Danıştay’dan Bodrum'a RES müjdesi

Muğla'nın Bodrum ilçesinde mahallelerine kurulmak istenen RES'lere karşı çevre mücadelesi veren yurttaşlar, Danıştay 6. Dairesi'nden gelen haberle sevindi. Mahkeme, Muğla Valiliği'nin 'ÇED gerekli değildir' kararını iptal eden kararı onayladı. Köylüler adına hukuk mücadelesi veren Avukatı Remzi Kazmaz, “Şirket buraya artık bir çivi bile çakamaz” dedi.

11 Şubat 2020 Salı, 17:55
Danıştay’dan Bodrum'a RES müjdesi
Abone Ol google-news

Bodrum'un Güvercinlik bölgesinde yer alan Çamlık, Pınarbelen, Kumköy, Yalıçiftlik, Kızılağaç köylerinin doğasını tehdit eden RES projelerine Danıştay 'dur' dedi. Doğa katliamlarına karşı verdiği mücadelede köylülerin avukatlığını yapan Remzi Kazmaz Güvercinlik bölgesinde kurulmak istenen RES’lere karşı yöre köylüleri adına sürdürdükleri hukuk mücadelesinde Danıştay’ın kendileri lehine önemli bir karar verdiğini söyledi. Kazmaz, "Vatandaş her durumda kendi kurumlarla karşı karşıya bulmak istemiyorsa hem sosyal anlamda hem kurumsal anlamda adalete inanmalı ve adaleti ilke edinmelidir. Adil olanı zor da olsa kabullenmeyi bilmelidir. Tüm bunların temelinde inanç vardır. " dedi. 

Kazmaz kazandıkları hukuk zaferine ilişkin şunları söyledi:

RES iptali için Muğla 1. İdare Mahkemesi’nde dava açtık. Bodrum’da yapılması planlanan rüzgar enerjisi santralleri (RES), çevreye, doğal sit ve tarihi alanlara vereceği zararlar nedeniyle iptal edilmişti. Aynı firma, aynı yerin yakınında Muğla Valiliği’nden yine ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı alarak RES kurmaya kalkınca Bodrumlu köylüler yeniden ayaklanmıştı.

Muğla 1. İdare Mahkemesi, RES’lerin çevreye vereceği zarara dikkat çekerek Muğla Valiliği’nin ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını iptal etti. Bu kez de Danıştay temyiz süresinde itiraz edilmediği için bu kararı onaylayarak son noktayı koydu. Bundan sonra bu bölgede değil RES kurmak, tek bir çivi dahi çakılamaz. Danıştay’ın bu kararı örnek olacak. Geçtiğimiz hafta Danıştay’ın onadığı karar için valiliğin hakkı olan sürede temyiz hakkını kullanmadığını gördük. Bu nedenle sevinçliyiz.

Bu olayın tarafları kendi temsil ettikleri grup bakımından birer numune teşkil etmektedir. Vatandaş-valilik-RES proje sahibi firma-mahkeme hepsi kendine has değer yargılarına sahip her biri başka bir fikri eylemleri ile temsil ediyor. Hepsinin aynı anda kendi fikrini baskılamaya çalışması neticesinde uyum ortadan kalkmakta ve her biri kendini belli eder olmaktadır.

Sağlıklı insan organlarının varlığının farkına varmaz. Bir  organın tek başına farkına varmamız için o organın hasta olması gerekir; çürüyen diş ,kırılan ayak , ağrıyan baş kendini belli eder. Bu durumlarda farkına varmak hastalıktır. Türkiye’de vatandaş sosyal yaşamının büyük bir kısmında kurumların farkına varıyor, çünkü kurumlar hasta. Her biri ahengi bozup kendi ideolojilerini baskılamaya çalışıyor tarih boyunca da bu böyle oldu. Hiç kimseyi kendi ideolojisinin gereğini yapmaya çalıştığı için suçlayamazsınız. Yalnızca Bu hastalığa bir çözüm bulmanız gerekir. Bu çözüm hiç şüphe yok ki adalettir. 

Türkiye’deki durumun çözümü de farklı olmayacaktır. Vatandaş her durumda kendi kurumlarla karşı karşıya bulmak istemiyorsa hem sosyal anlamda hem kurumsal anlamda adalete inanmalı ve adaleti ilke edinmelidir. Adil olanı zor da olsa kabullenmeyi bilmelidir. Tüm bunların temelinde inanç vardır. Che: Bir şeyi yapmak için onu çok sevmelisiniz, bir şeyi sevmek için ona delicesine inanmalısınız’ der. Kurumlar adil oldukça toplum bu çarka çomak sokabilir.

Ben hayatın boyunca sistemin adamı olmamaya çalıştım, toplumun yaralarına parmak bastım, nerede bir haksızlık görsem üzerine gittim. Tüm bunları adalete olan inancımla yaptım. Adaletin büyük bir kısmını kişinin kendisine haksızlık yapılmasına karşı çıkması oluşturur. Halkla birlikte haksızlığa karşı çıktık hakkımızı elimizden çekip almak isteyene dur dedik. Adalet bayrağınını taşıyan bugün biz olduk yarın bizim yerlerimizi başkaları alacak. Nazım ustanın dediği gibi ’’Ben sadece ölen babamdan ileri , doğacak çocuğumdan geriyim ve bir kavganın adsız neferiyim.’’