle de savunmasız birer çocuk olduğumuzda en sevdiklerimizden, bizi en çok sevmesi gerekenlerden aldığımız yaralar… Biz kapandıkları sansak bile yetişkin hayatlarımızda her ayağımız tökezlediğinde o yaralı çocuk hallerimize döneriz sık sık. Yolu, her şeye rağmen yürüyebilmek mesele. Yaralı yaralı, kanaya kanaya yürümek…

* Sevgisiz bir aile. Yaralı babalar ve daha yaralı kız çocukları. Biz kadınların en zor aşılan sorunlarından biri sanırım. Yaralı kadınlar bildiği yolu seçip, ezber bozmadan yaralı erkek mi seçiyor?

Anne ve baba sevgisi çok önemli. Bu yüzden bu kitap anneli öksüzler, babalı yetimler için yazıldı ve dünyadaki tüm hırpalanmış çocuklara adandı. Bize annemizin sütü kadar helal sevgiyi alamadığımızda bunu hep dışarıda arıyoruz. O yoksunluğu gidermek için herkes başka bir yola başvuruyor. Deniz uysallığı seçiyor. James önce sağlıksız bağlanmayı, sonra da kavuştuğu o sevgiden tatminsiz bir biçimde daha fazlasını istiyor. Ön planda Deniz ve James var ama daha arka planda kalan hırpalanmış çocuklardan bazısı duygusal yoksunluğunu gidermek için yeme ve seks aşırılığına düşüyor, bazısı öfkeye sarılıyor.

* Deniz ve James güvensiz bağlanmadan güvenli beraberlik yaratmış iki kişi. İkisi de kendi aile özleminde arayış içindeler. Hayalini kurdukları, idealize ettikleri aileyi kurabilecekler mi?

Bunu kuranlar, başaranlar var fakat aynı olaylar karşısında herkes farklı tepkiler veriyor; aynı deneyimlerden insanlar ne kadar farklı tecrübelerle çıkıyor. İkisininki de “gerçek aile” özlemi… Sevgi içinde bir aile. Bunu bulunca, o aileyi kurunca bunu korumak da isteyebiliyor insan, kendi mutluluğunu sabote de edebiliyor. Hepsi insana özgü…

* İyi aile var mıdır?

Bunca yıllık gazetecilik, yazarlık, gezginlik serüvenimden sonra diyebilirim ki çok az iyi aile var. Çoğumuz ilk yaralarımızı ailelerimizden aldık. Olağanüstü kötü deneyimler olması da gerekmiyor ama insanda yer ediyor, travma yaratıyor. Aile, ev her zaman en güvenli yer değil. Fakat var. iyi aile, sevgi dolu aile, bireylerin birbirine sevgiyle bağlı olduğu aile var.

Deniz ile James’in yaşadıklarını okurken çok etkilendim. Özellikle çocuk istismarı, aile içi şiddet, tecavüz ve bunların kurbanlarının yaşadıklarına odaklanarak birebir yaşamış insanların deneyimleriyle anlatıyorsun. Ve tarihler değişse de olaylar değişmiyor. Türkiye Elmalı da istismar skandalı dehşetle izliyoruz. İki kardeş öz annesi ve üvey babası tarafından istismara uğradı. Ve adalet yerini bulmadı. Sanal kahramanlıklar havada uçuşurken sadece izliyoruz. Sence bu çocuklar da Deniz gibi kaderlerini baştan çizebilecekler mi? Ne söylemek istersin?

Bizde çok güzel bir dua vardır. “Allah iyi insanlarla karşılaştırsın” deriz. Karşılaştığımız insanlar çok önemli. kendini koruyamayan çocukları korumak, sesi çıkmayan çocukların sesi olmak. Bu rehberler, bu ışığıyla yolu aydınlatanlar çok kıymetli. Türkiye’de de görünmez kanatlarını çocukların üzerine seren epey kahraman var. iyi ki varlar. Fakat her şeyi bu pelerinsiz kahramanlardan, sivil toplum kuruluşlarından beklememeli. Elmalı davasında hepimizin içi kıyıldı. Önce adalet sağlanacak. İşleyen bir hukuk sistemi olursa bu çocuğu kendi ailesine karşı bile koruyabilir. Korumalı! Eşitlik, deyip geçiyoruz. Hukuk bunun için var. Güçsüzü güçlüyle eşit kılabilmek için var. Adaletin olmadığı yerde güçsüzü kim, nasıl koruyacak.

Demet Cengiz, Ebru D. Dedeoğlu'na konuştu.

* Deniz’in annesinden de hareketle bir anne ya da baba nasıl bu kadar sevgisiz ve kötü olabilir? Bu zavallılığa iten nedenler ne olabilir sence?

Sevgisizlik. Aile mirası… Mutsuz büyümüş insanlar anne baba olduklarında çocuklarını mutlu edemiyor. Aile sevgi esasıyla mı kurulmuş? İnsanları zorla evlendiren, kaç çocuk yapacaklarına bile karışan bir düzen… Bir tecavüz mağdurunu, tecavüzcüsüyle evlendirirken nasıl bir aile kurmalarını bekliyoruz ki? Bu insanlar birbirini sevebilir mi? Çocuklarını sevebilir mi?

* Türkan Saylan ve kardelenler. Deniz’in ve birçok kardelenin hayatının dönüm noktası. Biraz bahseder misin?

Türkan Hoca başta pek çok kanatsız melek var bu ülkede. Onlar binlerce çocuğun, insanın kaderini değiştirdi. ÇYDD’nin burslarıyla okumuş bugün beyaz yakalı olan, girişimci olan, kendi ayakları üzerinde duran pek çok kişi tanıdım. Bazıları arkadaşlarım. Onlarla konuşursanız size değişen kaderlerini anlatırlar. Bu kanatsız meleklerin hakkı ödenmez. Şu kokuşmuş dünyada onlar hiçbir kişisel çıkar elde etmeden, karşılaştıkları onca güçlüğe rağmen kendilerini talihsizlerin kaderini değiştirmeye adadılar.

* Daha önceki kitapların iş dünyası ile ilgiliyken şimdi ilk romanınla karşımızdasın. Devamı gelecek mi?

Bu benim yürümek istediğim yol. Ve bu kendimi adamak istediğim yoldur. Bu yolu yürürken bir kişiye dokunmak bile beni mutlu eder.

* Deniz ile James ‘i okurken bir kez daha anladım ki gerçek ilişkinin yolu büyük emeklerden geçiyor. Günümüzde ise hızlı yaşadığımız hayatlarda ilişkilerde bir o kadar hızlı. Kısa yolsan büyük aşklar arıyoruz. Ne dersin bu konuda?

Bir zamanlar ormanda küçük ağaç bir evim vardı. Fazla gidemezdim oraya ama bahçemde dört mevsim güzel çiçeklerim olsun isterdim. Yol üstünde gördüğüm fidanlığa gittim ve “Bakamayacağım, ilgilenemeyeceğim, belki vaktinde su veremeyeceğim ama dört mevsim çiçeklerim olsun istiyorum. Böyle bir bitki var mı” diye sordum. Karşımdaki adam “Var ama onları biz satmıyoruz. Plastik çiçekler alıp koyun bahçenize” dedi. Bana çok güzel bir ders verdi. Emeksiz hiçbir şey olmuyor. Bahçende bitkiler, çiçekler olsun istiyorsan emek vereceksin. Sulayacaksın, gübreleyeceksin, budayacaksın, ara sıra toprağını eşeleyip havalandıracaksın. İstediğiniz güzel, gerçek bir çiçekse emek vereceksiniz. Emek vermeyecekseniz plastik çiçeklere koşacaksınız. Onlar da ne büyür, ne güzel kokular yayarlar.

* Her röportajımda yemekle ilgili sorular soruyorum. Yemekle aran nasıl? Güzel yemekler yapıyor musun?

Yemekle aram çok iyidir. Yemeyi, yapmaktan daha çok severim. Sevgiyle pişmiş, sevgiyle bölüşülen her yemek diğerlerinden daha lezzetlidir. Pek yemek ayırmam, insan hariç her şeyi yerim.  Yeter ki lezzetli olsun.