Biat kültürü olmayınca...

Bu yıl Kanada’da önceki yıllara göre kış oldukça zorlu geçiyor. Özellikle geçen haftalarda büyük kentlerde aşırı kar yağışı, yollarda kar temizleme çalışmalarında yaşanan aksaklıklar kent sakinlerini yıldırdı; bir de Montreal’in tam bir şantiyeye dönmüş olması göz önüne alınacak olursa, varın, yurttaşların hoşnutsuzluklarını siz tahmin edin...

30 Mart 2019 Cumartesi, 21:07
Abone Ol google-news

Ancak Kanadalıların bir aydan fazla bir zamandan beri gündeminde başka bir konu var; o da eski federal Adalet Bakanı ve Genel Savcısı’nın istifası, Montreal kökenli bir dünya devi mühendislik kuruluşu SNC-Lavalin konusu. SNC-Lavalin Ankara Metrosu’nun yapımında da görev almış bir kuruluş. Hükümetteki görev yerinin değiştirilmesi, kendisinin Savaş Gazileri ve Ulusal Savunma Bakanlığı’na getirilmesi üzerine bir ay sonra istifa edip Başbakan Justin Trudeau ve çevresini suçlayan Jody Wilson-Raybould’la ilgili ülkede büyük bir tartışma başladı.

‘Baskı’ iddiası

Kanada tarihinde hükümette görev yapan ilk yerli olan eski Adalet Bakanı ve Genel Savcı Jody Wilson-Raybould’un açıklamaları, dolayısıyla muhalefet partilerince istifası istenen Başbakan Trudeau bir basın toplantısı yapmak zorunda kaldı. Konu Wilson-Raybould’un SNC-Lavalin kuruluşuyla ilgili Trudeau ve Başbakanlık çevresinin kendisine baskı kurduğu savlarıydı.

Wilson-Raybould’un Meclis Adalet Komisyonu’nda verdiği ifadeye göre, Trudeau, bazı danışmanları ve ayrıca bir bakan, SNC-Lavalin’e yönelik ceza kovuşturmasını sonlandırması için “üstü kapalı tehditler” de içinde olmak üzere kendisine baskı uygulamışlardı. Ayrıca Wilson-Raybould, davanın mahkeme dışında anlaşma yoluyla çözülmesi konusunda savcıları görevlendirmesi için yetkililerin geçen yıl eylül ile aralık ayı arasında kendisini sıkıştırdıkları iddiasında da bulundu.

Montreal kökenli SNC-Lavalin kuruluşu 2015 yılında ihalelerin kendilerine verilmesini güvence altına almak amacıyla Muammer Kaddafi’nin görevde olduğu 2001 ve 2011 yılları arasında Libya’daki yetkililere rüşvet vermekle suçlanmıştı.

Kıyamet de bundan sonra koptu. Muhalefet Trudeau’nun istifasını isterken Wilson-Raybould’dan sonra bu koşullar altında hükümette hizmet veremeyeceğini açıklayan Hazine Bakanı Jane Philpott’tan başka, Başbakanlık bürosundan bir üst düzey danışman Gerald Butts da istifasını verdi. Butts, kendisinin herhangi bir usülsüzlüğe karışmadığını, ancak hükümetin rahat çalışması için istifa ettiğini söyledi. Butts da Adalet Komisyonu’na verdiği ifadede, kendisinin ve arkadaşlarının Wilson-Raybould’a herhangi bir baskı kurmadıkları, sadece Başbakan’ın direktifleriyle bağımsız bir kuruluştan da görüş alıp kararını ona göre vermesini önerdiklerini söyledi.

Gözlerin çevrildiği Başbakan Trudeau ise sonunda sessizliğini bozarak yaklaşık iki hafta önce bir basın toplantısı yaptı ve suçlamaları reddetti. Ne kendisinin ne de görevlendirmiş olduğu ekip arkadaşlarının herhangi bir baskı kurduklarını, hükümetinin 9 bin kişilik iş kaybını önlemeye çalıştığını, belki başka bir çözüm yolu bulunabilir diye öneride bulunulduğunu, ancak son sözün elbette bakanda olduğunu bildirdiklerini açıkladı.

Yıl sonuna doğru seçimlerin yapılacağı Kanada’da ilk kez böylesine zor anlar yaşayan Trudeau’ya karşı çıkan iki bakan parti grubunda kalmayı kabul ederken gelecek seçimlerde de yeniden adaylıklarını koyacaklarını açıkladılar. Özür dilemek gibi bir konu olmadığını açıklayan Trudeau, ancak şu birkaç aydır yaşananlardan oldukça önemli dersler çıkardığını bildirdi.

Bizim çıkardığımız ders ise bambaşka. Bir iktidar partisinin önemli bir bakanının ve genel savcısının hükümete, dolayısıyla başbakanına başkaldırıp herhangi bir baskıyı kabul etmediğini açıklaması, Adalet Komisyonu’nda sözlerini yineleyip hükümet arkadaşlarını suçlaması ve elbette başına bir şey gelmeden meclis görevine devam etmesi... Biat kültürü olmayınca böyle oluyor... Başbakan Trudeau’nun dikkat çektiği önemli bir konu da “hukuk kurumlarının sağlıklı işlediği” konusuydu... Darısı başımıza...
[email protected]