Bir manifesto: Yeni Dalga

1950’lerin bitiminde başlayıp 1962’ye dek uzanan Yeni Dalga (Nouvelle Vague) akımında François Truffaut, Agnès Varda, Claude Chabrol, Alain Resnais, Jean-Luc Godard gibi coşkulu, yeni düşüncelerle dolu sinemacılar geleneksel kalıplara sıkışmış burjuvalar için burjuva sineması yapan yönetmenlerin çağı kapandı diye manifestolarını açıklamışlardı.

11 Eylül 2020 Cuma, 12:59
Abone Ol google-news

Agnès Varda-"La Pointe Courte"unu (Paralel Yaşamlar/ 1956)

1950’lerin bitiminde başlayıp 1962’ye dek uzanan Yeni Dalga (Nouvelle Vague) akımında François Truffaut, Agnès Varda, Claude Chabrol, Alain Resnais, Jean-Luc Godard gibi coşkulu, yeni düşüncelerle dolu sinemacılar geleneksel kalıplara sıkışmış burjuvalar için burjuva sineması yapan yönetmenlerin çağı kapandı diye manifestolarını açıklamışlardı. Sinemalarını yeniden yapılandırıp kişisel yaklaşımlarını getirmek istiyorlardı. Akım, öğrenci gösterileri, Cezayir Savaşı, kadın özgürlük hareketi gibi toplumsal olaylardan etkilenerek öteki sanat dallarında olduğu gibi sinemaya da bir özgürlük havası getirdi.

Roger Vadim-"Et Dieu crèa la Femme" (Ve Tanrı Kadını Yarattı/1956)

Yeni Dalga o dönemin aynası oldu, toplumsal gelişmeleri, aile modelinin değişimlerini eleştirerek yansıttı. Fransız sinemasının özgünlük ve yaratıcılıktan giderek yoksun kaldığı bir dönemde çıkan bu akımda yönetmenlerin kişisel, duyarlı yaklaşımları hızla dikkat çekti. Bu yeni anlatım dilinde gerçekçi, estetik, insan davranışına varoluşçu bir yaklaşım, hafif kameraların, aydınlatma araçlarının, doğaçlamanın, gerçek görüntülerin kullanımı, stüdyo dışına çıkarak yaşanan, gerçek mekanlarda yapılan çekimler, dolaylı kurgulamalar, filmsel zaman ve mekanla deneyimleme, plansekansların kullanımı gibi yeni olgular, teknikler yer alıyordu.

Alain Resnais-"Geçen Yıl Marienbad"da (L’année Dernière a Marienbad/1961)

İtalyan Yeni Gerçekçilik akımınından da etkilenen Yeni Dalgacılar, sosyal, politik, ekonomik değişimlerin izinde filmin asıl sahibi ve yaratıcısı yönetmendir ilkesini savundular. Akım tüm dünya sinemasını sararak yaratıcı sinema kavramını da oluşturdu. Yeni Dalgacılar kısa filmlerini çekerken Yeni Dalga’da yer almayan Roger Vadim ilk filmi "Et Dieu crèa la Femme"ın (Ve Tanrı Kadını Yarattı/1956) başarısıyla büyük bir tecimsel başarı kazandı. Cinselliğini arayan özgür kadın karakterini yönetmenin eşi Brigitte Bardot yorumladı. Alain Resnais Yeni Dalgacılardan önce film yapmasına karşın "Hiroşima Sevgilim" (Hiroshima Mon Amour/1959) ve "Geçen Yıl Marienbad" (L’année Dernière a Marienbad/1961) filmleriyle Yeni Dalga akımında yer aldı.

Alain Resnais-"Hiroşima Sevgilim" (Hiroshima Mon Amour/1959)

1959’da 24 Fransız yönetmen ilk filmlerini çektiler. Sinema tarihçisi Georges Sadoul, Agnès Varda’nın "La Pointe Courte"unu (Paralel Yaşamlar/ 1956) Yeni Dalga’nın ilk filmi saydı. Filmin kurgusunu  akımın ustalarından Alain Resnais (Hiroşima Sevgilim/ 1960) yaptı. Kurmaca ile belgeseli içiçe geçiren Varda, "Paralel Yaşamlar"da nesnelerin görünür dünyası ile duygu ve düşüncelerin iç dünyası arasındaki ilişkiyi başarıyla betimledi. Film akımın öncü filmiydi, ilk kıvılcımı çakmıştı.

Claude Chabrol-"le Beau Serge" (Yakışıklı Serge/1958)

1958’de Claude Chabrol’ün miras parasıyla çektiği "le Beau Serge" (Yakışıklı Serge) akımın manifestosu oldu. Chabrol’ün çocukluğunu geçirdiği Sardent taşrasında gelişen yapım tecimsel Fransız sinemasının dışında ayrıksı bir çalışmaydı. Kurduğu yapım şirketiyle Yeni Dalgacıların filmlerini destekleyen Chabrol, "A bout de Souffle"un (Serseri Aşıklar/1960) teknik danışmanlığını da yaptı.

Jean-Luc Godard-"A bout de Souffle" (Serseri Aşıklar/1960)

François Truffaut’nun "les Quatre Cents Coups"su (400 Darbe/ 1959) akımın yönetmenlerinin kalem-kamera olarak benimsedikleri yöntemin özenle işlendiği bir çalışmadır. Değişen çekirdek aile olguları filmde netlikle izlenir. Truffaut’nun bir düşüncesinden yola çıkan Jean-Luc Godard, "Serseri Aşıklar"da Amerikan gerilim türünün eleştirisini yapar. Hiçbir bağı olmayan başıboş genç bir adam araba çalar, adam öldürür, aşık olur, polisçe izlenir, budalaca ölür. Sinemanın günümüzde çok başka bir boyuta geçtiğini belirten Godard, Yeni Dalga’nın metin nedir, görüntü nedir, ikisini nasıl birleştirmeliyiz gibi sorular sorduğunu, senarist ve yönetmenin tek kişi olduğunu belirtir. Godard, 1950’lerden beri protest, militant kimliğini, sanatını özenle koruyarak yolunda yürümeyi hala sürdürüyor. Yürümeyi hala sürdürüyor.

François Truffaut-"les Quatre Cents Coups" (400 Darbe/ 1959)

1950’lerden beri düşündürücü, yetkin, etkileyici filmler çeken Agnès Varda, Claude Chabrol, François Truffaut, Alain Resnais, Jean-Luc Godard’ın dünya sinema tarihindeki özgün yerlerini daima koruyacakları kesin.