'Çok ilginç yerlere dövme yaptım'

Türkiye'de dövme sanatı her geçen gün değer kazanıyor ve başarılı dövme sanatçılarının farklı tarzda yaptığı dövmeler uluslararası alanda göz dolduruyor. Türk dövme sanatçıları güçlü çizimleri ile dünyanın en iyi dövme sanatçıları ile yarışıyor. Onlardan biride dövme çalışmalarında özetle Amerikan stilinin yenilenmiş hali olarak kabul edilen "Neo-old School" ve "Ne-Traditional" dövme stillinde Avrupa'nın ve Türkiye'nin en iyi dövme sanatçılarından biri olarak kabul edilen Can Gürgül.

15 Mayıs 2013 Çarşamba, 21:00
Abone Ol google-news

Avrupa’da yaptığı çalışmaları ve bu meslekte yaşadığı ilginç olayları anlatan Can Gürgül çok ilginç yerlere dövme yaptığını ve bu durumun bu mesleğin zorluklarından biri olduğunu söylüyor.

Her ülkede dövmeyle uğraşanların  "Dövmeciler" ve "Dövme Sanatçıları" diye ikiye ayrıldığını söyleyen Gürgül, Cumhuriyet.com.tr'den Fırat Aşık'a tecrübelerini ve dövme hakkında merak edilenleri anlattı.    

Türkiye’deki diğer dövme sanatçılarından farklı çalışmalarınız var. Vogue dergisinin Nisan ayı sayısında da anlatıldığı gibi tarzınız sebebiyle sadık bir kitleniz var. Bize bu farkı biraz anlatabilir misiniz?

Aslında farkı özetlemek gerekirse; her ülkede dövmeyle uğraşan kişiler iki ana gruba ayrılırlar; "dövme sanatçıları" ve "dövmeciler”. Bir tarafta sanatçı olarak nitelendirebileceğimiz üretken, vizyon sahibi, yetenekli, geniş bir hayal gücü ve kuvvetli bir bileğe sahip dövme sanatçıları ve diğer tarafta ise kopyacı, kısır, dar görüşlü ve bu işi para için yaptıran ve çoğumuzun gençlik zamanlarında cahilliktendir ki yolumuzun düştüğü "dövmeciler". Kariyerim boyunca kendimi, "dövme sanatçısı" sınıfında görmeye ve bulmaya çalıştım . O yüzden de çalışmaya ve gelişmeye hiç ara vermemeye gayret gösteriyorum.

‘Kadınlar çelik gibi’


Epey süre Avrupa’da seçilmiş yerlerde dövme sanatçısı olarak çalıştınız. Avrupa’nın bu sanata bakışıyla Türkiye’deki farklılıkları biraz anlatabilir misiniz?

Avrupa’da ilk çalışmaya başladığımdaki gözlemlerim; müşteri profilinin çok planlı ve dakik oluşuydu. Ülkemizde bu iş biraz düzensiz ve samimiyete bağlı olarak sanırım biraz suistimale açık diyebilirim, e Türk’üz sonuçta. Gerçekten saat gibiler. Hatta Avrupa’da randevuma ben geç gidiyorum diyebilirim. Bir diğer konu ise sanırım dayanıklılıkları olacaktır. Kadınlar çelik gibi. Tek seansta, Türkiye'de herhangi bir müşterim üzerinde 3 seanslık yapabileceğim işi orada tek seansta yapabiliyorum, adeta gıkları çıkmıyor. German Steel dedikleri buymuş meğer.

“Pazarlık yok”

Asla pazarlık yapmıyorlar, en azından sevmiyorlar diyebilirim. Türkiye’de ise sanatıma biçtiğim pahayı konuşurken bile utanırken bir de üzerine öyle sert pazarlıklar dönüyor ki bütün heves ve şevk buhar olup uçabiliyor. Türkiye'nin artısı yok değil tabi ki, genelde Almanya Avusturya gibi ülkelerde olunca herkes İngilizce konuşamayabiliyor ve tabi ki muhabbet biraz daha kısır kalıyor, orada bu işe kendimi daha iyi verebiliyorum.

Sonuçta insanlar üzerinde ömür boyu taşıyabileceği bir sanat bırakıyorsunuz. Bu çok değişik bir duygu olsa gerek.
 
Evet, bu konu ilk başladığım zamanlarda aklımdan bir an olsun çıkmayan en büyük korkumdu diyebilirim. Zamanla geçti haliyle. Tecrübeyle doğru orantılı tabi. Karşımdaki insanın, bitirdiğim işi gururla taşıyabileceğini ve mutlu olacağını biliyor olmak büyük bir özgüven örneği.

"Türkiye’de gömleğin altında nasıl saklarız"


Her dövme yaptırmak isteyen kişinin bu konuyla ilgili bir takım endişeleri olabiliyor. Peki, müşterilerinizin en büyük endişeleri neler oluyor?

En çok çekindikleri şey genelde görünüp görünmemesi oluyor. Tabi bu bizim ülkemizde böyle. Avrupa ülkelerinde böyle bir şartlanma yok. Kimsenin kimseye karışmadığı bir ülkede akıllarına bile gelmiyor haliyle. Burada konuşmamız genelde, "gömleğin altında nasıl saklarız" doğrultusunda başlıyor. Tabi bir diğer husus "Acı". Acıdan korkuyoruz, tabi ki korkulmayacak bir şey değil görüntü itibariyle bir "iğne" girip çıkıyor derimize. Ama tabi iğneyi görüp de korkan müşterilerime, "sadece 1 mm kadarı içeri giriyor merak etmeyin" demek yeterli oluyor bazen.

Her dövmeyi yapıyor musunuz peki? Hangi dövmeleri yapmazsınız?

Kesinlikle hayır. Hazır tasarımılar çalışmıyorum müşterilerimin üzerinde. Düşünsenize gidip de aynı şeyi başkasının üzerinde gördüğünüzü. Ben ergenlik çağlarımda internetten bulduğum bir görseli bacağıma yaptırmıştım, yıllar sonra, tanıştığım bir arkadaşımın kolunda da aynı görsel var. Aslında trajikomik yani o yüzden de birbirinin kopyası dövmeler yapmıyorum.

‘Çok ilginç yerlere dövme yaptım’

İnsanlar hiç düşünmüyor ve araştırmıyorlar neredeyse. Öte yandan Tribal, Mauri tarzı akımların da hiçbir benzerini yapmıyorum diyebilirim. Ama şunu söyleyebilirim; Çok ilginç yerlere dövme yaptım. Meslek işte. Bir kadın müşterimin "çatal" diye tabir edilen kuyruk sokumu bölgesine dövme yapmaktan tutun da, erkek müşterilerin genital bölgesine kadar neredeyse her yere. Çok da acı veriyor olmalıydı ki hala kulağımda o müşterimin sesi.