Cumhuriyetçi kanattan Trump ile Demokrat rakibi Biden arasındaki rekabette gözler 3 Kasım’daki oylamada

Bir tarafta Biden bir tarafta Trump. Pek çok ülkede seçimler sonrası önemli değişim olmamasına karşın, ABD başkanlık seçimi yeni iç/dış politikalar doğuran bir özelliğe sahip.

31 Ekim 2020 Cumartesi, 05:30
Cumhuriyetçi kanattan Trump ile Demokrat rakibi Biden arasındaki rekabette gözler 3 Kasım’daki oylamada
Abone Ol google-news

Bu soru, hem ABD hem dünya açısından neden önemli diye anlaşılmalı. ABD için önemli olmasının doğal karşılanacağı malum, ancak birçok ülkede yapılan seçimlerde çok da önemli değişiklikler olmadığı bilinir. Rusya’da Vladimir Putin bir kez daha seçildiğinde keskin bir iç/dış politika değişikliğine rastlanmadı örneğin. Başkanlıkla yönetilen birçok ülkede böyledir görünüm. Ancak çoğu ABD başkanlık seçimi yeni iç/dış politikalar doğuran bir özelliğe sahip. Bu nedenle ABD başkanlık seçiminin bir Amerikalı için önemli olması şaşırtıcı gelmemeli. Çünkü gerçekten büyük değişikliklere yol açan seçimlerdir bunlar.

Örnekleyelim; 1828 seçimi, Ulusal Banka’nın lağvedilmesinin yanı sıra yerlilerin Mississippi’nin doğusundaki topraklarından uzaklara son derece barbarca uzaklaştırıldığı Jacksonian (Andrew Jackson) dönemini başlattı. 1876 seçimi Güney Yeniden Yapılanması’nın sonunu getirdi. 1912 seçimleri Woodrow Wilson ile onun “Yeni Özgürlük Politikaları”nı, gelir vergisini ve Federal Rezerv’in kurulması sonucunu doğurdu. Ulysses Grant’in 1872’de yeniden seçilmesi, anayasanın 15. maddesindeki değişiklik sayesinde AfroAmerikanların oy kullanma hakkına yol açtı. 

1920’deki Harding-Cox seçimleri de kadınlara oy hakkı verilmesini sağladı. 1960 seçimleri ilk Roma Katolik Başkanı olarak John F. Kennedy’yi Beyaz Saray’a taşıdı. Lyndon Johnson ile Barry Goldwater arasında geçen 1964 seçimleri sivil hakların ilerlemesine yol açtı. Dünyayı perişan eden Ronald Reagan’ı da siyaset sahnesine getiren 1980 seçimleriydi. Soğuk Savaşın sonunu, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ve dönemin Papası II. Jean Paul ile birlikte getiren politikalar bu adamla başladı. 2008 seçimleri ise adaylarının niteliklerinden ötürü (Hilary Clinton - Barack Obama özelinde) cinsiyet/ırk alanında bir ilkti. 1788’den beri her aday erkek ve (2008’e kadar) beyazdı çünkü. Tabii ki Hıristiyandı da.

EN ÖNEMLİSİ 1860 SEÇİMLERİDİR

Dolayısıyla hepsi değilse de seçimlerin çoğu büyük değişikliklere yol açıyor. Tabii, kayda değer olmayan başkanlık seçimleri de var. Bunlardan çok, önemli olanlarını hatırlatmak fena olmaz. Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimleri ilk kez 1789’da yapıldı malum. O günden beri yapılan her başkanlık seçimi için hep “en önemli seçim” denir ama bunların içinde en önemlisinin 1860 seçimleri olduğu genel kabul görmüştür. İç savaş, köleliğin kaldırılması gibi değişimlerden sonra güçlü bir ABD devletini doğuran bu seçimdir bu. Abraham Lincoln’ü Beyaz Saray’a taşıyan 1860 seçimleri böyle nitelendirmeyi hak ediyor tabii.

ABD’nin yeni düzen politikasının hayat bulmasına yol açan 1932 seçimi de çok ama çok önemlidir. Önem sırasına göre devam edelim; en popülist ABD’li politikacılardan William Jennings Bryan’ı beklentilerin tersine oyun dışına iten 1896 seçimleri ile sonucunun tartışmalı olması nedeniyle 1876 seçimleri de hayli önemlidir. Çünkü Rutherford Hayes-Samuel Tilden seçimi halkın oylarının çoğunu almasına rağmen 1876 seçimlerini kaybetmiştir ki ülke tarihinde tektir bu durum. Daha yakın zamanlarda, 2004 seçimleri, muhtemelen 11 Eylül saldırıları ve Irak’taki savaş nedeniyle büyük ilgi uyandırmış bir seçimdir.

2016 HER AÇIDAN BAŞKAYDI

Yakın zamanın en önemli seçimlerinden olan, Donald Trump’la buluştuğumuz 2016 seçimleri üzerinde durulmayı hak ediyor. Adaylar çok çeşitliydi bir kere. Ben Carson bir Afroamerikalıydı. Ted Cruz ve Marco Rubio Latin, Bobby Jindal bir Hint Amerikalı; Hillary Clinton, Carly Fiorina kadın, Bernie Sanders sosyalist, Yahudi idi. İlginç olan bu yarışın adaylarından Donald Trump “ciddiyetten yoksun, yarışta yalnızca geçici olarak kalacak bir aday” olarak değerlendiriliyordu.  Ancak Trump, ciddi bir güç oldu.  Popülaritesi derin ve kalıcı oldu.

Cumhuriyetçi Parti’deki hoşnutsuz, kızgın seçmenlerle bağlantı kurdu, endişelerini seslendirdi onlar adına. Göçmenlik konusunda Cumhuriyetçiler’de var olan öfke terörizm korkusuyla birleşince tüm göçmenler, Müslümanlar, Cumhuriyetçi adayların hedefi haline geldi. Ben Carson Müslümanları “kuduz köpekler” olarak nitelendirdi örneğin. Trump, Müslümanların ABD’ye girişini yasaklamayı, camilerin kapatılmasını önerdi. Trump’ı Beyaz Saray’a taşıyan retoriğinin temel esası buydu.

DÜNYANIN GÖZÜ ÜSTÜNDE

Yeni bir olgu değil. Büyük bir emperyal güç olmadan önce de ABD başkanlık seçimleri, en azından bölgesel düzeyde sonuçları merakla beklenen bir seçim olageldi.  Şimdi 59’uncusuna tanık olacağımız seçimler de sonucu açısından merakla bekleniyor. ABD’li olmayanları kimin kazanacağından çok, sonuçların dünyaya etkisinin ne olacağı ilgilendiriyor çoğunlukla. ABD kamuoyu araştırmaları şirketi Toluna, Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ile Asya Pasifik’ten 23 ülkede yaklaşık 5 bin kişiyi kapsayan bir anket gerçekleştirmişti geçen yıllarda. Katılımcıların yüzde 85’i seçimi dünya için genel olarak önemli görüyor,  yüzde 73’ü ise ABD seçim haberleriyle kişisel olarak ilgilendiklerini söylüyor.

Neden ilgilendikleri sorusuna verdikleri yanıtlar da şöyle:  Dünya için önemi büyük (yüzde 68); ülkem için önemi (yüzde 47); bireyleri ekonomik olarak etkileme potansiyeli var (yüzde 38); Amerikalıların dünyaya nasıl baktığını göstermesi açısından önemli (yüzde 34), yarışan adayların kişilikleriyle ilgileniyorum (yüzde 33). Görüldüğü gibi ankette adayların popülerliği alt sıralarda yer alıyor. Neden dünya için önemli olduğunu sorulduğunda katılımcıların yüzde 64’ü bunun Amerika’nın küresel ekonomi için taşıdığı önemden kaynaklandığını söylüyorlar; uluslararası ilişkiler için önemli olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 63. ABD’nin küresel güvenlikteki etkisi ile “terörle mücadeledeki” rolü nedeniyle önemli bulanların oranı yüzde 57). Daha az önemli neden belirtenler de var.

Bu ilgi elbette anlaşılabilir. ABD, yıllık yaklaşık 18 trilyon ABD Dolar’lık gayri safi yurt içi hasılayla dünyanın en büyük ekonomisidir. Aynı zamanda yine dünyanın en büyük askeri gücü. Bu nedenle her dört yılda bir yapılan başkanlık seçimleri küresel olarak en önemli siyasi olaylardan biri olarak ilgiyi üzerinde topluyor.