"Danıştay saldırısı, MOSSAD işi"

Ergenekon davasının 38. duruşması başladı. Duruşmada, savunmasını tamamlayan Doç.Dr. Emin Gürses'in avukatı Mehmet Taşdelen Danıştay saldırısının "MOSSAD'ın bazı ihaleleri iptal eden hakimleri cezalandırma operasyonu" olduğunu öne sürdü.

08 Ocak 2009 Perşembe, 08:36
Abone Ol google-news

Ergenekon davasının 38. oturumunda savunmasını tamamlayan Doç.Dr. Emin Gürses'in avukatı Mehmet Taşdelen, Danıştay saldırısının "MOSSAD'ın bazı ihaleleri iptal eden hakimleri cezalandırma operasyonu" olduğunu öne sürdü. Ergenekon davasını "Bu soruşturmanın amacı AKP'nin tasfiye edilmesidir. Türkiye'de darbe ortamı hazırlanmasıdır" diye değerlendiren avukat Taşdelen "Asker darbe yapmayacak, çünkü daha önceki darbelerin ülkeye nasıl felaketler getirdiğini öğrendiler. ABD ve İsrail boşuna heveslenmesin" diye konuştu. İşçi Partili sanıklların avukatları da müvekkillerinin savunmasına geçmeden önce Tuncay Güney'in mülakat CD'lerinin mahkemede izlenmesini talep ettiler. Fatih Cumhuriyet Başsavcısı, Tuncay Güney'e ait mülakat kasetlerinin de içinde bulunduğu bir çuval dokümanı mahkemeye getirdi.

Danıştay'a saldırı davasında, saldırıda kullanılan silahı temin etmekten yargılanan Aykut Metin Şükre'nin de vekilliğini yapan avukat Taşdelen, Emin Gürses'in telefon dinleme kayıtlarına geçen "Cumhuriyet'in bombalanması Danıştay'a saldırının bir ucu Üsküdar'a dayandı" sözlerine açıklık getirmek istediğini ifade ederek şunları anlattı:

"Alparslan Arslan, Üsküdar'da üniversite birinci sınıftan beri tanıdığımız, milliyetçi olarak bildiğimiz, bizim teşkilata gidip gelen bir arkadaşımızdı. Adliyede bir avukat arkadaşım Alparslan Arslan'ın Danıştay'da hakimlere saldırdığını hakimlere ateş ettiğini anlattığında size bir hakimin böyle bir saldırı yaptığı anlatılsa şaşıracağınız kadar şaşırdım. Avukatlar arasında başörtüsü için saldırdığı tartışması olmuş ama ben
'Akçeli bir iştir, ya da kafasını sıyırmış böyle bir iş yapmıştır' dedim. Arslan'a referans veren avukatlardan biri olduğu için basın aradığında da 'Tanıyorum, başörtüsü için böyle bir iş yapacak bir değildir. Radikal dinci gruplarla kafa yapısı olarak uymaz, hafif radikaldirr ama ben bu saldırıyı başörtüsü gerekçesiyle yaptığı kanaatinde değilim. Arkasında mutlaka başka bir şey vardır' dedim Hizbullah kafasında değildir, milliyetçi muhafazakar beyefedi bir çocuktur. Ama yüzde 10 ihtimal yapmış da olabilir tabii."
 

Döşeme yapmış

Danıştay'da Yahudi işadamlarının 3-40 trilyonluk ihale işleri olduğunu anımsatan Avukat Taşdelen şöyle devam etti:

"Mahkemeye tensika tahkikat talebinde bulundu. İhalelerden itibaren Salih Kunter ve Arslan'ın arkasında kimler olduğu araştırılsın. Arslan Cumhuriyet'i bombaladıktan sonra Danıştay'ın türban için yapıldığına inandırmak için bir dizi döşeme-süsleme yapmış. Hiç aramadığı arkadaşlarını aramış. Ben bu işi narkasında profesyonel bir servis olduğunu düşünüyorum. Bu davada Türk yargısı ve hakimleri cezalandırılmıştır. Çocuk çocuğun üzerine bomba yağdıran terörist devletin terörist istihbarat servisi menfaatlerine zarar geldi mi MOSSAD cezalandırır. Saldırının Üsküdar'a falan dayandığı yok"

 

Son 1.5 yılını bilmiyorum

Alparslan Arslan'ın Danıştay saldırısından önceki bir buçuk yılını, nasıl temaslar içine girdiğini bilmediğini belirten Taşdemir "Üzerinden Ulusal Kanal'ın kartı çıktı denildi. Bu mümkün değil. İşçi Partisi'ni, Doğu Perinçek'i günahı kadar sevmez. Bu işte bir iş var" demeye başladığını söyledi.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Danıştay davasında Alparslan Arslan'a bomba temin etmekle yargılanan Süleyman Esen'i de iyi tanıdığını ve düzgün biri olduğunu söyleyen Avukat Taşdelen, "Süleyman, Alparslan'ın şeyh diye tanınan Salih Kunter'in gittiğini söylemişti. 'Irak'a gidip cihat edeceğim, Mehmet Ali Birand'ı öldüreceğim' demiş. Ben Alparslan'a böyle şeyler konduramadığım için 'istihbarat örgütleri kimyasal bir madde ile beyin kontrolünü ele mi geçirdiler' diye düşündüm. Daha sonra Süleyman Esen'in Alparslan'ın eylemini över gibi konuşunca 'Size bunları kim öğretiyor' diye sert bir şekilde çıkıştım. O gün itibariyle Süleyman ile küsüştüm" dedi.

8 ay dosya bekledik

Danıştay saldırısı hükümlüsü ve Ergenekon davasının tartışmalı tanığı Osman Yıldırım'ın Arslan ile holding sahibi iki ünlü iş adamının işlerini takip ettiklerini söylediğini anımsatan Avukat Taşdelen "Danıştay'ın bir dairesinde bu iş adamlarının 35-40 trilyonluk davaları varmış. Ama dava Alparslan'ın saldırdığı 2. Daire'de değilmiş. Bomba attırdığı adamlar biracı, barcı, hırsızlıktan sabıkalı tipler. '30 milyar vereyim, bomba atın' demiş. Bunun arkasında ne olduğunu aramaya başladım" diye konuştu.
 

20 milyar vereyim

Mahkeme heyetinin Danıştay dosyasını tetkike almasından sonra Ümraniye'deki bombaların bulunduğunu anımsatan Taşdelen şöyle devam etti:
"Ankara'da 8 ay, Ümraniye soruşturmasını bekledik. Bu sırada arkadaşlar Üsküdar'da araba yıkamakla uğraşan, yoksul görünümlü Osman Boz'un Arslan'ın kendisine '20 bin dolar vereyim, Cumhuriyet'i bombala' teklifi yaptığını ve reddettiğin aktardılar. Mahkeme heyetinden tanık olarak dinlenmesini istedim ama bunu duyan bir gazeteci haberi yayınlayınca çocuk korktu, telefonlarıma çıkmadı."

 

Vekili

Aykut Metin Şükre'nin annesinin kendisini arayarak "Aykut telefon etti. Osman Yıldırım, Aykut'u ve Süleyman'ı kurtarırım ama avukatınız gelsin" dediğini anlatan avukat Mehmet Taşdelen, "Taraf Gazetesi muhabiri Alparslan'ın babası İdris Arslan'ı aramış. Osman Yıldırım 'Ataşehir'de toplantı yapıldı. Danıştay saldırısı talimatını Veli Küçük verdi' demiş. İdris Aslan, "Alparslan'ın bu işi başörtüsü için yaptığına inanmış. Küçük de olsa böyle bir ihtimal var ama bence bu işe MOSSAD zuhul etmiş. Ümraniye dosyasını 8 ay sonra Ankara'ya gönderek savcılık bu tahkikatı derinleştirmeliydi" dedi.

Danıştay'a saldırı talimatını Muzaffer Tekin'den aldığı yönündeki iddiaları anımsatan Avukat Taşdelen "Alparslan Arslan'ın 'O kim ki bana talimat versin' diye tepki göstermiş. Ukala, kibirli, kendini beğendim biridir" diye konuştu.

 

Perinçek'ten Ergenekon tepkisi

''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından emekli Tuğgenaral Veli Küçük ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, son operasyon kapsamında gerçekleştirilen gözaltı işlemlerine tepki gösterdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada söz alan Perinçek, MİT'ten mahkemeye gönderilen şemanın açıklanmasını talep ettiklerini belirterek, mahkemenin de bu şemanın devlet sırrı olmadığını tespit ederek, bazı başka belgelerin gelmesinin ardından açıklanıp açıklanmayacağı konusunda karar verilmesine hükmettiğini söyledi.

Savunmasını yapabilmesi açısından söz konusu şemanın önemli olduğunu kaydeden Perinçek, mahkemenin şemayı açmayarak, sorumluluk altına girdiğini savundu. Perinçek, ''Bugün, yasa dışı olan iktidar sahipleri, son darbeyi indirmek amacıyla Yargıtay onursal başsavcısını, değerli generalleri, önemli eğitim kurumlarının yöneticilerini gözaltına alma yoluna gitmiştir'' dedi.

Son operasyonun, ABD ve İsrail'in, Türkiye Cumhuriyeti ve ordusuna yönelik operasyonu olduğunu belirten Perinçek, bu krizin giderileceğini ve ortaya çıkan durumun telafi edileceğini söyledi.

Perinçek, şöyle devam etti:
''İP Genel Başkanı olarak hatırlatıyorum. Bu operasyona teslim olmayalım. Görevlerimiz vardır. Başsavcıları, generallerimizi, profesörlerimizi alıyorlar. Bu, düşman ordusunun operasyonudur. ABD ve İsrail operasyonudur. TSK, generallerini düşman ordusuna teslim etmiştir. Bu bir kriz durumudur. Giderilecektir. Türk ordusu bu krizi aşacaktır.''

Perinçek, mahkemenin şemayı açıklamasını talep ederek, şöyle konuştu:
''Sizden de şemayı açmanızı ve bizleri tahliye etmenizi istiyoruz. Size ne olur? Hiçbir şey olmaz. En fazla ne olur, gelirsiniz Silivri'de beraber yatarız. Türk milleti sizin arkanızda durur. Hep birlikte kahramanlar olarak çıkarız bu Silivri kalesinden. Şemayı açın. Tertibe tavır alın. Bizleri tahliye edin.''
 

"Son olaylar gerçekten beni üzdü"

Duruşmada söz alarak bir anektod anlatmak istediğini ifade eden Veli Küçük, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey hakkında bir kitap yazacak kadar çok geniş çaplı araştırma yaptığını ve bu kaymakamın heykelini diktirdiğini söyledi.

Küçük, kaymakamın yer değiştirilen Ermenilere sözde kötü müdahalede bulunduğu gerekçesiyle Kayseri'deki İstiklal Mahkemesi'nde yargılandığını ve beraat ettiğini ancak İngiliz ve Ermeniler'in ısrarı üzerine İstanbul'da da ''Harp Divanı'' kurulduğunu hatırlattı.

Veli Küçük, divan başkanlığını yapan Halil Paşa'nın dosyayı inceleyerek, ''beraat eden bir kişiyi cezalandıramam'' dediğini, bunun üzerine getirilen Nemrut Mustafa'nın ''divan başkanı'' yapıldığını anlattı.

Küçük, Hulusi Efendi'nin de yalancı tanıklık yaparak Kaymakam Kemal Bey'in idam ettirildiğini ileri sürdü.

Küçük, Ergenekon soruşturması kapsamında son olarak bazı kişilerin gözaltına alınmasına değinerek, ''Son olaylar gerçekten beni üzdü. Sadece beni değil, buradaki arkadaşlar gerçekten ağlamaklılar'' dedi.

Veli Küçük, Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün mezarlıkları dolaşarak ''Ergenekon'dan öldürülen birisi var mı?'' diye araştırma yaptığını da belirterek, şunları söyledi:
''65 yaşındayım, 65 yıldır vatanım için bir düz yolum var. Azrail bana 15 sene verir, ben 15 sene daha yaşayacağım diye bu yolumu döndürmem. Vatanım için bildiğim yoldan giderim. Dün akşamki olaylardan sonra vatanımız bu hale getirildi. Bu kamuoyu, bu davanın ne olduğunu bir dinlesin''

 

Operasyona mahkeme salonundan tepki

Ergenekon soruşturmasının son dalga operasyonları Ergenekon davasında yargılanan sanıkların ve avukatlarının tepkisine neden oldu. İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek , mahkemenin tahliye kararı vermemesinin operasyonlara neden olduğunu savundu. Son olaylara üzüldüğünü söyleyen emekli tuğgeneral Veli Küçük de yargılamanın Boğazlıyan Kaymakamı'nı yargılayan Nemrut Mustafa divanı haline dönüştüğünü ileri sürdü.

İP Genel Başkanı tutuklu sanık Doğu Perinçek, bugünlerde, Türkiye'nin milli devletinden yoksun hale gelmesi için ABD ve İsrail'in desteği ile girişimlerin sürüğünü belirterek, “Yargıtay Başsavcılarını, Türk ordusunun değerli komutanlarını, üniversitelerin başında bulunmuş profesörlerimizi gözaltına alabiliyorlar. Tutuklulukların devamına karar vermeniz bunlara yol açıyor” dedi. Bu iktidarın yasa dışı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla “Cumhuriyet'i yıkma odağı olduklarını” kaydeden Perinçek, şöyle konuştu: “Bu operasyona teslim olmayalım. Üç beş Fethullahçı, başsavcılarımızı, generallerimizi, YÖK başkanlarımızı alacaklar, götürecekler. Fethullah'ın savcısı gidecek, Yargıtay Onursal Başsavcımızın yakasına yapışacak. Buna izin veremeyiz. Bunu kabul edemeyiz. Türk milleti olarak bu durumu mahkum ediyoruz burada. Protesto ediyoruz. Türk milleti ordusunun, YÖK başkanının, komutanlarının yanındadır.”


“En fazla Silivri'de beraber yatarız”


Operasyonun düşman ordusu operasyonu olduğunu, TSK'nin generallerini düşman ordusuna teslim ettiğini ifade eden Perinçek, Türk ordusunun bu kriz durumunu aşacağını ifade etti. Davanın da Türkiye ABD arasındaki savaşın bir parçası haline geldiğini söyleyen Perinçek, “Abdullah Gül'ler, Tayyip Erdoğan'lar, BOP eş başkanıyım diyerek kendi zavallı durumlarını itiraf edenler, Ergenekon dalgalarında boğulacaklardır. Göreceğiz bunu. Biz görevimizi yapıyoruz, siz de yapın. Şemayı açın. bizleri tahliye edin. Size ne olur? Hiçbir şey. En fazla gelirsiniz Silivri'de beraber yatarız. Size hiçbir şey yapamazlar” dedi. Tutuklu sanık İP Genel Sekreteri Nusret Senem de Ergun Poyraz'ın avukatı Hüseyin Buzoğlu'nun emniyette görevini yapmaya gittiği sırada gözaltına alındığını söyleyerek, “Bu savunmayı tehdit girişimidir. Ağır bir saldırıdır” dedi. 


Küçük: “Ağlamaklı olduk” 

Tutuklu sanık emekli tuğgeneral Veli Küçük, “Son olaylar beni üzdü. Buradaki bütün arkadaşlarımız da ağlamaklı oldular” dedi. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey hakkında kitap yapacak kadar çok araştırma yaptığını söyleyen Küçük, Ceyhan'da Kemal Bey'in heykelini diktirdiğini dile getirdi. Boğazlıyan Kaymakamı'nın yerleri değiştirilen Ermenilere kötü muamele suçundan Kayseri'de yargılanıp beraat ettiğini, İstanbul'da İngilizler ve Ermenilerin isteği ile yeniden yargılandığını anlattı. Buradaki mahkemeye Nemrut Mustafa'nın başkan olarak getirildiğini söyleyen Küçük, Kemal beyin Taha Akyol'un amcası Hulusi Efendi'nin yalancı tanıklığı ile idam ettiriliğini iddia etti. Kemal beyin idam kararının önceden verildiğini ifade eden Küçük, “Operasyonda benim evime de geldiler. Ne yapayım vatan için Türk milleti için bunlara göz yumacağız. Ordu, generaller, TSK üzerine senaryo hazırlanmış. Mahkemeye çıktık. Karar yazılacak diye bekledik ama yazılmadı. Önceden yazılan kararla tutuklandık” diye konuştu. Küçük şöyle devam etti: “Mahkemeyi Nemrut Mustafa'nın divanına çevirmezsiniz ancak şimdi o seviyeye geldi. Ben 65 yaşındayım. Bunca yıl vatanıma hizmet ettim. Vatanım için düz bir yolum var. En fazla 15 sene daha ömrüm olur. 15 sene daha yaşayayım diye bu yolumu döndürmem. Lütfen, istirham ediyorum. Kamuoyu şu davanın ne olduğunu bir dinlesin.”


Güney'e neden dava açılmadı?


Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz, Tuncay Güney'in istinabe yoluyla Kanada'da ifadesinin alınması girişiminin yasal olmadığını savundu. Kanada adli makamlarının bu talebe yanıt vermeyeceklerini söyleyen Kerinçsiz, “Savcı aylar sonra, biz burada talep edince Güney'in ifadesinin alınması konusunda çalışmalara başlamıştır. Asıl sorulması gereken, soruşturma başlayalı 18 ay geçmesine karşın Güney hakkında neden dava açılmadığıdır. Çünkü Tuncay Güney savcının umurunda değil. Güney'den uzak kalmak istiyor. Amacı olayı sürüncemede bırakmaktır. Güney hakkında bir an önce dava açılmalıdır” diye konuştu. Dava ile birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Güney'in Kanada'dan iadesinin gündeme geleceğini belirten Kerinçsiz, savcılıktan, devam eden Ergenekon soruşturmasına ilişkin dosyanın istenmesini, gönderilecek belgelerden Tuncay Güney'e ait olanların dava dosyasına eklenmesini talep etti. Savcılıktan, Güney hakkında neden yakalama kararı çıkarılmadığının sorulmasını da isteyen Kerinçsiz, Güney konusunda neden suçluların iadesi kuralının işletilmediğinin öğrenilmesini talep etti. Kerinçsiz, soruşturma savcılarının “yeşil yargı darbesiyle” görevlendirildiklerini ileri sürerek, “Bu şebekenin, meşru zeminde vereceği hesabın günü de çok yakındır” dedi. 


Yargıca ve savcıya ağır itham

Tutuklu sanık Ergun Poyraz, mahkeme üyesi yargıç Sedat Sami Haşıloğlu'nun İstanbul'da faaliyet yürüten dört tarikat vakfının yönetiminde olduğunu ileri sürerek, “Bu iddiam belgelidir. Üye yargıcın içinde yer aldığı vakıflar laik devletin düşmanıdır. Haşıloğlu'nun heyetten alınmasını talep ediyorum. Mahkeme tarikat mensubu bir hakimi içine sindirmektedir” dedi. Tutuklu sanık Kuvayi Milliye Derneği Başkanı Bekir Öztürk, savcı Zekeriya Öz'ün akli dengesinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesini, zeka seviyesinin de TÜBİTAK  tarafından incelenmesini talep etti.


Avukatlar da tepkili 


İP'li sanıkların avukatı Hüseyin Gökçe Arslan, Türkiye'nin parçalandığını savunarak, “Dünkü operasyona, ülkeyi bölmek isteyenlere tüm sanıkların tahliyesi ile bir yanıt verebilirsiniz” dedi. Tutuklu sanık Vedat Yenerer'in avukatı Vural Ergül, Fikret Emek'in avukatı Levent Göktaş'ın da gözaltına alındığını belirterek,  “Yakında aralarında benim de olduğum bazı sanık avukatları da gözaltına alınacak. Ama benim evimde bomba çıkmayacak. Evimde çocuklarımın görüntülerinin olduğu CD'den başka CD bulundurmuyorum” dedi.  Operasyon haberini savcıların bilgi verdiği bazı gazetecilerden öğrendiğini söyleyen Ergül, Emin Çölaşan, Fatih Altaylı, Enis Berberoğlu, Aydın Doğan, Rahmi Koç, Bekir Coşkun'un da gözaltına alınacağını iddia etti. Tutuklu sanık emekli astsubay Oktay Yıldırım'ın avukatı Yıldırım Çavuşovalı da operasyonları eleştirerek “TSK darbeye zorlanıyor. Darbe olsa da felakettir, darbe olmasa da” dedi.


Savcı Pekgüzel'den sert çıkış


Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanık ve müdafiilerinin duruşmalar sırasında savunma sınırlarına aştıklarına dikkat çekerek mahkemeden bu beyanlara engel olunmasını isteyensert bir açıklama yaptı. Savcı Pekgüzel, sanık ve avukatlarının sık sık cevaplanması istemiyle savcılara soru yönelttiklerini ancak CMK'de böyle bir usul olmadığının altını çizerek söyle devam etti:“Sanık ve müdafilerinin tamamına yakını iddia makamını temsilen duruşmada bulunan cumhuriyet savcılarına karşı savaş halinde bulunulan düşman bir ülkenin kurumları gibi suçlama, ağır hakaret ve iftirada  bulunmaktadırlar. Ayrıca iddianameyi alaycı bir tarda eleştirmektedirler. Kutsal savunma hakkına saygı duymakla birlikte bu hak yargı ve güvenlik görevlilerini aşağılama hakkı vermez.”


Bombayı polis mi koydu


12 Haziran'da Ümraniye'de bir gecekonduda bombaların bulunmasına ilişkin ilk işlemlerin Ümraniye'de yürütüldüğünü ve soruşturmanın değişik aşamalarında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin tüm savcı ve hakimlerinin görev aldığını anımsatan Savcı Pekgüzel “Bütün bu savcı ve hakimler bir komplonun içinde olduğu savunulmaktadır  Savunmasını yapan neredeyse tüm sanıklar tertip kurulduğundan bahsetmekte, Ümraniye'deki bombaların olmadığın, hatta daha da ileri giderek polisin ve savcının koyduğunu iddia etmektedirler” diye konuştu.

Sanık ve müdafilerin bu tutumlarının resen “duruşmada iyi hal indiriminden vazgeçme” olarak mütalaa edileceği uyarısında bulunan Savcı Pekgüzel özetle şöyle konuştu: “Terör ve terör örgütü üyeleriyle 250. madde kapsamında yıllarca mücadele eden cumhuriyet savcıları olarak bu tutumlara yabancı değiliz. Suçu ikrar etmeleri beklenmemekle birlikte terör örgütlerinin cumhuriyet savcılarını ve hakimlerini bu şekilde suçladıkları herkesçe bilinmektedir. Bu davanın başından beri bazı sanık ve müdafilerinin duruşmada örgütsel tavır sergilemektedir. Sanık ve müdafilerinin aşağılamaya çalıştığı hakim ve savclar çeşitli kararların altına imza atmışlardır.Mahkemenizden bu beyanlara engel olunmasını, bu halin devam etmesi durumunda ayrıca bu suçtan da tutuklanmalarını talep ediyoruz.”


Mahkemeye gelen evrak


Daha sonra Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan mahkemeye gelen evrak ve kasetler arasında Ümit Oğuztan'a ilişkin kasetler de bulunduğunu söyledi.

Jandarma Genel Komutanlığı'ndan “Ergenekon örgütüne ilişkin komutanlıkta bir bilgil olmağı gibi herhangi bir suç ihbarı da bulunmadığına” ilişkin cevap yazısı da dosyaya konuldu.

Mahkemenin Jandarma Genel Komutanlığı'na yazısına gelen yanıtta Behiç Gürcihan ve Ergun Poyraz'ın Jandarma Genel Komutanlığı ile herhangi bir ilgisi bulunulmadığı kaydedildi.

Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı'ndan mahkemeye gelen cevabi yazıda İzmir'deki NATO karargahına ilişki krokilerin  bulunduğu CD'lerin incelendiği, gerekli önlemlerin alındığı ve ilgili savcının bilgilendirildiğine dikkat çekildi. Genelkurmay Başkanlığı'ndan dosyaya gelen bir başka yazıda da bazı askeri öğrencilerin İşçi Partililerle toplantı yaptıkları iddialarına ilişkin Hava Kuvvetleri Askeri Mahkemesi'nde soruştura yürütülmekte olduğu belirtildi.

Savcı Pekgüzel, Gürses'in avukatı Mehmet Taşdelen'e Danıştay davasına ilişkin açıklamaları nedeniyle teşekkür etti. Ergun Poyraz'ın avukatı Hasan Gürbüz ise avukat Hüseyin Buzoğlu'nun gözaltında bulunan emekli orgeneral Tuncer Kılınç'ın vekili olduğunu, evinin aranması sırasında nezaret ettiğini ve birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde avukatlık görevi gereği bulunurken gözaltına alındığını anımsattı. Operasyonların anayasal kurumlardan sonra meslektaşlarına da yöneldiğini belirten Hasan Gürbüz kendisinin de artık Tuncer Kılınç ve Hüseyin Buzoğlu'nun da vekili olduğunu söyledi. Avukat Gürbüz şunları söyledi: “Hüseyin Buzoğlu'nun uzun süredir takip edildiği anlaşılıyor. Rejimi tehdit eden bu operasyonların, bu tertibin bozulması açısından MİT'ten gelen şemanın açık halinin bizlere verilmesini ve bütün sanıkların tahliyesini talep ediyorum.”

Mülakat kasetlerini yargıç izliyor


Mahkeme başkanı, Fatih Adliyesi'nin emanetinde bulunan Tuncay Güney'e ait 4 adet VHS kaset üzerinde Güney'in mülakatının karşılaştırmasının yapılması amacıyla üye yargıç Hüsnü Çalmuk'un görevlendirildiğini belirtti. Şengün, bu işlem tamamlandıktan sonra, sanıklar ve avukatlarına, DVD ortamına aktarılacak mülakat kayıtlarının birer örneğinin verileceğini belirterek, kayıtların  mahkeme kaleminden 14 Ocak Çarşamba günü saat 14.00'ten itibaren alınabileceğini ifade etti. Mahkeme, mülakat kayıtlarının mahkemede izlenmesi talebini ise reddetti. 

Güney'in ifadesi alınacak

Tuncay Güney'in CMK 48. madde kapsamında ifadesini tespiti için gerekli işlemlerin başlatılmasına, bu konuda ilgili mercilerle yazışma yapılmasına, alınacak yanıta göre ifadenin hangi şartlarda alınacağının belirlenmesine karar verildi. Tuncay Güney'e ilişkin, 2001 yılında gözaltına alındığı dönemde teknik takip yapılıp yapılmadığının emniyetten sorulmasına da hükmedildi.

Yargılamaya on gün ara verildi


Görüntülü olarak kaydedilen duruşmaların tutanak haline getirilmesinde, haftada dört gün oturum yapılması nedeniyle zorluklarla karışlaşıldığını belirten mahkeme başkanı, bu eksikliğin giderilerek, tutanakların taraflara verilebilmesi için duruşmanın zorunlu olarak 19 Ocak 2009'a ertelenmesine karar verildiğini bildirdi.