Bir ‘hayal’in peşinde

Köprü Kitaplar koleksiyonu, çocukları ve gençleri, hem çağdaş Türkiye edebiyatının usta yazarlarının daha önce yayımlanmış yapıtlarıyla, hem de günümüzün usta yazarlarının kaleme aldıkları yeni yapıtlarıyla buluşturuyor. Editörlüğünü Semih Gümüş’ün üstlendiği bu dizi, 2010 Memet Fuat Yayıncılık Ödülü’ne değer görüldü. Dizi kapsamında son olarak Berna Durmaz’ın Ağaçlı Gül ve Hayal romanı yayımlandı.

20 Şubat 2021 Cumartesi, 00:36
Abone Ol google-news

 

Okurları Berna Durmaz’ı Notos, Adam Öykü, Sözcükler gibi edebiyat dergilerinde yer alan öykülerinden ve Tepedeki Kadın, Bir Hal Var Sende, Bir Fasit Daire, Karayel Üşümesi, Metal Hayatlar ismiyle edebiyat dünyasına kazandırdığı kitaplarından tanıyor. Ağaçlı Gül ve Hayal, Durmaz’ın çocuklar ve gençler için yazdığı ilk romanı.

Baş karakter Hayal, lise çağına erişmiş olsa da okulu yarıda bırakmak zorunda kalan, küçük bir kasabada büyüyen bir çocuk. Daha önce İstanbul’a gelmişliği yok ancak hayat bir şekilde onun yolunu bu koca kente düşürüyor.

İstanbul’da tek göz odadan ev yapmaya çalışan amcası ve yengesinin yanına, onlara yardımcı olmak ve kendisine söz verildiği gibi okula devam etmek umuduyla geliyor. Canı kadar sevdiği Gül Nine’si uzun zamandır hasta ve amcasında kalıyor ancak fabrika işçisi olan çift, onca maddi zorluğun ve konuşma zorluğu çeken çocuklarının yanında bir de Gül Nine’nin ihtiyaçlarına gerektiği kadar koşamıyorlar.

ŞEHRİN GÜRÜLTÜSÜ VE DEĞİŞEN İNSANLAR

Hayal, gelir gelmez bu şehrin gürültüsünün ve telaşının kendi büyüdüğü yere hiç mi hiç benzemediği gerçeğiyle yüzleşiyor. Hatta, daha acısı bu kentin insanları da değiştirdiğini fark ediyor.

Eskiden evlerine komşu olan güler yüzlü Duran amcasının artık mutsuz ve sinirli biri olduğunu, kendisiyle arasında pek de yaş farkı bulunmayan kuzeni Ertan’ın artık konuşmaya çekindiğini, Gül Nine’sinin de bu karanlık içinde kaybolup gittiğini ve ne yazık ki verilen sözlerin tutulmadığını, hayal kırıklıklarının önemi olmadığını…

Hayal’in yüzleştiği tek şey bunlar olmuyor elbette. Herkesin duyduğu fakat kimsenin sormadığı, evvel zamanda sorulmuş olsa dahi kimsenin yanıtlamadığı bir durumu fark ediyor. Ormandan gelen sesleri…

Yaşadıkları gecekondu mahallesinde, yapımına yeni başlanan evlerden geliyor sesler; ancak makine ya da işçilerin sesleri değil. Bir uğultu bu, geceleri çok daha belirginleşiyor.

KATLEDİLEN DOĞA VE SESSİZLİĞİMİZ!

Hayal, doğayı katledişimizi ve bu kıyım karşısındaki sessizliğimizin sesini duyuyor. Tüm hikâye de bu ses karşısında ne yapacağı konusu üzerine kuruluyor. Tam tekmil bir yabancılaşmayı kabul mü edecek, yoksa bu sesin ne dediğine kulak mı verecek?

Ağaçlı Gül ve Hayal, bir romanı zenginleştirecek tüm unsurlara sahip. Romanın sonuna dek diri kalan merak unsuru metni canlı tutuyor. Ele aldığı küçücük bir mahalledeki, benzer hayatlardan ve insanlardan, farklı öyküler çıkarmayı başarıyor.

Romanı bitirdiğimizde ‘Hayal’i bize bakarken buluyoruz. Gözlerini bize dikip şehirleşme kültürü, yoksulluk, köy okulları, doğanın talanı ve gelecek kaygısı gibi büyük önem taşımasına karşın gündelik telaşlar arasında düşünmeyi ertelediğimiz nice konuyu önümüze getiriyor. Duyduğumuzu inkâr ettiğimiz nice sesle birlikte…

Ağaçlı Gül ve Hayal / Berna Durmaz / Günışığı Kitaplığı / 108 s. / 2021.