Bozcaada Caz Festivali Kurucu Ortağı Gizem Gezenoğlu, bu yılki festivali anlattı

Bozcaada Caz Festivali, 20-21-22 Ağustos tarihleri arasında 5. kez müzikseverlerle bir araya geliyor.

13 Ağustos 2021 Cuma, 04:00
Bozcaada Caz Festivali Kurucu Ortağı Gizem Gezenoğlu, bu yılki festivali anlattı
Abone Ol google-news

Bozcaada Caz Festivali bu yıl 5. yaşını kutluyor. Festival, düzenlendiği yıllarda gördüğü ilgi, kaliteli caz programı ve yan etkinlikleriyle artık her yaz sanatseverlerin tarihlerini merakla beklediği bir kimliğe büründü. Geçen yıl salgın nedeniyle yapılamayan festival, bu boşluğu çevrimiçi etkinlikler ve “Keşif” albümüyle doldurdu. Bu yılki festivale ise salgınla birlikte artan dijitalleşmenin getirdiği yenilikler ve yine salgın önlemlerinin şekillendirdiği içerikler etki etmişe benziyor. Festival bu yıl İlhan Erşahin, Alp Ersönmez, Sonic Boom, Çağrı Sertel ve Maya Belsitzman & Matan Ephrat gibi cazın ustalarını sahnesinde ağırlıyor.

Bozcaada Caz Festivali Kurucu Ortağı Gizem Gezenoğlu, bu yılki festivali anlattı ve ekledi: “Hepimiz çok zorlu dönemlerin içinden geçmeye ve her geçen gün artan felaketlerle şahitlik etmeye devam ediyoruz. Bir arada olmaya, paylaşmaya ve olan biteni tartışmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde bir an önce festivalde buluşmak istiyoruz.”

2 OLUMLU DEĞİŞİKLİK

Bozcaada Caz Festivali’nin geçen yıl yapılamaması ve hâlâ devam eden pandemi, bu seneki hazırlıklarda ne gibi değişikliklere yol açtı?

Geçen sene hayata geçirdiğimiz kapsamlı bir dijital programımız vardı. BCF Keşif albümünün de dahil olduğu müzikten gastronomiye, kültür sanata dair güncel tartışmalardan, Bozcaada tarihine uzanan içeriklerin olduğu, 2020 Agˆustos ayı boyunca 100’e yakın konuk ve sanatçının agˆırlandıgˆı, 20’den fazla çevrimiçi panel ve söyles¸inin yanı sıra Bozcaada’da kaydedilen konserler ve adalılarla özel söyles¸ilerin de yer aldıgˆı bir programdı. Dijtalleşmeyi öğrendiğimiz bu dönem bize çok şey kattı. Hepimizin yaşadığı bir değişim vardı ve bunu festivalin kendisi de yaşadı. Bizim açımızdan olumlu bir değişimdi, Keşif programımızın genişlemesine ve festivalin bir dijital ayağının oluşmasına vesile oldu.
Geçen senelerden farklı olarak bu sene pandemi nedeniyle festival kapasitesinde normalde ağırladığımızdan daha az sayıda seyirci ile buluşacağız. Biz de bunun formülünü müzik dışındaki disiplinlerden oluşan ve adaya yayılan Keşif programındaki etkinlikleri bölerek ve sayılarını artırarak bulduk...
Özetle iki olumlu değişikliğe yol açtı; biri dijitali hayatımıza kattı diğeri ise adaya yayılan Keşif programımızın çok daha büyütmemize vesile oldu.

İKLİM KRİZİ, ERİŞİLEBİLİRLİK VE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ

Festivalin geçen yıllarda da “erişilebilir ve çevre dostu festival” olmak gibi özellikleri vardı. Bu yıla özel yenilikler var mı?

Bozcaada Caz Fetivali’nin hatırı sayılır bir etki alanı var, biz de bu etki alanını altını çizmek istediğimiz önemli konuları gündeme getirerek ortak bir farkındalık yaratmak için kullanıyoruz.

Belirlediğimiz üç savunuculuk alanımız var: birincisi ekolojik dönüşüm ve iklim krizi, ikincisi erişilebilirlik ve üçüncüsü toplumsal cinsiyet eşitliği. Bu üç önemli konu aynı ağırlıkta ve sürekli üzerinde durduğumuz, programda ve iletişimde gündeme getirdiğimiz başlıklar. Özellikle Keşif programında savunuculuk alanlarımıza dair pek çok panel, etkinlik ve buluşma anı olacak.

Ekolojik dönüşüm ve iklim krizi konusunda festivalde çok somut, özellikle festival katılımcılarını hayatlarındaki bazı pratikleri değiştirecek adımlar atıyoruz. Bozcaada yapısı gereği kapalı devre sisteme sahip bir yer ve adada bir festival düzenleyerek bu kapalı devre sisteme en az izi bırakmak üzere çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan da festivalin 50. yılını görmek gibi bir hayalimiz var. Bu hayalimizi de bir motivasyon olarak tutarak 45 yıl sonra adada yaşayabileceğimiz bir doğa, yiyebileceğimiz üzümler, nefes alabileceğimiz bizi çarpan rüzgar kalabilsin diye, etki alanımızdaki kişileri uygulamalar, gündeme getirdiğimiz konular ve adımlarla etkilemek ve adaya en az izi bırakmak niyetindeyiz.

Çalışanlarının çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir ekip olarak diğer savunuculuk alanımız, konu etmek zorunda kalıyor olmaktan üzüldüğümüz bir kapsayıcılık alanı. Müzik sektöründe 2022 yılına kadar tüm festival çalışanlarının, sanatçılarının, katılımcılarının minimum yüzde 50’sini kadınlardan oluşturacağımıza söz verdiğimiz ve bu alandaki niyetimizin bir sözü olarak imzaladığımız dilekçe olan; uluslararası müzik endüstrisinde cinsiyet eşitliğini hedefleyen İngiltere merkezli Keychange programında yer alıyoruz. İngiliz Telif Hakları Meslek Birliği Vakfı PRS Foundation tarafından yönetilen program, festivalleri 2022 yılına kadarki etkinliklerinde yarı yarıya olacak şekilde cinsiyet dengesi sağlamaya teşvik ediyor.

Çalışmalarına ilk defa 2019’da başladığımız ve ilk erişilebilir festival olarak yirminin üzerinden engellenen bireyi festivalde ağırlayabildiğimiz zamandan bu yana erişilebilirlik, her konuda kapsayıcılık hedeflerimizin temellerinden birini oluşturuyor. Yaptığımız tüm çalışmalarda festivalin fiziksel, içeriksel ve iletişimsel erişilebilirliği üzerine çeşitli çalışmalar yapıyoruz.

BİRLİKTE BÜYÜDÜK, ÇEŞİTLENDİK

Festivalin 5 yıllık yolculuğu boyunca neler değişti? Siz bu yolculuğu nasıl tanımlarsınız?

Öncelike biz de festivalle birlikte büyüdük, çeşitlendik... Festivale ise her geçen gün yeni bir şey katma merakımız ile festival de giderek kendi kapladığı alanın çok dışına çıktı, programı ve bölgeye olan etkisi her sene genişledi. Bu yolculuğu tanımlamak için, festivalin kapladığı alanı daha objektif görebilmek adına bu sene bir çalışma yapacağız. Kendi içimizde oluşturacağımız bir çalışma grubunda festivalin bölgeye olan ekonomik, ekolojik, sosyal ve kültürel etkisini tartışacağız ve hem bu 5 yıllık yolculukla neler oldu hem de 50. yıla doğru atmamız gereken adımlar nelere dair bir buluşma yapacağız.

ADAYA EKONOMİK KATKI

Sizce festivalin Bozcaada’ya katkıları nasıl oldu?

Az önce bahsettiğim çalışma grubu 5. yılımızda bize çok daha somut veriler verecek. Festivalin etki alanı geniş ve bu etki alanı olumlu yönde kendi bölgesine de sirayet ediyor. Bunu ilk olarak ekonomik alanda görüyoruz. Festivalin adaya olan ekonomik katkısını ölçümlemek için geçtiğimiz sene kısa bir anket yapmıştık. Daha önceki senelerde ada halkından, işletmecilerden duyduğumuz festivalin adaya olumlu ekonomik etkisi olduğu soyut bilgisini biraz daha somut bir şekilde görmüş olduk. Ayrıca kültürel olarak da hem adaya hem de diğer kültür sanat faaliyetlerine de festivalin olumlu etkisini gözlemliyoruz ve çok mutlu oluyoruz. Bizim de hem Türkiye’de hem de dünyada olan pek çok sanatsal üretimden etkilendiğimiz gibi Bozcaada Caz Festivali de başka kişilere ilham verebiliyorsa ne mutlu.

Bu yıl ne gibi pandemi önlemleri alındı festivalde?

Tüm gerekli önlemleri festivalde biz de alıyor olacağız. Aynı zamanda Bozcaada Caz Festivali açık havada, doğanın içinde bir festival olarak pandemi koşullarına göre oldukça avantajlı. Adanın sınırlı kapasitesine ve kapalı devre sistemine pandeminden önce de uyum sağlayan bir festival yapımız var. Fakat maalesef bu sene festival kapasitesinde normalde ağırladığımızdan daha az sayıda seyirci ile buluşacağız.

İŞTE GÜN GÜN ETKİNLİKLER

Konserler haricinde “Keşif” programı dahilinde gerçekleşen yan etkinlikler, söyleşiler, paneller ve atölyeler hakkında bilgi alabilir miyiz?

Başta bahsettiğim gibi Keşif programı bu sene çok büyüdü ve festival boyunca adaya yayılıyor. Kapsamlı bir program ile sadece festivale katılan seyircileri değil o dönemde adada olacak herkese ulaşacak. Keşif programındaki bazı etkinliklerden bahsetmek isterim. Bu sene açılışı, 19 Ağustos Perşembe akşamı ücretsiz gerçekleştireceğimiz minik bir akustik konser ve ardından “Göğe Bakma Durağı” ismini verdiğimiz ve hep birlikte gökyüzünü izleyeceğimiz ses manzaraları dinletisi ile yapıyoruz. 20 Ağustos Cuma günü ilk kurulunu Bozcaada Caz Festivali sırasında yapacak Türkiye Caz Ağı’nın adada olması vesilesiyle sektörden pek çok profesyonel konuğumuz olacak. Yurt dışından gelecek kültür yöneticileri ve uluslararası basın temsilcileri ile birlikte, kendi alanımıza dair konuşmaların, tartışmaların olduğu bir gün tasarladık. Bu konuşmalar canlı müzik piyasasının geleceğinden kültürde ekolojik dönüşüme, yaptığımız işlerde bir konu olan toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar farklı konuları ele alıyor. Adanın yerel şaraplarını Levon Bağış’tan dinleyeceğimiz uzun masa tadımlar, Aposto! Duende ile dinleyiciye açık, o esnada festivalde sahne alacak iki sanatçıyla ayrı ayrı kaydedilecek podcast’ler, adanın muhtelif yerlerinde sürpriz yapacak pop-up konserler, Sarp Maden ile enstrümanını ve onunla kurduğu ilişkiyi konuşacağımız minik bir masterclass da cuma günü gerçekleşecek diğer etkinlikler.

21 Ağustos Cumartesi günü sabah yoga ile başlayacak. Kahvaltıda Esmiyor’un yeni podcast bölümlerinden biri için bağ evinde konuk olacağız. Öğleden hemen önce yine kültürel politikalara dair yön vericilere yer verdiğimiz bir konuşma serisinin ardından, yerel ölçekte kültür politikaları ve uygulamalarından yaratıcı endüstrilere kadar uzanan konuşmalarda gelecek yıllarda kendimizi ve festivallerimizi geliştirebileceğimiz alanları tartışacağız. Rüstem Aslan ve Haluk Şahin ile Troya sohbetleri yapacağız, Bozcaada Müzesi gezilerimiz olacak. Cumartesi günü aynı zamanda degüstasyonlarla ve gastronomi atölyeleri ile dolu. Ada üzümlerini dinlediğimiz, bira ve viski tadımlarını deneyimleyeceğimiz, Aposto! Apero ile birlikte adanın endemik bitkilerini kokteyllerin nasıl bir parçası yapacağımızı araştıracağımız dolu bir gün. Cumartesi günü enstrümanıyla kurduğu ilişkiyi yarattığı groove dalgalarıyla zenginleştiren sevgili Alp Ersönmez’in masterclass’ına da katılacağız.
22 Ağustos Pazar günü ise ağaçlar altında beden odaklı etkinliklerle başlayacak bir gün. Adayı farklı şekilde deneyimlemek, alışagelmiş şekliyle duyduğu sesleri dikkat kesilerek derinleşmek isteyenler için bir ses yürüyüşümüz olacak. Levon Bağış ile tadımlara ek olarak, Maya Bozcaada’da peynir, ekmek ve doğal gıda üzerine Selçuk Aykan ile gerçekleşecek tadım Pazar gününün etkinliklerinden.