Bulmaca kolay olunca kızıyorlar

Sedat Yaşayan, bulmacalarıyla okurların pazarlarını renklendiriyor. “Cumbul” adlı grubun bulmacaları çözmek için internet üzerinden yardımlaştığını belirten Yaşayan, “Cumbullar”ın “kavuştay”larına da katıldığını belirtiyor. Yaşayan, en büyük eleştiriyi ise bulmacayı kolaylaştırdığı zaman aldığını söylüyor.

03 Ocak 2015 Cumartesi, 23:38
Abone Ol google-news

Pazar Dergi olarak 1500. sayımızı kutladığımızda bize katkısı olan kimseyi atlamadan yazmaya özen gösterdik. Ancak biri vardı ki unuttuğumuzu fark ettiğimizde bizi büyük bir üzüntüye sevk etti. Zira, dergimizin en çok okunan, hem de en dikkatle incelenen sayfası hiç kuşku yok onunkidir. Üstelik onun dergideki varlığı hepimizden eski. Evet, Pazar bulmacasının yaratıcısı Sedat Yaşayan’dan bahsediyorum. Okurlardan gelen mektuplardan da biliyoruz ki, kimisi zevkli, kimisi çileli bulsa da kimse onun bulmacalarına bulaşmadan kapatamıyor dergiyi. Peki ama kim bu Sedat Yaşayan? Hazırsanız, buyrun tanışalım...

- Yıllardır hayatımızdasınız, ancak ne yazık ki sizi pek tanımıyoruz. Çok kısaca anlatacak olsanız kendinizi bize; kimdir Sedat Yaşayan?

- 1947 Akşehir doğumluyum. 1968’den başlayarak aralarında Gazi Eğitim Enstitüsü ve Gazi Üniversitesi’nin de bulunduğu birçok okulda 30 yıl boyunca Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptım. Halen Ankara’da oturuyorum. Evliyim. Bir çocuğum var.

- Bulmaca çözmeye ilk ne zaman, neden başladınız?

- Lise yıllarında, biraz da oyalanma amacıyla bulmaca çözmeye başladım. Ancak bu bulmacaların yarısı boş kalırdı ve tamamlamak için de hiçbir gayretim olmazdı. Bulmaca çözmenin ciddi bir iş olduğunu Milliyet gazetesinin 1971’den başlayarak düzenlediği “Türkiye Bulmaca Yarışması” dolayısıyla anladım. Bugün de süren, bilmediğim sözcükleri not alma alışkanlığı o yıllarda başladı.

- 1974, 78 ve 84 yıllarında Türkiye Bulmaca Şampiyonu olmuşsunuz. Ne ifade ediyor bu sizin için?

- Elbette büyük bir sevinç. Ancak üç kez birinci olanı bir daha yarışmaya almadıkları için son birincilik benim için buruk bir sevinç oldu.

- Herkes hayatının bir döneminde bulmaca çözer, kimi düzenli yapar bunu hatta, ancak bulmaca hazırlamak herkesin harcı değildir. Bu meşakkatli işe soyunmaya nasıl karar verdiniz; Sizi bulmaca çözmekten bulmaca hazırlamaya geçiren neydi?

- Bulmaca hazırlamaya damdan düşer gibi girişmedim. Bu konuda 15 yılı aşkın bir birikime ve zengin sayılabilecek sözcük dağarcığına sahip olduğum kanısındaydım. Bulmaca çözmekten de eskisi kadar tat almadığım ve kimi bulmacaları hiç beğenmediğim için hazırlama işine soyundum. İçeriğin yanı sıra yöntemde de bazı değişiklikler uyguladım.

- Ne gibi?

- Kapalı karelerin yan yana gelmemesi ve altıda bir oranını geçmemesi, Tersinden diye sorulmaması, “başına ya da sonuna şu harf gelirse şu olur” biçimindeki tanımlamalardan kaçınılması, bir sözcüğün bulmacaya uydurulması için eğilip bükülmemesi gibi.

 

En büyük mutluluğum bulmacayla kurulan dostluklar

- Cumhuriyet’le yollarınız nasıl kesişti?

- 1980’li yılların başlarında, aralarında Yankı ve Nokta’nın da bulunduğu bazı dergilere bulmacalar hazırlıyordum. Dostum Şiar Yalçın ise Cumhuriyet’in hem bulmacalarını hem de briç köşesini hazırlıyordu. Ancak briçe ve çevirilerine daha fazla zaman ayırmak için bulmaca yapmaktan vazgeçti. Onun ve dostum Mustafa Emekçi’nin önerileriyle kendimi Cumhuriyet’te buldum. O gün bugündür bu işi yürütmeye çalışıyorum.

- Bulmaca sizin için nasıl bir tutku?

- Bulmaca hazırlamaktan büyük bir keyif alıyorum. Çünkü binlerce kişiyi bir yolculuğa çıkarıyorsunuz ve ona yeni bir sözcüğü bulmanın ya da unutulmuş bir sözcüğü anımsatmanın hazzını yaşatıyorsunuz. Az şey mi bu?

- Dergimizin en dikkatli okunan bölümü kuşkusuz sizin bulmacanızdır. Bunu her hafta gelen yanıtlardan da anlayabiliyoruz. Birkaç yıl önce, bulmacanızın takipçilerinin oluşturduğu “cumbul”larla röportajlar yapmıştım. Çoğu sadece sizin bulmacalarınızı çözenlerin oluşturduğu forumlara katılabilmek için bilgisayarı, interneti kullanmayı öğrenmiş. Böylesi tutkulu bir kitleniz var. Sizinle de iletişim kuruyorlar mı? Takipçilerinizle ilgili yaşadığınız ilginç bir diyalog, anı var mı bizimle paylaşabileceğiniz?

- Daha önceki yıllarda Pazar Dergi’deki “Armağanlı Bulmaca”yı çözebilmek için insanların buluştuklarını ya da telefonla yardımlaştıklarını biliyordum. Yaklaşık 10 yıl önce ise kendilerine “Cumbul” adını koyan 400-500 kişilik bir grup internette bir site kurarak yardımlaşmayı orada sürdürmeye başladı. Şu anda bu forumların sayısı altıya çıkmış durumda. Ancak bu “Cumbullar” sadece yazışmakla yetinmediler ve çeşitli kentlerde “kavuştay” adını verdikleri buluşmalar düzenleyerek bir araya gelmeyi de başardılar. Böylece dostluklarını sanal âlemden kurtarıp ete kemiğe büründürdüler. Bu buluşmaların 5-6’sına ben de katıldım. Bulmaca sayesinde insanların kurduğu bu dostluk benim en önemli mutluluk kaynaklarımdan biridir. Takipçilerimden bazılarıyla telefon görüşmelerim oluyor. Ya bulunamayan bir sözcüğün ya da o sözcüğün kaynağının sorulduğu görüşmelerdir çoğunlukla bunlar. “Sizin yüzünüzden kocam pazar günleri evden dışarı adım atmaz oldu” diyenler de var, “Hastanede ya da hapishanede en yakın arkadaşım siz oldunuz” diyenler de. Yani övgü de aldım, yergi de. Ancak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Artık bundan sonra Armağanlı Bulmacayı çözemeyecek” tümcesinin geçtiği iki farklı ölüm ilanı içime düşen bir kordu.

 

“Hoca bu hafta tembellik yapmış”

- Biri tweetterında sizinle ilgili “Biz bulamadıkça o coşuyor. Her hafta başka bela” diye espri yapmış. Hazırlayan kişi için bulmacasının çözülmemesi bir mutluluk mudur?

- Pazar Dergi’de yayımlanan bulmaca görece zordur. Ancak bu zorluk Cumhuriyet okurunun düzeyine ve araştırmacılığına duyulan güvenin bir yansımasıdır. Çok dar bir sözcük dağarcığını sürekli yineleyerek bulmaca çatmak benim de işimi çok kolaylaştırırdı. Ve sanılanın aksine en çok eleştiriyi bulmacayı biraz kolaylaştırdığım zamanlar alıyorum. “Hocam bu hafta yine tembellik etmiş, bulmacayı yardımcısına yaptırmış” gibi.

- Pazar bulmacasını ne kadar sürede hazırlıyorsunuz?

- Eskiden 7-8 saatte 20x20’lik bir bulmacayı hazırlayabiliyordum. Şimdilerde ise iki ya da üç günümü alıyor. Demek ki yaşlanmışım diyorum.

- Çok bilmek, insanın hayattaki akışını daha kolaylaştırıyor mu?

- Bir insanın günlük gereksinimlerini karşılayabilmesi için 200-400 sözcük yeterlidir. Sözcüklerle düşünebildiğimize göre bu sayı algılama, çözümleme yeteneğimizi zaafa uğratır. Bu nedenle sözcük dağarcığının zenginleştirilmesi gereklidir. Elbette başkaca yollardan da sözcük sayısı artırılabildiği gibi bulmaca çözmenin katkısı da yadsınamaz. Bulmacalar bir ansiklopedi gibi insana bilgi kazandırır. Bu bilginin ise düşünce kurmada, sağduyu ve uzgörü kazandırmada yararlı olacağı kanısındayım.