Cihat Yaycı’dan Doğu Akdeniz açıklaması: Savaş tehdidi hissedilirse Montrö’nün gereği yapılır

Türkiye’nin Doğu Akdeniz meselesinde uluslararası hukuk nezdinde haklı olduğunu vurgulayan Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Yunanistan’a Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni hatırlattı. Türkiye’nin Montrö’ye sadık olduğunu söyleyen Yaycı, “AB’nin Türkiye’ye yaptırım uygulaması halinde, sözleşmedeki maddeler uygulanırsa boğazdan ticari gemileri gündüz geçirebiliriz, kılavuzluk zorunlu kılınabilir, gemilerin rotalarını biz belirleriz ve içini kontrol edebiliriz. Ayrıca boğazları kapatabilir, geçişi önleyebiliriz” dedi.

19 Eylül 2020 Cumartesi, 10:44
Cihat Yaycı’dan Doğu Akdeniz açıklaması: Savaş tehdidi hissedilirse Montrö’nün gereği yapılır
Abone Ol google-news

BAU Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı ve Emekli Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, zengin doğalgaz yataklarına sahip Doğu Akdeniz’de uzun bir süredir devam eden gerilime yönelik açıklamalar yaptı. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de uluslararası hukukla var olan haklarını istediğini belirten Doç. Dr. Yaycı, “Savaş ve çatışma tehdidinde bulunan ülke Türkiye değil, bunları söyleyen Yunanistan’dır. Türkiye’ye savaşacağını hissettirmek istiyor. Türkiye sürekli barıştan diplomasiden söz ediyor” diye konuştu.

“YUNAN VE RUM GEMİLERİNİN BOĞAZDAN GEÇİŞİNİ YAVAŞLATABİLİRİZ”

Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne sadık olduğunu söyleyen Yaycı, “Türkiye kendini yakın savaş tehdidi altında hissedebilir. Böyle olunca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 2’nci ve 6’ncı maddesi var. Bu maddelere göre, ticaret gemileri, gündüz geçiş yapmak durumundalar. Kılavuzluk, zorunlu kılınabilir. Geçişi Türkiye’nin göstereceği geçiş rotalarından yapmak durumunda kalırlar. Yunanistan’ın turizmden sonra ikinci büyük gelir kaynağı deniz taşımacılığıdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) birinci gelir kaynağı deniz taşımacılığı. Türk boğazlarından senede 45-50 gemi geçiyor bunların büyük çoğunluğu Yunan ile Rum bandrollü gemiler. Türkiye geçişleri yavaşlatabilir, bekletebilir. Kılavuz aldırmayı söyler, rotaları belirler” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE BOĞAZLARI KAPATABİLİR”

Türkiye’nin elinin güçlü olduğunu anlatan Doç. Dr. Yaycı, “Eğer kendini savaş tehdidi altında hissederse, bu gemilerde savaş malzemesinin taşındığını düşünürse kaçak mal listesi yayınlayıp, kontrolünü yapabilir. Uluslararası hukukta bunu yeri vardır. Her bekleme ve gecikme gemilere ciddi bir maliyet getirecektir.  Avrupa Birliği 24-25 Eylül’deki toplantıdan sonra ekonomik yaptırım uygulamaya kalkarsa Türkiye’de bunları masaya koymalıdır. Ayrıca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin savaş gemileri için 20-21’inci madde devreye girer. Türkiye, savaşa yakın hissettiği tarafların gemilerine boğazları kapatabilir, geçişi önleyebilir” dedi.

“MÜZAKEREYE BAŞLANIRSA TÜRKİYE-LİBYA HATTI ORTADAN KALKAR”

Türkiye’nin savaş, çatışma isteyen bir devlet olmadığını aktaran Doç. Dr. Yaycı, “Türkiye hukuktan kaynaklanan haklarını savunmak durumunda bırakılan bir devlettir. Kimsenin denizinde, toprağında gözümüz yok. Bizim toprağımızda, denizimizde gözleri olmasına da tahammülümüz yok. Libya ile Türkiye anlaşmasında karşılık kıyıların hattı 18,5 mildir. Çok dar bir genişliktir. Bu genişlik Yunan adalarının özellikle Rodos, Kaşot, Kerpet adasının karasularının ötesinden geçer. Dolayısıyla müzakereye oturulduğu an 18,5 millik hat yenir. Çünkü hemen adaların yanından geçer. Yunanistan ile müzakereye başladığınız zaman Türkiye-Libya hattı ortadan kalkar çünkü Yunanistan’a ne kadar deniz yetki alanı vereceğinizi konuşuyorsunuz anlamına gelir” diye konuştu.

“MUĞLA’DA HAK İDDİA ETMESİYLE AYNI ŞEY”

Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile müzakere edilecek bir şeyin olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Cihat Yaycı, “Yunanistan’ın Muğla’da hak iddia etmesiyle, Doğu Akdeniz’de hak iddia etmesi aynı şeydir. Deniz hukuku açısından Muğla’da hak iddia ederse masada görüşecek miyiz? Türkiye, gayri askeri statüdeki adalar konusunu ve bunların devir şartının ortadan kalktığını hukuki ve diplomatik yoldan çok kuvvetli dile getirmesi lazım. Lozan Anlaşması Türkiye’nin kurucu senedidir. Anlaşmadaki şartlara dönmeliyiz. Lozan’daki gibi egemenliği anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık, kayacığa sahip çıkmasın, bunları müzakere edelim. Diplomasiyi, müzakereyi bırakalım demiyorum ama bizim taleplerimiz, isteklerimizi Yunanistan’ın hukuksuzluklarını görüşelim. Türk milleti müsterih olsun askeri, milleti ve bütün kurumları da ayaktadır ve son derece güçlüyüz” ifadelerini kullandı.

“YUNANİSTAN’IN SİLAHLI KUVVETLERİNİN İKİ KATIYIZ”

Doç. Dr. Yaycı, “Yunanistan’ın silahlı kuvvetleri bizim en fazla yarımız kadar, biz onların iki katıyız. Yunanistan için askeri güç yarışına girmek akıl karı değil. Türkiye zaten hiçbir zaman çatışma veya savaş söyleminde bulunmadı. Yunanistan, Türkiye’yi savaşla tehdit ederek, Birleşmiş Milletler şartını ayaklar altına alıyor. Biz savaştan korkacak bir millet değiliz, Yunanistan kim?” dedi.

“TÜRKİYE’NİN MENFAATİ NEYİ GEREKTİRİYORSA ONU YAPMALIDIR”

“Türküm ve Müslümanım bununla da gurur duyuyorum” diyen Doç. Dr. Yaycı, “Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa onu yapmalıdır. Herkesle ittifak yapabilir. Mısır, Rusya, Yunanistan, Amerika, Çin ve İsrail kimle iş birliği yapması gerekiyorsa onunla yapar. Ama ‘daha önce iş birliği yapıyordum şimdi de yapmak zorundayım’ diye bir şey yok. Ben öz be öz Türküm ve Müslümanım bununla da gurur duyuyorum. Biz Türkiyeci olmalıyız, Türk milliyetçi olmalıyız, Atatürk milliyetçisiyiz. Ne Amerika ne Rusya ne İsrail önceliğimiz Türkiye’dir. Libya ile anlaşma yapmak isteyince ‘İhvancı’, Mısır ile anlaşma yapmak isteyince ‘Sisici’, İsrail ile anlaşma yapmak isteyince ‘İsrailci’ bu zihniyetle hiçbir yere varılamaz. Menfaatimiz gerektiriyorsa birlikte hareket ederiz çıkarlarımıza ters düşüyorsa karşılarında oluruz” diye konuştu.