"Böyle bir açılım komik..."

Gazeteci Emin Çölaşan hükümetin 'Kürt açılımı' adı altında gerçekleştirdiği sürecin komik olduğunu belirterek, "Bu süreç tamamen hikayedir. Açılımlarla, demokratikleşme hareketleriyle Türkiye'de yapılacak hiçbir şey yoktur" dedi.

05 Ağustos 2009 Çarşamba, 09:49
Abone Ol google-news

'Kürt açılımı' konusunda iktidarın kendi kendine gelin güvey olduğunu vurgulayan Emin Çölaşan, "Daha önce böyle bir iktidar Türkiye'ye hiç gelmedi. Yaşananları hayretle, ibretle ve dehşetle izliyoruz" diye konuştu.

Öncelikle terör örgütünün silahlarını bıraktığını açıkça ilan etmesi ve cezası ne ise çekmeye razı olmasının önemini vurguyalan Emin Çölaşan "Ondan sonra devlet bir takım açılımları yapabilir. Çünkü açılım diye başlattıkları hareketin hiçbir dayanağı, temeli, esprisi olmadığını hepimiz gördük" ifadesini kullandı.

Çölaşan Polis Akademisi'nde yapılan Kürt Çalıştayı'na ilişkin Çölaşan şunları söyledi: "Çalıştaya çağrılan gazetecilere bir bakın. Hepsi AKP'nin en büyük yandaşları hepsi AKP iktidarına en büyük desteği veren gazeteciler. Niye başka gazeteciler yok? Niye başka bilim adamları yok, başka sosyologlar yok, ekonomistler yok. Yani böyle bir açılım sadece komiktir. Kendi kendilerine gelin güvey olmaktır. Dolayısıyla bu iş dipsiz bir kuyudur."

Emin Çölaşan hükümetin 'Kürt açılımı' adı altında gerçekleştirdiği sürecin komik olduğunu belirterek, "Bu süreç tamamen hikayedir. Açılımlarla, demokratikleşme hareketleriyle Türkiye'de yapılacak hiçbir şey yoktur" dedi. AKP iktidarının kamuoyunu aldatma çabasında olduğunu belirten Çölaşan şunları kaydetti: "Bunlar zannediyorlar ki böyle iyi niyetle yahut göstermelik olarak yaptığı davranışlar olumluya dönecek. Olumlu falan hiçbir şey yok aslında. Yani burada bütün hikaye şudur. Karşımızda bir dipsiz kuyu var, doymak bilmeyen bir canavar var. Türkiye'nin özellikle Güneydoğusu'nda, Doğusu'nda ama bazen de Batı bölgelerinde yapılan toplantılarda karşımıza çıkan tabloyu hep birlikte izliyoruz. Bunlar Abdullah Öcalan'ın posterleriyle, Kürtçe nutuklarla, Kürtçe konuşmalarla yerel açıdan özerklik istekleriyle, böyle anlamsız saçma sapan şeylerle karşımıza çıkıyorlar. Dolayısıyla iktidar bu doymak bilmeyen canavarı besleyip doyuracaklarını zannediyor ama yanılıyor. Yarın öbür gün siz bu Kürtçülere ödün verdikçe bunlar daha fazlasını isteyecekler. Nedir o daha fazlası özerlik istekleri başlayacak. Güneydoğu'daki belediyelerde, yerel yönetimlerde özerklik talepleri başlayacak. Ondan sonra sıra gelecek Abdullah Öcalan'ı muhatap kabul edin olayına. Ondan sonra, 'Abdullah Öcalan'ı hele bir çıkartın, buna bir af getirinde ondan sonra konuşmaya başlayalım' diyecekler. İş bu noktaya doğru gidiyor, hepimiz duyuyoruz bunu. Tabii ki Abdullah Öcalan'ı devletin tahliye etmesi kolay bir iş değil ama pazarlık kızıştığı zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin karşısına bu talepler gelmeye başlayacak hikaye budur. Bunlar kamuoyunu aldatıyorlar."

Bu dipsiz kuyuya taş atılmasının silahlı terör örgütlerinin cesaretini arttıracağına dikkat çeken Çölaşan, "Yani Kürtçüler, Kürtler demiyorum, Kürtçüler Türkiye'de silahla bugüne kadar 35–40 bin insanımızın canına mal oldular. -İşin ekonomik boyutunu falan geçiyorum.- Bu kayıpların 6–7 bin tanesi general rütbesinden başlayarak ere kadar şehitlerimizdir. O zaman bu kayıpların hesabı sorulmayacak mı bunlardan? Bu nasıl iştir, nasıl bir mantıktır? önce sen bunları dağdan indirirsin silahlarını bıraktıklarını açıklarlar. Ondan sonrada gerekirse bunların ilgili kişileriyle bir takım görüşmeler yaparsın. Ama öyle açılımdı tarihi fırsat falan bunların hepsi palavradır. Milleti uyutuyorlar, olay budur" dedi.

Çölaşan son olarak şunları söyledi: "Medyaya yansıyan, aldığımız duyumlara göre, 15 Ağustos bu PKK olaylarının Eruh ve Şemdinli baskınlarının 25. yıl dönümünde Abdullah Öcalan İmralı'dan açıklama yapıp yol haritası verecek. Şimdi öyle bir komik olay yaşıyoruz. Hükümet Abdullah Öcalan'dan önce davranmak için bu çalıştayları başlattı. Yani biz başlattık bunu falan demeye getiriyorlar. 15 Ağustos'ta bakalım beyefendi İmralı'dan neler yumurtlayacak hep beraber göreceğiz. Hikaye budur."