Çizgiye düşen ideolojiler

Kapital Manga, Lenin, Tehlikeli Kadın: Emma Goldman, Che... Siyasi çizgi romanların sayısı her geçen artıyor. İçerikleri de oldukça geniş. Çizgi roman furyası, günümüzün görsel anlayışını kullanarak ideolojik mesajları iletmek için de iyi bir yöntem.

12 Eylül 2010 Pazar, 06:59
Abone Ol google-news

Karl Marx’ın “meta” çözümlemesinden başlayarak kapitalist üretim ilişkilerinin eleştirisini yaptığı Kapital’i, üç cildi ve 2252 sayfasıyla okuması zor kitaplardan. Daha doğrusu öyleydi, çünkü Kapital Manga bu durumu değiştirdi. Japon yayınevi East Press’in 2008’de mangalaştırdığı Kapital, emek, artı değer, arz-talep dengesini çizgilerle anlatıyordu. Onlarca dile çevrildi. Türkçe’ye de. Siyasi çizgi romanlar bunla sınırlı değil, Türkiye’de son yıllarda Lenin, Che ve Emma Goldman’ın hayatı ve ideolojilerinden Filistin sorununa kadar pek çok konuda çizgi roman yayınlanıyor. Peki neden şimdi? Türkiye çizginin siyasetle raksını yeniden mi keşfetti? Siyasi çizgi romanlar kimlere hitap ediyor?

Yanıtlar, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Levent Cantek’ten.

- Son birkaç yıldır Türkiye'de yayınevleri yurtdışındaki siyasi çizgi romanları çevirerek basmaya başladılar. Bu ilgiyi neye dayandırıyorsunuz?

- Ticari bir ilgi olarak değerlendirmek daha doğru... Çizgi romanlar, en azından bugün için belirli bir ortalamanın üzerinde satıyor ve getirisiyle yayınevlerinin daha az satan kitaplarını kurtarabiliyor. Kendi adıma bunu yaşam mücadelesinin bir parçası olarak görüyorum. Çizgi roman sevdiklerini, çizgi roman yayınlamak gibi bir arzu taşıdıklarını sanmıyorum. Politik bir ismin biyografik çizgi romanını yayınlayarak hem modaya uyup ekonomik fayda sağlıyor hem de siyasi ve kültürel duruşlarına halel getirmiyorlar.

- Biraz daha geriye gitsek... Siyasi çizgi romanların çıkışı ne zamana dayanıyor?


- Çizgi romanlar, gazete sahiplerinin gazeteleri daha çok insana nasıl satabiliriz arayışıyla çıkmış. Az yazılı, bol resimli bir anlatım tercihi sadece ticari değil siyasi bir tercih de. Daha fazla insanın ilgisini çekmek istiyorsanız çoğunluğun beklenti, öfke ve takıntılarını bilmelisiniz. Bir başka safha, popüler olan her şeyin siyasal iktidarın ilgisini çekmesi. Örneğin radyoda ticari reklam kullanımı 1950’lere kadar Amerika dışında ya yasak ya da çok sınırlı tutulmuş. Devletler, kendi kontrolü dışında bir başka sesin konuşmasını istememiş. Hemen her devlet, çizgi romanlara yönelik okur ilgisini kullanmak istemiş, propaganda amaçlı çizgi romanlar yaptırmış ya da sosyal, siyasi, pedagojik gerekçelerle onlardan yardım istemiş. Amerika’yla birlikte savaşa katılmayan çizgi roman kahramanı neredeyse yoktur. Popülerliğin önemli bir ölçütü, yaşanan zamanı yakalamak olduğuna göre aksi de mümkün değil. Sorunuzu siyaseti konu eden çizgi romanları düşünerek daraltmak bence eksik olur…

- Neden?

- Mesela, sembolik olarak ilk çizgi roman kabul edilen Yellow Kid, bana göre, ilk politik çizgi roman. Kimler komikleştirilmiş, kimlere karşı çıkılmış, neler savunulmuş diye baktığınızda liberalizmle ilgili tartışmaları, sınıf çatışmalarını görebiliyorsunuz.

Bir genelleme yapacağım, çizgi romanlar, çoğunlukla gerçek dünyanın dışında bir evrende serüvenlerini yaşarlar, gerçeklik vehmini artırmak için aktüel gelişmelere değinirler. Naziler, komünistler, dünyaya hükmetmek isteyen hırslı kapitalistler serüven edebiyatının sıklıkla aklına getirdiği kötülerdir. Siyaset ve çizgi romanla ilgili popüler değerlendirmeler yapıldığındaysa Avrupa’da Tenten’in anti-komünistliği, Amerika’da Kaptan Amerika’nın emperyal gösterileri, Alan Moore’un anarşist kahramanı V bir çırpıda sayılır.

- Türkiye’de siyasi çizgi roman devri ne zaman başlıyor?

- Türkiye’de çizgi romanlar önce çocuk dergilerinde görülüyor, bu dergileri istisnasız öğretmenler çıkartıyor, içerikleri yerelleştiriliyor. Kahramanlar Türkleştiriliyor, milliyetçi vurgular istifleniyor. O sebeple bu ülkede ilk kez ne zaman yoğun ve yaygın oldularsa, siyasetle ilişkilerini de o tarihte kurdular demek zorundayız. Özellikle gazetelerde yayınlanan bantların dergilere göre daha politik içerikleri var. Buna en iyi örnek, bizde çok sevilen, pek çok çizerimizi etkileyen, başarılı bir siyasi hiciv çalışması olan Al Capp’in Hoş Memo bantı. Bedri Koraman’ın ünlü Cici Can çizgi romanı bu diziyi model alır. 50’lerde popüler olan ve Fahrettin Kerim Gökay’ı tipleştiren Nihat Bali’nin Küçük Vali bantı, bir siyasetçiyi temel alması bakımından ilk olma özelliği taşıyor.

- Peki siyasi çizgi romanların en çok rağbet gördüğü dönem ne zaman?


- Bir toplumun siyasete geçmişten daha az ya da daha çok ilgi gösterdiğini ölçebilmek her zaman mümkün değil bence. Ama eğer bir popülerleşmeden söz edilecekse bu muhtemelen milliyetçi yanları mutlaka ağır basan bir popülerleşmedir. Böylesi bir popülerleşmeden beslenen ve onu besleyen popüler kültür ürünleri olması gerekir. Çizgi romanlar tam da bu dönemlerde mevcut açlığı giderirler, o açlık bittiği anda da unutulurlar.

- Yani çizgi romanlar daha çok sağ anlayışa mı yatkın?


- Çizgi romanlar çoğunluk değerlerine olan bağlılıkları nedeniyle herkesin kızdığına kızan, güldüğüne gülen bir içeriğe sahiptir. Anti-entelektüelist ve anti-politiktirler. Siyasetçileri, kalem erbabını pek sevmezler. Cinsiyetçi ve ayrımcıdırlar, erkek anlatısıdırlar. Böyle baktığınız zaman genel anlamda sağcı bir yapıya sahiptirler, sol değerlerle üretilen muhalif işlerse her zaman sınırlı ve marjinaldir.

- Türkiye’de yayınlanan siyasi çizgi romanlara dair dönüm noktalarından bahsetmek mümkün mü? 27 Mayıs, 12 Eylül gibi tarihlerin bu dönüm noktalarında etkileri vardır herhalde.


- Bu dönüm noktaları, kültürel ortamı ne kadar etkiledilerse çizgi romanı da o ölçüde etkilediler. Türkiye’de çizgi roman üretimi, telif ücretlerinin cezbedici olması nedeniyle öncelikle ve asıl olarak gazetelerde gelişti. Bunun anlamı şu: Tüm dünyada olduğu gibi çocukları değil gazetenin yetişkin okurunu da hesap ederek üretildi bizim çizgi romanlarımız. Üreticilerinin tarih anlatıyoruz, eğlendirerek anlatıyoruz ya da unut(tur)ulan gerçekleri resmediyoruz, iddialarını bu bağlamda düşünmeli... Özellikle 27 Mayıs’ın sonraki askeri müdahalelere kıyasla çizgi roman üretiminde daha fazla bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. En önemli tarihi çizgi romanlarımız altmışlı yıllarda ilk kez üretiliyor, tesadüf değil bu… Şunu da hatırlatayım, o tarihe değin yazılan Kurtuluş savaşı romanı sayısı da altmışlı yıllarda yazılanların toplamından hayli geride.

- Sizce Türkiye’de yayınlanan en siyasi çizgi roman hangisi?

- En güzel anlamında soruyorsanız, çevirilerden Maus diyeceğim. Türkçede bir cemaat yayını olarak çıktı ve bence dağıtılamadı, hak ettiği ilgiyi görmedi. Gerçekten niteliksiz çizgi romanların reklamlarla çok sattığını görüyor ve Maus için üzülüyorum. Joe Sacco’nun çalışmaları, Yalınayak Gen ve Persepolis hemen sayabileceğim diğer yabancı örnekler.

- Çizgiler üzerinden siyaset, muhalefet yapmak neyi sağlıyor sizce?

- Cevap o anlatıyı üreten çizer ya da yazarın hayata nasıl baktığıyla ilgili. Muhtemelen yapabileceği en iyi şeyle derdini anlatıyor, anlatamasa eksik kalacak. Hayatla hesaplaşmadan ne sanat yapılır ne siyaset…

- Siyasi çizgi romanlar kimlere hitap ediyor?


Bu tür çizgi romanlar daha az sattığı için okur profilini ona göre belirlemek gerekiyor. Bana göre çizgi roman okurları genellikle erkeklerden oluşuyor, kitap okurları ise kadınlar ve öğrencilerden… Siyasi çizgi romanlar, kitap ve çizgi roman okurlarının sınırlı bir kesimince satın alınıyor.