BİFO Londra'yı büyüledi

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın önceki akşamki konseri uluslararası dinleyici kitlesince hayranlıkla izlendi. Şef Goetzel yönetimindeki orkestranın enerji ve aşkla çalışı, ruhumuzu serinletti, sınır tanımayan müziğin birleştirici gücünü bir kez daha kanıtladı.

30 Temmuz 2014 Çarşamba, 23:19
Abone Ol google-news

Benim gibi memleketinden uzakta, İngiltere’de yaşayan Türkler için 2014 yazının en önemli etkinliklerinden biri önceki akşam Londra’daki Royal Albert Hall’da BBC Proms kapsamında ilk defa İngiltere’ye davet edilen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın uzun zaman dillerden düşmeyecek performansıydı. Londra’da Türklerin düzenlediği etkinliklerin çoğuna Türkler davet edilip katılırken, önceki akşamki konserde oldukça uluslararası bir seyirci kitlesi görmek mümkündü.

Sascha Goetzel şefliğinde Türkiye’nin sıcak havasından gelen BİFO bizleri ilk selamladığında çoğumuz bu konserden ne beklememiz konusunda tereddütlüydük. Sonuçta Balakirev’den “Oryantal Fantezi”, Holst’tan “Beni Mora”, ardından BBC’nin özel olarak sipariş etmiş olduğu ve dünya prömiyeri gerçekleşecek olan Sergey Prokofiev’in torunu Gabriel Prokofiev’in “1914” başlıklı Birinci Keman Konçertosu konserin ilk yarısının bile ağır geçeceğine işaret ediyordu, özellikle yaşını almış İngiliz dinleyiciler için. Fakat öyle olmadı, BİFO eserlerin her birini öylesine bir enerji ve aşkla, öylesine bir alınteri ve mükemmeliyetle icra etti ki, ruhumuz serinledi, tenimizdeki ter uçup gitti.

Konser Doğu’nun müziğinden ağırlıklı olarak etkilenmiş 19. yüzyıl Rus bestecisi Balakirev’in “İslamey” ya da “Oryantal Fantezi” başlıklı eseriyle görkemli bir başlangıca şahit oldu. Goetzel her zamanki gibi coşku dolu tavrıyla orkestrasını yönetirken, timpanist Torino Ioan Tudorache’nin enstrümanını çalmaya başlamadan önce sağ elindeki batona bir öpücük kondurması çok hoştu.

BİFO İngiliz besteci Holst’un orkestra için yazdığı ilk olgun bestesi olarak kabul edilen “Beni Mora – Orkestra için Oryantal Suit”le devam etti. 1908’de Cezayir’de geçirdiği dönemden etkilenerek bir sonraki yıl bestelediği Oryantal Dans eserinden yola çıkarak genişlettiği eserin BİFO performansında özellikle orkestranın perküsyon bölümünün gücü dinleyenleri hayran bıraktı. Kim demiş kadınlar perküsyon çalamaz diye! Öyle diyenler bu konsere gelmeliydiler!

Gabriel Prokofiev’in I. Dünya Savaşı’nın başlangıcının 100. yılını anmak üzere bestelediği “1914”, yaş ortalaması 50 ile 60 arasında olan dinleyicilerin pek hoşuna gitmemiş olsa da, müzikte soyutluğu kabul edebilen dinleyiciler tarafından çok beğenildi. Gecenin solisti keman virtüözü Daniel Hope’un teşvikiyle bestelenmiş bu keman konçertosuna, hem hayatta hem de savaş ortamında bireyin tek başına hayatta kalma çabasının müzikal bir yorumu olarak bakıldığında orkestranın bütünlüğü gerçekten nefes kesici bir hal alıyordu.

Aradan sonra İngiliz dinleyicilere daha çok hitap edebilecek iki beste vardı. Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası uvertürü ve Haendel’in “Saba Melikesinin Gelişi”... Haendel’in eserinin icrası BİFO’nun küçülerek baş klarinetçi Ferhat Göksel’in önderliğinde bir oda orkestrası halini alması ve Goetzel’in yönetimi elden bırakıp, çelestanın arkasındaki pufa oturmasıyla gerçekleşti.

Ardından İtalyan besteci Respighi’nin BBC Proms’da ilk defa dinleyicilere sunulan “Saba Melikesi Belkıs” orkestra süiti yine büyük bir başarıyla icra edildi.

Saba Melikesi’nin Kitabı Mukaddes’te, sonraki dönem Yahudi efsanelerinde, Afrika kültürlerinde, İslamiyette ve Hıristiyan tesfirlerinde büyük önemi olduğunu düşünürsek, müziğin insanları, kültürleri ve ülkeleri nasıl güçlü bir biçimde birleştirebildiğine de şahit oluruz. Goetzel de bis parçası olarak Ulvi Cemal Erkin’in 1942’de bestelediği “Köçekçe”yi çalmadan önce müziğin bu birleştirici gücüne dikkat çekti:

“Müzik sınır tanımaz; ahlak ve görkemi bir araya getirip paylaşmayı ister. Dünyayı müzikle daha güzel bir yer haline getirmek istiyoruz. Sizler için Boğaziçi’nden bir eser çalmadan oraya geri dönemeyiz. Türkiye’yi doğusundan batısına birleştiren bir eser olan ‘Köçekçe’yi çalacağız.”