CHP'nin önergeleri reddedildi

CHP'nin, Milli Eğitim Bakanı Avcı ile eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Yazıcı hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin verdiği önergeler, TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.

06 Ocak 2015 Salı, 22:54
Abone Ol google-news

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin; SBS ile ilgili yargı kararını uygulamadığı gerekçesiyle hakkında verdiği Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge üzerinde yaptığı konuşmada, sözlerine, vefat eden HDP Adana Milletvekili Murat Bozlak için, ailesine ve HDP'ye başsağlığı dileyerek başladı.

Önergeye konu olan sınav hakkında idarenin aldığı tedbirin ne olduğunu daha önce anlattığını, kendisinden önce konuşan AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden'in de konuyu güzelce özetlediğini ifade eden Avcı, "Ama hala anlaşılmayacağını düşünerek, anlamamakta ısrar edileceğini düşünerek, olup biteni, gerçekte ne olduğunu sizlere kısaca özetleyim" dedi. 

Avcı, yılda bir kez yapılan ve herkesin şikayetçi olduğu SBS'yi değiştirdiklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Ama değiştirmeden önce yapılan son SBS'yi 8 Haziran 2013 günü yaptık, sonuçlarını 12 Temmuz 2013 tarihinde açıkladık. Sonuçların açıklandığı gün, vahim bir yanlışlık olduğunu farketmişiz. Fransızca ve Almanca sorularına ilişkin cevap anahtarının İngilizce anahtarı le karıştırıldığını görmüş ve aynı günün akşamı saat 17.00'de kamuoyundan ve öğrencilerden özür dileyerek, bu yanlışımızı farkettiğimizi, Almanca ve Fransızca sorularının da kendi anahtarları ile okunmasını sağladığımızı ilan etmişiz. Burada bir yanlışımız var. Bu durumda olan 718 öğrenci var. Bunlar için ikinci kez yapılan değerlendirme işlemiyle, bu düzeltmeyi yaptık. Doğru okuma sonucunda, standart sapmada oluşan kayma onda değil, yüzde değil, binde 3 düzeyinde. Yeni hesaplanan standart sapma esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda, 4.8 test olan test ortalamasında bir değişim olmadı. Dolayısıyla, 718 adayın da onların yeniden değerlendirilmesi sonucunda bir milyon 112 bin adayın sonuçlarında dramatik bir değişiklik olmayacağını söylemişiz. Buna rağmen Sayın Ayaydın ve bir öğrenci adına veli, sınavın iptali ile ilgili idare mahkemesinde dava açtılar.

Sayın Ayaydın'ın açtığı dava, yetkisizlik yönünden reddedildi. Ankara 18. İdare Mahkemesi, 31 Mart 2014 tarihinde, Sayın Ayaydın'ın açtığı davayı, ehliyet yönünden red kararı verdi. Öğrenci adına dava 31 Temmuz 2013'te açıldı. Temmuz ayı geçmiş, mahkemeden ses çıkmamış, Ağustos ayı geçmiş mahkemeden ses çıkmamış, Eylül ayı geçmiş mahkemeden ses çıkmamış, ekim, kasım, aralık geçmiş, ocak ayının 10'una gelmiş, yani bir sömestre bitmiş, öğrencilerin 5 gün sonra karne almasına sıra gelmiş ve 18. İdare Mahkemesi, 10 Ocak 2014 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ben de o gün, 'merak etmeyin, hiç bir öğrencimiz mağdur olmayacak, bir milyon 112 bin öğrenci ve ailelerini tedirgin edecek bir durum yok. Biz zaten 718 öğrenci ile ilgili işlemi yaparken de gördük ki öğrenciler ve velileri açısından dramatik değişikliklere yol açacak bir durum söz konusu değil. Gerekeni yapacağız' demiştim."

Avcı, bakanlık olarak, "Mahkeme esastan bir karar vermediği halde, esastan karar verdiği zaman ne yapılması gerekirse biz onu yapalım" diyerek adım attıklarını söyledi. 

Bu nedenle esas kararı beklemeden kağıtları yeniden okuduklarını ve değerlendirdiklerini belirten Avcı, "Bunun sonucunda 99 öğrencinin bir alt veya daha düşük puanla öğrenci alan okula gidebileceği ortaya çıktı. Ama biz hiç bir öğrencimizi mağdur etmeyeceğimizi söyledik. O 99 öğrencimiz yerleştikleri okullarda eğitimlerine devam ettiler. Bir milyon 112 bin öğrenci içerisinde 4 öğrencinin, isterlerse, yeni hesaplamaya göre farklı bir okula gidebilme ihtimalleri ortaya çıktı. Onlara tek tek yazı gönderdik, hatta ilgili milli eğitim müdürlerini görevlendirdik. "Sizin yeni hesaplamaya göre puanınız şu, isterseniz, şu şu okullara gidebilirsiniz' dedik. 4 öğrencinin hiçbiri mevcut okullarını değiştirmedi. Burada söz konusu olan bir milyon 112 bin öğrenci. Biz idare olarak bir milyon 112 bin öğrenciyi ve velilerini tedirgin, mağdur etmeyecek, hakka, hukuka, adalete uygun uygulamanın ne olduğuna bakmışız ve bunu yapmışız. Bunu gönül rahatlığı ile söylüyorum. Herhangi bir hesaplama sonucunda bir milyon 112 bin öğrenciden bu 4 öğrenci dışında durumu değişebilecek, hatta mahkemeyi açan öğrencinin de durumunda herhangi bir değişiklik olmadı. Orada bir mağduriyet söz konusu değil" diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanı Avcı, bin 709 şube müdürü hakkında yargıda süren davalar hakkında bilgi verdi. 

Bugüne kadar açılan 284 davadan 136'sı hakkında, bakanlık lehine, yürütmenin durdurulmasının reddi kararı verildiğini anlatan Avcı, 2'si hakkında davanın reddi kararı, 29'u hakkında yürütmenin durdurulması kararı verildiğini kaydetti.

Daha sonra, TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, Milli Eğitim Bakanı Avcı hakkında verdiği Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergenin gizli oylaması yapıldı. Önerge, 240 ret oyuyla kabul edilmedi. 

314 milletvekilinin katıldığı oylamada 62 kabul, 240 ret oyu kullanıldı. 10 çekimser ve bir boş oy çıkarken bir oy da geçersiz sayıldı.

Yazıcı hakkındaki önerge

TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin, eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı hakkında, Gana'dan Türkiye'ye gelen 1,5 ton altın yüklü uçağın Dubai'ye gönderilmesinde altın kaçakçılığıyla ilgili suç delillerini ortadan kaldırarak, görevini kötüye kullandığı iddiasıyla Yazıcı hakkında verdiği soruşturma önergesi de görüşüldü. 

Yazıcı, TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, kendisi hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin verdiği önerge üzerinde yaptığı konuşmada, bu soruşturma önergesinin, nesnel olgulardan uzak, öznel amaçlarla hazırlandığını söyledi.

Bu önergede, kendisinin "altın kaçakçılığının delillerini ortadan kaldırıldığının" iddia edildiğini belirten Yazıcı, "Hangi delili ortadan kaldırmışım? Ne varmış ki ben onu yok etmişim? Bu olayla ilgili ne varsa, uçağın Türkiye'ye geliş anından itibaren çıkışına kadar bütün prosedürler halen çözülemedi. Oradan bir şey bulup da şunu yok ettiniz diyebiliyor musunuz? İkinci iddia. Yasal kılıf hazırlamak için 29 gün sonra uçağın taşıdığı eşyanın transit eşyası olduğu, Dubai'ye gittiği, akaryakıt ikmali için Türkiye'ye geldiği şeklinde, sınırlama yaparak müfettişi görevlendirdiğim iddia ediliyor. Bu da tamamen gerçek dışı. Burada alıntısı yapılan ibare, benim soruşturma talimatımın ön kısmıdır. Bir ay süreyle sınırlamışım? Ne yapacaktım, süreyi siz mi öngöreceksiniz?" diye konuştu.

Yazıcı, 2008 yılında bakan olduğunda, bir gazetede "70 tır buhar oldu?" diye manşet atıldığını anımsatarak, "Ne oldu da buhar oldu? Konuyu inceledim, Daha önce işlenmiş bir gümrük olayı. Hemen bütün denetim birimlerinin elindeki dosyaların özet listesini istedim. Orada gördüm ki 3 dosya gizlenmiş. Bir tanesi, bankaların battığı dönemlere ilişkin ve 10 yıllık zamanaşımına uğratmışlar. O müfettişin denetim yetkisini disiplin kurulu kararı ile aldım. Almamalı mıydım?" dedi.

Önergede, "29 gün sonra" denildiğini ifade eden Yazıcı, "Nereden biliyorsunuz? Neden evraka bakmıyorsunuz? Olayı öğrenir öğrenmez, 'kesinlikle yanlış bir iş yapılmasın, her şey hukukun içerisinde yapılsın' dedim" diye konuştu. 

"(Kamu görevlilerini akladım) diyorsunuz, kimi aklamışım?"

Hayati Yazıcı, evrakları istediklerini ve evrakların 13 Şubat 2013 tarihinde kendisine geldiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Ben talimatı ne zaman vermişim? 15 Şubat'ta. Bir gün de müsaade edin ben inceleyeyim. Müfettiş raporu yazmış ve getirmiş. Sonucunda, 'memurların bir suçu yok, işlemler tamam ama 3 firma ile alakalı yaptırım önermiş, 11 milyon 400 bin. 'Gereği yapılsın' demişiz ve gereği yapılmış. 3 firmaya ayrı ayrı 11 milyon 400 bin. Dosyanın gittiği savcılık, bir tüzel kişiye 57 milyon TL ceza kesmiş. 'Kamu görevlilerini akladım' diyorsunuz, kimi aklamışım? Üst düzey görevliler diyorsunuz, kim var içinde? Benim o zamanki İstanbul bölge müdürüm hakkımda Kaçakçılık Kanunu'na muhalefetten soruşturma açılmış ve takipsizlik kararı verilmiş.

Gümrük Kanunu'nda, Kaçakçılık Kanunu'nda yaptığımız değişiklikler... 'Ben bu eylemin ileride soruşturulmasını önlemişim.' Vahim, bu kadar hukuki garabet olabilir mi? Fiil 1 Ocak 2013'te, müfettiş raporunun tarihi 18 Mart 2013. Yani müfettiş raporu verdiğinde, değişmeyen kaçakçılık kanunu yürürlükte. Sizin sözünüzü ettiğiniz kanun 11 Nisan 2013'te yürürlüğe girmiş. Kaçakçılık Kanunu ile Gümrük Kanunu arasındaki en belirleyici uygulama, ölçütü şudur? Vergiye tabi mi değil mi? Vergiye tabi ise işlemlerde bir eksiklik varsa, teşebbüs varsa Kaçakçılık Kanunu'na girer, vergiye tabi değilse Gümrük Kanunu'na girer. İthali yasaksa, ne olursa olsun Kaçakçılık Kanunu'na girer. Altının ithali ve ticareti yasak değil, hiç bir vergiye tabi değil; 1984'ten beri KDV'ye tabi değil, 1990 yılından bu yana ÖTV'ye tabi değil, 1996 yılından bu yana gümrük vergisine tabi değil. Dolayısıyla vergiye tabi olmayan bir ürün hakkında, Türkiye'ye ithal edilmeye çalışıldığı kabahati ile Gümrük Kanunu'nun 239. maddesi uygulanmış. Bu olayda, bakanlığın yapması gerekip de yapmadığı, uygulamadığı hiç bir prosedür yoktur. Dolayısıyla biz bu olayda kül yutmadık. Ama siz önergenizde çiğ köfte yapmışsınız, içine de benim şahsiyetimi, kişilik haklarımı koymaya çalışıyorsunuz. Ben bu çiğ köfteyi yemem, size de yedirmem."

Tekrar söz alan CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün, "Kayıp olan 300 kilo altın nereye gitti? O müfettişe sormadınız mı, o 300 kilo altın nereye gitmiş diye?" dedi.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen Yazıcı, "Sizin soruşturma önergenizde o konu yok, onu siz bana soramazsınız ama gene de cevap vereceğim. Gelen eşya, altın olarak taşıyıcı beyan ediyor. Taşıyıcı beyan etmesi belki bu araştırma, inceleme yapılmayacak. Fiziki arama, kontrol yapılıyor, fiziki kontrol sonucu ne varsa o çıkıyor. Uçak 3 defa mühürlenmiş. Geldiği sabah mühürlenmiş, 4 kişi 3 yerde mühür yapmış. Dördünde iki defa mühürleme yapılmış, anahtar olmadığı için açılamamış, fiziki kontrol tespiti yapılmış, yol verilmiş. 292 kilo altının Türkiye'ye girip girmediğine ilişkin bir veri yok. Ama biz idari para cezasını, 1.5 ton altın gelmiş gibi uygulamışız" dedi.

Daha sonra, CHP'nin, Hayati Yazıcı hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin verdiği önergenin gizli oylaması yapıldı. Önerge, 251 ret oyuyla reddedildi.

319 milletvekilinin katıldığı oylamada, 59 kabul, 251 ret oyu kullanıldı. 7 çekimser ve bir boş oy çıkarken, bir oy da geçersiz sayıldı.

Bu arada kabul edilen Danışma Kurulu önerisine göre, Genel Kurul'da yarın sözlü sorular görüşülmeyecek.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, önergelerin reddedilmesinin ardından, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.