Cinayeti görün

Başına ve yüzgeçlerine parke taşı bağlanarak, ona yaşam veren sularda çaresizce ölüme terk edilen deniz kaplumbağasının hakkını kim koruyacak?

22 Haziran 2015 Pazartesi, 13:51
Abone Ol google-news

Geçtiğimiz günlerde Fethiye, Akmaz Plajı’nda ölüme terk edilen yeşil deniz kaplumbağasıyla ilgili haberler yaban hayvanlarına yönelik şiddetin boyutlarını ve bu sessiz katliamın nasıl önlenebileceğine dair soruları gündeme getirdi. 

Bu bir ilk değil. Daha önce de Akdeniz’in giderek daralan yumurtlama kumsallarında ölü deniz kaplumbağaları bulunmuştu. Bazıları yüzgecine ağırlık bağlanarak, bazılarıysa zıpkın veya kesici aletlerlerle yaralanıp öldürülmüştü.

Muğla’daki Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof.Dr. Yakup Kaska, Akdeniz’de yılda 50 kadar yaralanma, 150 kadar da ölüm vakası ile karşılaşıldığını söylüyor. 

Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’e göre köpek balığı, fok, yunus ve balinalar gibi deniz kaplumbağalarının da avlanması ve toplanması yasak. Faillerin bulunması halinde para cezası kesilebiliyor. Ancak bugüne kadar, deniz kaplumbağalarına yönelik suçun faillerinin ortaya çıkarılıp, cezalandırıldığına ilişkin bir kayıt yok. 

WWF-Türkiye Doğa Koruma Yönetmeni Ayşe Oruç, ”Karada oldukça yavaş hareket eden, balıkçı ağlarına takılmadan yaşamını sürdürmeye çalışan ve hemen her hayvan gibi taciz edilmedikçe zarar vermeyen deniz kaplumbağalarını yakalayıp işkence yapmanın kelime karşılığını bulmak zor” diyor.

 

Sahipsiz hayvanlar ne olacak?

İnek, tavuk, köpek, kedi, yani insanın beslediği evcil ve sahipli hayvanlar söz konusu olduğunda hapis cezasına varan yaptırımlar devreye giriyor. Ancak yaşam, barınma ve neslini sürdürebilme hakları ihlal edilen yaban hayvanları adına şikayette bulunacak sahipleri olmadığı ve savcıların re’sen kovuşturma yetkisi bulunmadığı için kanunlar ve cazalar yetersiz kalıyor. 

Örneğin Samsun Canik'de taşlanan yaban domuzu yavrusuna zarar verenlerin  cezalardırılması için savcılığa yapılan suç duyurusuyla ilgili soruşturma, aradan geçen altı aya rağmen henüz sonuçlanmadı... Kırklareli Babaeski’de, kuşları avlamak üzere, ördek ve kazların kanatlarını yolarak canlı tuzak olarak kullanan avcılar yakalanamadı. Kendi yaşam alanında dolaşırken öldürülen, belki de Anadolu’nun son leoparını vuranlar hakkındaysa “meşru müdafaa” gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi. Karara itiraz eden avukatlar davayı Yargıtay’a taşıdı. Leoparı öldürenlerin aldığı 434 liralık idari para cezasının gerekçesiyse, leoparın yaşam hakkının gasp edilmesi değil ”korunma amaçlı av tüfeği taşıma ruhsatının olmaması ve yasa gereği tek kurşun bulundurması gerekirken şevrotin fişek bulundurması”ydı.

 

Bir vaşak öldürerek denge bozulmaz!

Bu konuyla ilgili en ağır cezalar sahipli ya da koruma altındaki hayvanlar için geçerli. Kara Avcılığı Kanunu’na göre sadece avlanma sonucu bir canlı türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması halinde, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Türkiye yaban hayatının korunmasına yönelik Bern ve Barselona sözleşmelerine taraf olsa da, leopar davasının avukatlarından Antalya Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Evrim Ercan, bu canlıların ne denli savunmasız olduğuna dair çarpıcı bir örnek veriyor: ”Bir vaşağın öldürülmesinden sonra savcılığa yaptığımız şikayet, ‘tek bir vaşak öldürülmesiyle ekolojik dengenin bozulması ve canlı türünün yok olması tehlikesinin meydana gelmediği’ gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandı. Bir üst mahkeme takipsizlik kararına itirazımızı kabul etti ama vaşağı vuran belli değil ve bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz.”

Hukuk sistemimizde sahipli hayvan ile sahipsiz hayvan arasında da ayrım yapılıyor. Sahipli hayvana eziyet ederek öldürmede 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Geçen yıl Eskişehir’de bir kediyi işkenceyle öldüren üniversite öğrencisine verilen üç yıl hapsin gerekçesi "haklı bir neden olmaksızın sahipli hayvanı öldürme"ydi. Sahipsiz hayvana eziyetse "kabahat" olarak değerlendiriliyor. Hayvan Hakları Federasyonu HAYTAP hukuk danışmanı, avukat Ahmet Kemal Şenpolat “Yani, mala gelen zarardan dolayı bu madde işletiliyor. TCK’ya göre verilen hapis cezaları da fiili olarak tutuklamaya dönüşmüyor. Adı hapis cezası. İki yıla kadar olanlar paraya çevriliyor. Hayvanın hayvan olmasından ve bundan dolayı eziyet görmesinden dolayı bir madde maalesef yasada yer bulmuyor” diyor. Şenpolat’a göre, Türkiye’de bu konuda uzmanlaşmış doğa hakları mahkemeleri kurulmalı. Evrim Ercan ise yaban, besi veya sokak hayvanı ayrımı yapmaksızın hepsinin yaşam hakları olduğunun kabul edilmesi gerektiğini söylüyor: ”Bu da ancak insan menfaati söz konusu olunca hayvanlardan her türlü yararlanmayı meşru kılan türcü anlayışı terk etmekle mümkün.” 

 

TASARI MECLİS’TE BEKLİYOR

Yaban hayvanlarına kötü muamele Hayvanları Koruma Yasası’nda ”kabahat” olarak geçiyor. Sahipsiz veya yaban hayvanlarına yönelik kötü muamele ve şiddetin suç kapsamına alınmasını öngören yasa taslağı ise Meclis’te bekliyor.

 

  Para cezası verilen iki örnek 

  • Burdur’da bir vaşağı öldüren kişiye 7 bin 310 lira ceza uygulandı. Bu cezanın 6 bin lirası yaban hayatında ve ekosistemde meydana gelen tahribat ve eksilme nedeniyle ödenen tazminat, 291 lirası koruma altındaki hayvanı öldürmeden dolayı verilen ceza, kalan miktar ise av kurallarına uyulmamasından kaynaklandı.  
  • Van'da yasak olmasına rağmen evde beslediği kurt ısırmasın diye köpek dişlerini kesen M.G.’ye 1000 lira tazminat, 756 lira da idari para cezası verdi.