Cennet can çekişiyor

Göknar ağaçlarının kuruduğunu bakanlık da doğruladı. Oklar iki termik santrali gösteriyor.

07 Temmuz 2014 Pazartesi, 23:07
Abone Ol google-news

Türkiye’nin oksijen depolarından ve doğal güzelliklerinden birisi olan Kağ Dağları da yok oluyor. Kaz Dağı’ndaki göknar ağaçları kuruyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı da göknar ağaçlarının kurumaya başladığını doğruladı. Ağaçların Çan ve Biga’daki termik santrallerden çıkan gazlar nedeniyle kurudukları yorumu yapıldı. CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş ise bölgedeki ölçüm cihazının verilerine göre, kirlilik sınırının birçok kez aşıldığına dikkat çekti.

CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, sadece Kazdağlarının Çanakkale Bayramiç ilçesine bağlı Ardıçbaşı ve Yedi Kardeşler mevkinde yetişen Kazdağı Göknarı’nın kuruduğuna ilişkin bilgiler bulunduğuna dikkat çekti.

Sarıbaş, Eroğlu’na, “Yöre halkı ve çevrecilerin, doğayı kirtelip, tahrip ettiği için karşı çıktığı Kazdağları’nda altın arama ve çıkarma faliyetlerinin Kazdağı Göknarı’nın kurumasında bir etkisi var mıdır ? Bölgede araştırma yapan bilim insanlarının iddialarına göre Kazdağları çevresinde faliyet gösteren termik santrallerin bacalarından çıkan gazların oluşturduğu asit yağmurlarının da Kazdağı Göknarı başta olmak üzere bitkinin ölümüne neden olduğu iddiaları doğru mudur ?” sorularını yöneltti.

Bakanlık doğruladı!

Orman ve Su işleri Bakanı Eroğlu, yanıtında göknar ağaçlarının kuruduğunu doğruladı. Eroğlu, “Kaz Dağı’ndaki ormanlık alanlarda münferit kurumuş bireylerin yanı sıra henüz hayatiyetini tamamen kaybetmemiş, ibreleri doğal rengini yitirerek kızıl kahverengi görünüm alan ve kuruyacağı tahmin edilen göknar ağaçları mevcuttur” dedi.

Kaz Dağı sınırları içinde verilmiş altın madeni arama veya işletme izni bulunmadığını dile getiren Eroğlu, Karaköy ve Aladağ sınırlarında geçmiş yıllarda verilmiş altın madeni arama-işletme izinleri bulunmakla birlikte bu alanlarda herhangi bir çalışma yapılmadığını savundu. Eroğlu, ağaçların kurumasında termik santrallerin ne kadar etkisi olduğuna ilişkin soruyu da yanıtladı.

Eroğlu, Kaz Dağı civarında faliyet gösteren termik santrallerin Çanakkale ili Çan ve Biga ilçelerinde bulunduğunu, termik santrallerden çıkan gazların bölgedeki kurumalar üzerinde etkisinin olup olmadığının üniversiteler, ilgili kurumlar ve araştırma müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonrasında belirleneceğini kaydetti.

‘Tehlike sınırı birçok kez aşıldı’

Yanıtı değerlendiren CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, bölgede 1989 yılından bu yana çevre konusundaki çalışmalara önderlik ettiğini dile getirdi. Sarıbaş, Çan’da termik santralinin kurulumu sırasında bakanlık tarafından yapılan sunumda, kuzey rüzgarları ile birlikte 50 km çaplı bölgenin birinci derecede tehlikeli bölge olduğunun belirtildiğini, ayrıca Kaz Dağı’nın eteklerine de tehlikeyi ölçebilmek için cihaz konulduğunu bildirdi.

Kaz Dağı eteklerinde günlük ölçüm yapan cihaz bulunduğunu kaydeden Sarıbaş, bu cihazın verilerine göre tehlike sınırının bir değil birçok kez aşıldığının kendisine resmi olarak bildirildiğini vurguladı.

Çan santrali dışında başka bir santral kurulduğunda emisyon hacminin de artacağının dile getirildiğini ifade eden Sarıbaş, buna karşın Biga santralinin kurulduğunu, ayrıca 11 tane daha santral başvurusu olduğunu belirtti. Sarıbaş, kurulacak santrallerin ithal kömürle çalışmasının öngörüldüğünü de bildirdi.

Göknar ağaçlarının yapraklarının insanların ciğerleri kadar hassas olduklarını dile getiren Sarıbaş, “Hava kirliliğinin göstergesi çam ağaçlarının yapraklarıdır. Burada sararma, dökülme olduğunda bu aynı zamanda insanların ciğerlerinin de öldüğünün göstergesidir. Termik santrallerin bu bölgeyi tahrip ettiklerinin göstergesidir. Çan ve çevresinde kanser vakalarının artması, insanların yaşam sürelerinin azalması da bir gerçektir” dedi.

Sarıbaş, bölgedeki altın madenlerinin de sadece ekonomik nedenlerle işletimlerini durdurduklarına, uygun bir zamanda yeniden faliyete geçeceklerine dikkat çekti.