Darbe yalanı ile aldattılar! -7-

Ergenekon davasında savunmalarını tamamlayan sanıklar 'Darbe yalanı ile aldattılar!' açıklamasında bulundular. İddiaların çöktüğü belirtilerek "Silivri gerçeği"ni kamuoyunun bilgisine sundular.

21 Haziran 2013 Cuma, 19:55
Abone Ol google-news

SALİH KUNTER

Gültepe'de oturuyor, kendisini çevresine „Hoca“ olarak tanıtıyor. Esasen Belediyeden emekli işçi. Evinde dini içerikli kendisinin „ders“ dediği toplantılar düzenliyor. Alparslan Arslan ve diğer arkadaşları bu sohbetlere katılıyor. Kendisinin cinler konusunda uzman olduğunu söylüyor ve muska yazarak kişilere veriyor. Süleyman Esen ve Salih Yaşar (Küçük Salih) müritleri olarak hareket ediyor. Danıştay saldırısından sonra bir süre tutuklu kaldı.

153. Celse Salih Kunter Sorgusu;
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Bununla ilgili olarak Alparslan Arslan’a sorduğumuzda boynunda bir adet muska olduğunu bunu sizin verdiğinizi söyledi doğru mudur?”
Sanık Salih Kurter:”Şimdi şöyle bak çok affedersin bakın benim kendimde de var böyle muskayı yazmışımdır koymuşumdur cebime bu kadar şey. Birisi gelirde hoca efendi bana bir tane şey yaz yazmışımdır belki ama böyle kimseye bir şey yazmam yani:”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Ne işe yarar sizin yazdığınız şeyler?”
Sanık Salih Kurter:”Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim’de haber veriyor ne işe yarar. Kul İllahümme Malikel Mülke Tahtıl Mülke Menteşa ve Tenzilül Mülke Min Menteşa, ve Teizzu Menteşa ve Tizillü Menteşa biyedikel gaye, inneka ( bir iki kelime anlaşılamadı) kulu şeyin Kade.”
Mahkeme Başkanı :”  Siz anlamanı söyleyin yani ne manaya geliyor.”
Sanık Salih Kurter:”Siz deyin ki; ey Allah’ım Malikel Mülki, Mülkün sahibi sensin. Tuhtıl Mülki Mentaşa, dilediğine mülkünü verirsin. Ve Tenziül Mülke, dilediğinden çeker alırsın. Ve Terzuke Menteşa. İşte bu ayeti kerime efendime söyleyeyim. Şimdi Vekul ceel Hakku veseikel Batıl, innel batıl kene Zehuke. Hak geldiği zamanda batıl zail olur. Bunların hepsini bunları söylüyorduk. O ile muskalar yapmakla öyle şey yapmakla bunlar bir şey olmaz derim. Kendini muhafaza etmek için 3 İhlas 1 Fatiha oku efendim kendi üzerine tak elbette ki Cenabı Hak muhafaza eder seni bu kadar.”

154. Celse Salih Kunter Sorgusu;
    Sanık Oktay Yıldırım:”Recep Özkan dedi ki işte bu cin musallat olması filan olaylarında hocamız bize çok yardımcı oldu o konuda ona gittik dedi.”
Sanık Salih Kurter:”Cin musallat olursa aklını çeler çeşit çeşit işler yaptırır tabi.”
Sanık Oktay Yıldırım:”Aklını çeler kötü yola saptırır.”
Sanık Salih Kurter:”Anormal şeyler yaptırır ona.”

157. Celse İdris Arslan Sorgusu ;

    Sanık Veli Küçük Müdafii Av. Zeynep Küçük:”Salih Hocayı yani din alimi olarak mı görüyordu ne yani hani.”
    Tanık İdris Arslan:”Evet, evet.”
Sanık Veli Küçük Müdafii Av. Zeynep Küçük:”Alim.”
    Tanık İdris Arslan:”Alim hem de kutup olarak görüyordu.”
Sanık Veli Küçük Müdafii Av. Zeynep Küçük:”Hah oraya gelmek istiyorum zamanın kutbu.”
    Tanık İdris Arslan:”Zamanın kutbu olarak görüyor bana, cezaevinde Sincan Cezaevinde ….. Baba dedi Salih Hocanın eteğine yapış dedi etiğine yapış. ….. Salih Hoca bana dedi, Süleyman ve Alparslan beni zamanın kutbu olarak biliyorlar dedi. Ve benden çok şey bekliyorlar dedi çok şey bekliyorlar dedi bakın bu da çok anlamlı çok şey dediği ne. Mesela şeyden kurtar mı, Danıştay binasından kurtarma mı, cezaevinden kurtarma mı bir görünmezlik mi, mesela Alparslan huzurda yine dedi Esmaul Hüsnayı okuduğum zaman yüzümün görülmez olacağını biliyordum dedi böyle bilgi var bende dedi. Çok anlamlı, çok çok anlamlı.”


ORHAN KADI

Alparslan Arslan ile aynı okulda ancak bir kaç yıl sonra okumuş, Alparslan'ın kendilerine abilik yaptığını söylüyor ve saygı duyuyor. Ev arkadaşı. Ataşehir'de Recep Özkan'ın evinde oldukları bir sırada, Alparslan Arslan'ın talebi üzerine Osman Yıldırım'ı Ataşehir'den alarak Alparslan'ın yanına getirdiğini söylüyor.


153. Celse Orhan Kadı Sorgusu ;
Tanık Orhan Kadı:”Orhan Recep Özkan ile aynı evde iken Alparslan ben Recep Özkan, Recep Özkan’ın Ataşehir’deki evinde otururken sohbet ederken işte öğle sohbeti ederken Alparslan dedi bana bir arkadaşım gelecek Osman isminde bir arkadaşım gelecek Ataşehir meydandan gidip alır mısın onu arabamı versem sana. Alırım dedim bende bizde de araba merakı var alırım dedim bende. Gittim Ataşehir meydanından aldım geldim Recep’in evinin önüne geldiğimde Alparslan aşağıya inmişti Alparslan arabaya bindi Osman ile beraber gitti. Ben çıktım Recep Özkan’ın evine.“


RECEP ÖZKAN

Alparslan Arslan ile aynı okulda ancak bir kaç yıl sonra okumuş, Alparslan'ın kendilerine abilik yaptığını söylüyor ve saygı duyuyor. Orhan Kadı ile de yakın arkadaş. Ataşehir'de bulunan evine, Alparslan Arslan'ın zaman zaman gelip kaldığını söylüyor. Bİr gece Orhan Kadı ve Alparslan Arslan ile birlikte evde iken Alparslan Arslan'ın talebi üzerine Orhan Kadı'nın bir kişiyi Ataşehir Migros'un önünden alarak evin önüne getirdiğini ve Alparslan arslan'ın aşağıya O'nunla buluşmak üzere indiğini söylüyor.

153. Celse Recep Özkan Sorgusu ;
    Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Cumhuriyet Gazetesine atılan bombaların verilme yeri olarak Ataşehir’deki bir yerden bahsedildi önce böyle bir yerin olmadığı söz edildi ama daha sonra yargılama aşamasında sizin evinizde verildiği yönünde iddialar var. Bunlara ilişkin olarak Osman Yıldırım’la Alparslan Arslan’ın ifadeleri çelişiyorlar bir tanesi sizin evinizde bizzat Muzaffer Tekin’de bulunduğu ortamda verildiği şeklinde beyanı var, Alparslan Arslan’da aşağıda verildi şeklinde bir beyanı var.”
Tanık Recep Özkan:”O yalan.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Siz bu olayı hatırlıyor musunuz, o bombaların verildiği tarihi, günü, zamanı, hatırlayabilir misiniz?”
Tanık Recep Özkan:”Tarihi değil de, bi gün işte Alparslan bana gelmişti, Orhan bendeydi Orhan Kadı arkadaşım. Ataşehir’den birisini alması gerekiyordu Orhan’ı gönderdi arabanın anahtarlarını verdi. Arkadaş gelince Alparslan gitti eve çıkmadılar o şekilde oldu.”


    I    -     MEÇHUL EV  GÖRSEL SUNUM 1

Dosyaya getirilen telefon baz kayıtlarının çaprazlama yapılan incelenmesi neticesinde ortaya ilginç bir tablo çıkmıştı.

Alparslan Arslan, Süleyman Esen ve Salih Yaşar'ın (Küçük Salih) telefonlarında, ortak bir anormallik vardı.

Her üçünün de, aynı günlerde ve hemen hemen aynı zaman dilimleri içerisinde, yaptıkları telefon görüşmelerine ilişkin baz istasyon kayıtları yoktu. Bir başka ilginç taraf, bu sırada birbirleriyle de hiç görüşmemeleriydi.

Dikkati çeken bir diğer husus, hepsinin bu meçhul yere gitmeden önce yaptıkları son görüşmelerin aynı baz istasyonlardan sinyal vermeleriydi.

Yani, her üçü de aynı yere gidiyorlardı. Bu meçhul yerin, Salih Kurter'in GÜLTEPE'de bulunan evi olduğu yapılan sorgulamalar sırasında ortaya çıkacaktı.

154. Celse Salih Kunter Sorgusu;
Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük:”Küçük Salih, yani Salih Yaşar, Süleyman Esen, Alparslan Arslan bunların üçü de sizin evinize bir kısmı çok sık hemen hemen her gün.”   
Sanık Salih Kurter:”Süleyman Esen 6 senedir bütün saat 7’den sonra bendeydi.”
Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük:”Evet doğru söylüyorsunuz. Çünkü ben onun baz istasyonlarına baktığım zaman Süleyman Esen’in her akşam size geldiğini sizin beyanınız üzerine teyit ediyorum. ve her akşam belli bir saatten sonra telefonlarının baz istasyon vermediğini görüyoruz ben baştan beri mahkemede buranın sizin eviniz olduğunu söylüyorum. baz istasyon kayıtları yok şimdi istettik. Gültepe mikrodan en son neyse siz bu detaylarla uğraşmayın bir yerden sonra telefonları baz istasyon sinyalleri vermemeye başlıyor ve şimdi sizinde beyanınızdan anladığım üzere. Her gün, her akşam aynı saatlerde sizin evinize geliyor Süleyman Esen ve orası.
Sanık Salih Kurter:”Tamam, evet,”
Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük:”Sizin evinize geliyor. Küçük Salih’in telefon kayıtlarına baktığımızda onunda Süleyman Esen kadar olmamakla beraber, yani Süleyman Esen her gün geliyor onu görüyorum ben fakat Küçük Salih her gün olmamakla beraber o da çok sık geliyor, en seyrek geleninde Alparslan Arslan olduğunu görüyorum ama o da son zamanlarında yani Mart ayından itibaren sizin evinize 2006’nın mart ayından itibaren sizin evinize gelmelerini çık sıklaştırdığını görüyorum ben. Siz hatırlıyor musunuz yani Alparslan Arslan’ın bu Danıştay cinayetini ve Cumhuriyet Gazetesine bomba atılmadan önceki 2-3 ay evinize daha sık gelip gittiğini ben baz istasyonlarından görüyorum siz bu sıklığı hatırlıyor musunuz?”
sanık Salih Kurter:”Evet, evet öyle ne zaman bu şey oldu başladı dağıldılar kimse başladı gelmemeye.” 2008/209 E. 154. Celse


Bu adrese ait telefon baz kayıtlarının neden olmadığı ve/veya kimler tarafından neden yok edildiği halen bilinmemektedir. Zira, meçhul adres ve kayıp baz istasyonlarına ilişkin talebimiz üzerine yazılan yazıya açıklayıcı bir cevap verilmemiştir.

Bu adres neden önemlidir. Çünkü gerek Cumhuriyet Gazetesine atılan bombalardan önce ve bombalama sırasında ve gerekse Danıştay'a yapılacak baskından hemen önce bu üç kişi sürekli olarak aynı adreste bir araya gelmişlerdir.

Örneğin;

    4 Mayıs 2006 tarihinde;  (1. bomba atılmadan 1 gece önce)
 Süleyman         19:36, 21:08, 22:33, 21:49, 22:27
 Salih Hoca        21:24, 23:00    


     5 Mayıs 2006 tarihinde ; 1. bombanın atıldığı
Süleyman'ın         20:04 ve 23:10     (son görüşme Zİncirlikuyu'dan)
Alparslan'ın          22:49               


    7 Mayıs 2006 tarihinde;
Süleyman'ın        23:12  (ondan önceki son görüşmesi 18:15)
Alparslan'ın        21:14, 22:37, 23:24, 23:26, 23:27 00:28
Küçük Salih'in    00:10  (ondan önceki son görüşmesi 18:11)

    8 Mayıs 2006 tarihinde;
Süleyman'ın         20:47, 22:40
Alpaarslan'ın        19:03, 19:25, 19:26, 19:39, 19:46, 20:47, 20:52

    09 Mayıs 2006 tarihinde;
Süleyman'ın        21:07, 21:29, 21:58, 22:56(mesaj),  23:11, 23:54, 00 :04
                                (bu görüşmelerden 6 adedi Osman, bir adedi Salih Hoca ile 21:58)

Alparslan'ın        19:04  (bu görüşme Osman ile, ondan önceki son görüşmesi 17:00'de 
                         devamında Osman ile mesajlaşmaları var.

Küçük Salih'in    23:04  (ondan önce son görüşmesi Süleyman ile 21:58'de)


    10 Mayıs 2006 tarihinde (2. Bombanın atıldığı gün)
Süleyman'ın        16:31, 18:45, 19:10, 21:02, 21:38, 23:14, 23:38
Alparslan'ın        15:26, 16:04, 16:55, 17:04, 17:24, 17:34, 17:36, 18:03, 20:06
Küçük Salih'in    21:55  (21:02'deki görüşmesi Süleyman ile) sonraki ilk görüşmesi ise
                         00:01'de)

2. Bomba ne zaman atılıyor? Saat 22:30 civarında.

Süleyman'ın saat 23:14 ve 23:38 'deki görüşmeleri Alparslan Arslan ile Salih Kurter'in evinde bekliyor.

Hikaye şöyle; Süleyman ve Alparslan öğleden sonra Salih Kurter'in evinde buluşuyor. Bütün öğleden sonrayı bu meçhul evde birlikte geçiriyorlar. Akşam aralarına Küçük Salih  de katılıyor. Alparslan Arslan, Salih Kurter'in evinde bulunduğu süre içerisinde defalarca Osman Yıldırım ile görüşüyor (5 kez), ayrıca sürekli de mesajlaşıyor. Alparslan Arslan 20:48 itibari ile Şişli'de Cumhuriyet Gazetesinin olduğu civarda, bu arada sürekli olarak Osman ile görüşmeye devam ediyor. 22:30 civarında 2. Bomba İsmail Sağır tarafından atılıyor.  Alparslan diğer sanıklarla buluşmak üzere Levent‘te bulunan mekana gidiyor ve diğerleriyle buluşuyor. Saat 23:14 ve 23:38‘de Süleyman Alparslan‘ı arıyor. 

        11 Mayıs 2006 tarihinde (3.bombanın atıldığı gün)

Süleyman'ın        20:22      ( bundan önceki son görüşme 17:55 Mecidiyeköy'de)
Alparslan'ın        17:39, 17:40, 18:20, 20:59, 21:50, 22:41
Küçük Salih'in    21:40        (17:57 – 23:06 arasında muhtemelen meçhul yerde)

Hikaye şöyle; ilk iki bombanın Osman tarafından bulunan adamlar tarafında atılması ve patlamaması üzerine Alparslan Arslan "sizin imanınız az" diyerek 3. bombayı kendisinin atacağını söylüyor. Bu sefer diğer 2 sinde olduğu gibi değil gündüz saatlerinde atmayı tercih ediyor. Kayıtlara göre 3. bomba 16:20'de atılıyor.

O sıradaki pozisyonlarına baktığımızda;

Süleyman;     saat 14:35'den itibaren telefonu Şişli'den (Cumhuriyet Gazetesinin civarı)         sinyal vermeye başlıyor.
                      15:33-17:40 arasında Şişli'deki çeşitli baz istasyonlarından sinyal vermeye
         devam ediyor.15:02 ve 16:11 deki görüşmelerini buradan Küçük Salih ile
              yapıyor, 17:39 ve 17:40'da Alparslan 2 kez Süleyman'ı arıyor, bu
         görüşmelerden sonra Süleyman meçhul eve doğru hareket ediyor, (son
         görüşmesinde 17:55'de Mecidiyeköy'den sinyal veriyor) ve daha sonra
         20:22'de yaptığı görüşme sırasında meçhul yerde...


Alparslan;     saat 16:09 itibariyle Alparslan Şişli, Cumhuriyet Gazetesi civarından sinyal
         veriyor.
        Bombayı atar atmaz Mecidiyeköy üzerinden (16:35) Gültepe'ye doğru
         hareket ediyor 17:39 ve 17:40 Gültepe'den Süleyman Esen'i arıyor, saat
        18:20'de Gültepe'den son sinyalini veriyor (bu görüşmesini Salih Kurter ile          yapıyor), daha sonra telefonu baz sinyali vermeyi kesiyor
              20:59'da (Babasıyla) ve 21:50'de yaptığı görüşme sırasında meçhul
        yerde...

Küçük Salih    saat 17:57'ye kadar Anadolu yakasında, bu sırada 15:02 ve 16:41 saatlerinde
        Süleyman ile görüşüyor, 17:57 den sonra telefonu susuyor,
        saat 21:40'da meçhul yerde...


Bir ortak noktaları daha var, o gün her üçü de bombalama olayından sonra, Alparslan 16:35 ve 18:20'de, Süleyman 17:31'de, Küçük Salih 17:45'de Salih Kurter'i arıyor. BU sırada hepsi de meçhul eve doğru hareket halinde.....


13 Mayıs 2006 tarihinde;
Süleyman'ın        21:15, 23;29     
Alparslan'ın        23:34
Küçük Salih'in    23:03, 23:07, 23:08

Her üçünün de yukarıdaki görüşmeleri meçhul yerden yapılmış, bu saatlerde birbirleriyle hiç bir görüşmeleri yok, oysa gün içerisinde Süleyman Esen Alparslan Arslan ile 11 görüşme, Küçük Salih ile 4 görüşme yapmış, kısacası bu üçlü arasında bütün gün telefon trafiği devam etmiş ve gece 23:00 civarında hepsi meçhul yerde.....

Dikkat çeken husus, ertesi gün yeniden Alparslan Arslan'ın evinde buluşacak olmaları...


Yukarıda verilen tüm bilgiler, bu üç kişinin Cumhuriyet Gazetesi saldırısı ve Danıştay Baskını öncesi ve sırasında nasıl bir ilişki içerisinde olduklarını göstermektedir.

Sorulması gereken soru şudur?

Neden ve nasıl, bu evde bulundukları sıradaki Baz Kayıtları dosyada yok. Kimler, kimden, ne saklamaya çalışıyor? Neden saklanıyor?

CİNAYETE GİDEN YOLUN GÜN GÜN HİKAYESİ


Cumhuriyete Atılan Bombaları Kim, Kime, Nerede Verdi  ?

Sİlivri yargılamaları sırasında Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan, “bombaları Süleyman Esen’den aldığını ve Cumhuriyet’e atılmadan bir gün önce yani 4 Mayıs 2006 günü Osman Yıldırım’a verdiğini” söylemişti (2008/209 E. 116 celse), Osman Yıldırım da “bombaları aldığının ertesi günü attırdığını” söyledi. (2008/209 E. 122 celse).

İlk bomba 5 Mayıs 2006 tarihinde atıldığına göre, Cumhuriyet Gazetesine atılan bombaların 4 Mayıs 2006 da verildiği ortadaydı.

Osman Yıldırım, Alparslan Arslan ve Süleyman Esen’e bakalım. Şimdi tanık ve sanık ifadelerinden yola çıkarak o tarihte kimin nerede olduğunu, hangi saatlerde hangi istikamete gittiğini, kimlerle aynı yerde olduğunu telefon baz istasyonu raporlarıyla teyit edelim.

Bombaları Süleyman Esen mi Getirdi   GÖRSEL SUNUM 2

Süleyman Esen Anadolu yakasında oturuyor, Avrupa yakasında çalışıyordu, ayrıca her akşam gittiği Şeyh Salih Kunter’in evide de Gültepe’deydi. Avrupa yakasına geçip gelmesi doğaldı, ama 4 Mayıs günü, yani bombaların verileceği günün sabahında sıra dışı bir gidiş geliş yaptı.

Anlatalım.

O sabah Süleyman Esen’i saat 09.38’de ilk arayan Alparslan Arslan’dı. Süleyman Esen’in telefonu o sırada evinin bulunduğu Ümraniye-Kireçfırını bölgesindeki istasyondan sinyal veriyordu. Saat 12.22’ye kadar da aynı yerdeydi.
Saat 12.52’de Ümraniye-Namazgah’taydı, hareket ettiği anlaşılıyordu ve Avrupa yakasına doğru hareket ediyordu. Hareket istikametine bakalım:
Saat  13.40 Çavuşbaşı Mahallesi. Yani köprü istikametinde.
Saat, 13.55 Nato-YavuzTürk Mahallesi.
Saat, 13.59 Nato-YavuzTürk Mahallesi
Saat, 14.09 Nato-YavuzTürk Mahallesi
Saat, 14.32 Beylerbeyi-1. Köprü
Saat, 14.46 Zincirlikuyu. Köprüden geçmiş Avrupa yakasında ilerliyor.
Saat, 14.47 Zincirlikuyu.
Saat, 14.52 Tekfentower, yani Levent bölgesinde.
Saat, 15.44 Show tv-Levent.
Saat, 16.23 Metro-Levent.
Yolu gözünüzde canlandırmaya çalışın. Zincirlikuyu’dan yukarıya doğru, Levent’e gitti ve orada yaklaşık 1,5 saat geçirdi.
Biriyle mi buluştu? Ondan bir şeyler mi aldı?
Buradan sonraki hareketi daha dikkat çekici…
Buradan süratle tekrar Anadolu yakasına geçti ve yolda Alparslan Arslan ile irtibat kurdu. Baz istasyonu kayıtlarından takip edelim:
Saat 16.23’te Metro-Levent bölgesinden sinyal verirken, saat 16.51’de bağlarbaşı-Tophanelioğlu bölgesinden bir görüşme yaptı. Oldukça hızlıydı, sadece 25 dakikada karşı yakaya geçivermişti. Aradığı kişi de Alparslan Arslan’dı.
Alparslan Arslan’ın telefonu bu sırada Kadıköy-Bahariye’den sinyal veriyordu. Süleyman bu görüşmeden sonra ilerleyerek Altunizade’ye geldiğinde saat 17.25’ti. Süleyman Esen bundan 25 dakika sonra saat 17.50’de, bütün sorgularında “tanımıyorum” dediği Osman Yıldırım’ı aradı. Bu sırada Süleyman’ın telefonu Üsküdar-Toygar Hamza’dan sinyal veriyordu. Burası Alparslan Arslan’ın eviydi.

Avrupa yakasından süratle Üsküdar’a geçen Süleyman Esen ile Alparslan Arslan aynı yerde.

Bu buluşmadan hemen sonra Süleyman Esen tekrar ve yine süratle Avrupa yakasına hareket etti. Beylerbeyi-1. Köprüden sinyal verdiğinde saat 18.50’ydi.
Taşımaktan tedirgin olduğu bir yükten mi kurtulmuştu? Alparslan’a o bombaları mı vermişti? Bunu ben bilemem ama bunu bilen tek kişi olan Alparslan Arslan bu bombaları Süleyman’dan aldığını söylemişti.

Süleyman karşıya geçti ve yine bütün baz istasyonu raporlarında adresi görünmeyen Meçhul Eve gitti, orada 3 görüşme yaptı.

Bir özet yapalım.

Süleyman Esen 4 Mayıs sabahı Alparslan tarafından arandıktan sonra bazı görüşmeler yaptı ve Avrupa yakasına geçti. Orada kısa süre kaldıktan sonra hızla Üsküdar’a Alparslan’ın evinin olduğu yere geldi. Alparslan da aynı saatlerde oraya geldi. Burada kısa süre kaldıktan sonra Süleyman tekrar karşıya geçerken, Alparslan da Ataşehir’deki arkadaşları ve Osman Yıldırım ile yoğun bir telefon trafiğine başladı.
Şimdi ifadelere de yansıdığı haliyle Ataşehir’de Alparslan ve Osman’ın buluşmalarını inceleyelim.

Alparslan Aldığı Bombaları 4 Mayıs Gecesi Osman Yıldırım’a Verdi GÖRSEL SUNUM 3

Alparslan’ın Süleyman ile o kısa buluşmasından sonraki telefon trafiği ise şöyle:

Saat, 18.33 Alparslan ---         Osman’ı aradı
Saat, 18.46 Alparslan ---         Osman’ı aradı
Saat, 18.49 Alparslan ---         Orhan Kadı’yı aradı.
Saat, 18.53 Alparslan ---         Osman’ı aradı
Saat, 19.15 Alparslan ---         Orhan Kadı’yı aradı
Saat, 20.03 Alparslan ---         Orhan kadı’yı aradı
Saat, 20.09 Orhan Kadı ---     Alparslan’ı aradı
Saat, 20.22 Alparslan ---         Recep Özkan’ı aradı (Ataşehir’deki evin sahibi)

Alparslan Arslan bütün bu görüşmeleri yaptığı 2 saat boyunca Kadıköy Natılus bölgesindeydi. Baz istasyonlarına göre buluşmadan sonra Selimiye üzerinden buraya gelmişti. Buradan tekrar evinin olduğu Üsküdar Toygar Hamza’ya döndü ve yaklaşık 2 saat boyunca, 22.02’ye kadar burada kaldı. Burada kaldığı sırada iki kez

Osman Yıldırım Alparslan’ı aradı:
Saat, 21.00 Osman --- Alparslan
Saat, 21.32 Osman --- Alparslan

Alparslan Arslan Üsküdar’dan en son saat 22.20’de Ataşehir’de oturan arkadaşı Orhan Kadı’yı tekrar aradı ve harekete geçti. Saat 22.34’te Osman Yıldırım’a bir mesaj yolladığında Bağlarbaşı-Tophanelioğlu’nu geçmiş Ataşehir’e doğru ilerliyordu.

Alparslan Arslan saat 23.20’de Osman Yıldırım’ı tekrar aradığında Ataşehir’e gelmişti. Bu görüşmeden sonra Osman da Ataşehir’e doğru harekete geçti ve görüşmeleri devam etti. Osman Ataşehir’e geldiğinde saat 23.29’da ve 23.38’de Alparslan’ı arka arkaya iki kez aradı.

Buluşmanın nasıl olduğunu da ifadelere bakarak anlıyoruz. Alparslan Arslan Ataşehir Migros’un önüne kadar gelen Osman Yıldırım’ı alıp getirmesi için arkadaşı Orhan Kadı’yı kendi arabasıyla gönderdi. Bu arada arkadaşı Orhan Kadı’yı da telefonla yönlendirmek için 5 görüşme yaptı.

Orhan Kadı saat 23:50'de tam Ataşehir Migros'un önündeydi. (İSTANBUL – ATAŞEHİR TT Baz İstasyonu  - Ataşehir Migros'un tarşı köşesinde kuruludur.)

Orhan Kadı Osman Yıldırım’ı alıp evin önüne getirdiğinde Alparslan Arslan apartman girişinin önüne çıktı. Orhan arabadan indi, Alparslan bindi. Osman Yıldırım eve hiç çıkmadı.

Alparslan Arslan’ın ifadesine göre, bombaları Osman’a bu sırada verdi ve onu geç saatte oradaki bir taksi durağına bıraktı. Saat 01.02’de telefonu artık kendi evinin de bulunduğu Sultançiftliği’nden sinyal veriyordu. Bombalar artık Osman Yıldırım’daydı ve ertesi gün Cumhuriyet gazetesine ilk eylem yapılacaktı.

Bakın, burada bir fotoğraf çekiyoruz. İfadelerle uyumlu olan telefon sinyalleri, kimin kimlerle ilişkili olduğunu, nerelerde buluşulduğunu, hangi güzergâhta ilerlendiğini kuvvetli bir veri olarak ortaya koyuyor.

Bu ilişkiler ağının herhangi bir yerinde bir tek Ergenekon sanığı var mıydı?

O sırada evde bulunan (evin sahibi) Recep Özkan'da, Osman Yıldırım'ı Mİgros'un önünden alan Orhan Kadı'da mahkeme huzurundaki 153. celsede yapılan sorgulamaları sırasında (yukarıda içeriklerine yer verilmiştir) ifadeleriyle bu durumu doğruladılar. Yani o saatte orada Osman Yıldırım ve Alparslan Arslan dışında kimse yoktu, bir toplantı olmamış, bombalar Alparslan Arslan tarafından verilmişti.

Osman Yıldırım’ın “toplantı” dediği o geceyi şöyle anlatmışlardı: Arkadaşımız Recep özkan’ın Ataşehir’deki evinde otururken Alparslan dedi ki, ‘bir arkadaşım gelecek gidip alır mısın?’ tarif etti ben de gittim Migros’un önünde tarife uygun bir kişi vardı; sordum ‘sen misin’ diye, ‘evet’ dedi. Aldım, getirdim evin önüne. Biz gittiğimizde Alparslan aşağı inmişti. Yukarı çıkmadılar. Ben eve çıktım. Onlar arabaya binip gittiler.”
Aynı evde oturan Recep Özkan da şöyle dedi: “toplantı olmadı. Osman Yıldırım evin önüne geldi. Alparslan aşağıya indi arabaya binip gittiler.”

Peki yıllar süren yargılamalar ve ortaya çıkan bu kadar somut kanıta rağmen Ergenekon savcıları son mütalaalarında ne dediler biliyor musunuz;

“Süleyman Esen hem Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasından hem de Danıştay saldırısından, Osman Yıldırım da Danıştay saldırısından beraat etsin, Veli Küçük ve Muzaffer Tekin müebbet hapis yatsın.”

5 Mayıs- Cumhuriyet’e ilk Bomba

5 Mayıs 2006 günü Tekin Irşi, Osman Yıldırım’ın talimatıyla Cumhuriyet gazetesine ilk bombayı attı. saat 21:20 sularıydı. Fakat pimini çekmediği için bomba patlamadı.
4 Mayıs geceyarısına kadar bombaları kim aldı, kim kime verdi anlattık. Şimdi ilk bombanın atıldığı günün telefon irtibatlarına bakalım.

Alparslan sabah saatlerinde Osman’ı aramaya ve mesaj yollamaya başladı.

Bakın bu konu duruşma zabıtlarına nasıl yansıdı: “O mesajların içeriği dosyada var ne diyor?

5 Mayıs sabahı atılan mesajlar: ‘Her şey tamam mı?, iş halloldu mu?’

Çünkü Alparslan’ın verdiği sorgu zaptında bu var, Alparslan beyanında bunu söylüyor o gece atılmasını istiyordum ben bombaların‘‘ diyor.

Osman da bu sırada Erhan Timuroğlu ile görüşmeye başladı.
Saat, 09.49 Alparslan Arslan---Osman Yıldırım(Alparslan bu sırada Ataşehir’de)
Saat, 09.51 Alparslan Arslan---Osman Yıldırım (mesaj yolladı)
Saat, 09.52 Osman--- Alparslan(mesaj)
Saat, 09.58 Osman--- Alparslan(mesaj)
Saat, 09,59 Alparslan---Osman(mesaj)
Saat, 10.18 Osman--- Erhan Timuroğlu (247 saniyelik görüşme)
Saat, 10.39 Osman---Erhan
Saat, 10.42 Osman---Erhan
Saat, 10.50 Osman---Alparslan (mesaj)
Saat, 11.46 Alparslan---Osman (Alparslan hala Ataşehir’de)

Alparslan bu saate kadar sürekli Ataşehir’de, fakat 12:00'den sonra harekete geçti. Sultanbeyli’ye gitti. Osman’ın orada işletmesini yaptığı, kumar da oynanan bir kahvehane vardı. Osman da o sırada Sultanbeyli’deydi, gitmeden önce Osman ile yoğun telefon irtibatı kurdu. Birlikte Avrupa yakasına geçtiler, hedef Cumhuriyet Gazetesiydi....

Osman Yıldırım saat 15.38’de Şişli bölgesinden ayrıldı, çünkü saat 15.38’de İş-Kule bölgesinden Erhan’ı aradı. Grup, yapılacak eylemi planlamakla meşguldü.

Aynı saatte Alparslan Osman’a bir mesaj yolladıktan sonra üçlünün aralarında yoğun bir telefon trafiği başladı.

Bunlar bombalama eyleminden önceki son görüşmelerdi.  Artık eylem zamanı gelmişti, bomba saat 21:20’de atıldı. Fakat bombanın pimi çekilmediği için patlamadı.

Kaçtılar.

7 Mayıs- Cin Çıkmazı

Yapılan eylemlerin psikolojik alt yapısını anlamak için 7 Mayıs‘ta ne olduğunu anlamak gerek. Önce bazı bilgiler vermeliyim.

Şeyh Salih Kurter hakkında dava dosyasına giren ve tanıklar tarafından açıklanan bilgi, onun muska yazdığı ve kendisine cinlerin musallat olduğuna inanan insanları okuyup üfleyerek tedavi etmesiydi. Muska olarak yazıp dağıttıkları kâğıtlara “vefk” diyorlardı. Onu takan kişi her şeyden korunduğuna inanıyordu. Bunlar, ayrıca başka bazı dualar ve Allah’ın 99 ismi Şeyh Salih’in evinin duvarlarında da asılıydı.

 Alparslan duruşmalarda bunlardan nasıl bir güç aldığını açıklarken “bunları okuduğunda görünmez olacağına inandığını” söylemişti.

Görünmez!

Peki bunlar neydi de insanlara bu kadar yoğun duygular yaşatıyordu?

Alparslan Arslan’ın boynundan da çıkartılan bu muskanın Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sorulması üzerine Mahkeme kayıtlarına giren cevapta, ‘‘beyin yıkamak ve etki altına almakta kullanıldıklarını‘‘ bildirmiştir.


157. Celse Tanık İdris Arslan Sorgusu;
    Tanık İdris Arslan:” ben Salih Hocanın evine gittiğim zaman konuştum baktım bilgili bir insan. Evi çok gizemli anlamlandıramadım okuyamadığım çok şeyi yazılı böyle duvarlar hep yazılarla doğru Esma-ül Hüsna mıdır, ayetler midir yani, net olarak bilemediğim çok şey gördüm yani o evinin o hali evinin o hali insanı şüphelendiriyor. Ama şunu da söyleyeyim.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Yani şüphelendiren, şüphen…”
Tanık İdris Arslan:”Alparslan, Alparslan biliyorsunuz Üsküdar’da kaldığı evde 6 saat üzerine Kuranı Kerim okunuyor bunu da bizimle paylaşmıştı 6 saat süreyle Kuranı Kerim okunuyor şunu anlıyorum ben Alparslan demek ki kimyasal ilaç verildi. Alparslan kimyasal ilacın etkisinde ama Alparslan bunu kimyasal ilaç olarak bilmediği için o cin tarafından etkilendiğini düşünüyor ve cin çıkarma seansları düzenleniyor. Alparslan 6 saat üzerine Kuranı Kerim okunduğu halde orada fırlayarak onların aralarından çıkıyor bunu arkadaşları bana aktarmıştı.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Bu ne zaman oluyor bahsettiğiniz cin çıkarma seansı?”
Tanık İdris Arslan:”Tabi bu belki Danıştay baskınından 2 ay kadar öncede oluyor 3 ay kadar öncede oluyor ama Danıştay baskınından 1 hafta öncede oluyor bu defalarca oluyor bütün bunlar. Bu bir defa iki defa değil birçok kez oluyor:”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Kim yapıyor bu çıkarma seansını Salih Kurter mi yapıyor yoksa başka birisi mi?”
Tanık İdris Arslan:”Salih, Salih Hocanın Küçük Salih diye bir öğrencisi biz onla da tanıştık …...küçük Salih tarafından okunuyor.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Size bunu kim aktardı böyle bir çalışmanın yapıldığını cin çıkarma seansını?”
Tanık İdris Arslan:”Bunu hem Alparslan anlatmıştı …. sonra da tabi Teoman anlattı belki Ahmet anlattı ve diğer arkadaşları da bu konuyu bizimle paylaştılar anlattılar.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Yani bu olay birkaç defa tekrarlanıyor öyle mi?”
Tanık İdris Arslan:”Tekrarlanıyor bir çok kez tekrarlanıyor.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Kendi evinde cin çıkarıyoruz diye.”
Tanık İdris Arslan:”Yani evinde ediyor …...benim kesin bildiğim bu Alparslan’ın kaldığı evde bu işlem yapılıyor:”


YALAN -  SÜLEYMAN ESEN VE KÜÇÜK SALİH 7 MAYIS TARİHİNDE ALPARSLAN'IN EVİNDE CİN ÇIKARTTIKLARINI İNKAR ETTİLER

Alparslan o gün kendi evindeydi, arkadaşı Fetullah Kaya da oradaydı. Fetullah Kaya’nın ve sonradan gelip olan biteni gören Orhan Kadı’nın ifadelerine göre, o gün Süleyman Esen ve Şeyh Salih Kurter’in sağ kolu, Küçük Salih Hoca olarak bilinen Salih Yaşar Alparslan’ın evine geldiler. Ona bir şeyler okumaya başladılar. Alparslan kanepeye uzanmıştı. Küçük Salih gittikçe hızlanan bir tempoda olurken iki arkadaşı da çırpınan Alparslan’ın el ve ayaklarını tutmaya çalışıyorlardı. Hoca hızlandıkça Alparslan’ın çırpınışları da artıyordu. Bu seans yaklaşık olarak 2,5 saat sürdü.

Bundan sonra da hep birlikte Şeyh Salih Kurter’in evine gittiler ve gece geç saatlere kadar orada kaldılar. Ayrıldıktan sonra sabahın ilk ışıklarına kadar aralarındaki telefon trafiği Osman’ın da dahil olmasıyla devam etti.

Küçük Salih Hoca ve Süleyman Esen diğer iki ev arkadaşının aksine bu olayı farklı şekilde anlattılar: “Evde 10-15 dakika kaldıklarını, Alparslan’ın üzerine çullanmadıklarını, hatta o gün bu okuma seansının olmadığını” söylediler.

Doğru mu söylüyorlardı?

Bunu anlamanın tek yolu telefon kayıtlarına bakmak:

O gün saat 12.55’te Alparslan Aralan Osman’ı aradığında evinin olduğu Toygar Hamza’daydı.

Saat 14.37’de Süleyman Alparslan’ı aradı, o da kendi evinin bulunduğu Ümraniye-Kireçfırını’ndaydı. Ardından saat 14.51’de Küçük Salih Hoca Süleyman’ı aradı, o da o sırada Üsküdar Libadiye’den Süleyman’ın evinin olduğu bölgeye doğru ilerliyordu.

Saat 14.51’de Küçük Salih, Süleyman’ı tekrar aradı, o sırada her ikisinin telefonları da Kireçfırını’ndan sinyal veriyordu. Yani buluştular.

Saat 15.07’de her ikisi de Üsküdar-Toygar Hamza’daydılar, bunu ifadelerinde de söylediler, Alparslan’ın evindeydiler.
Bu saatten itibaren saat 18.11’e kadar tam 3 saat boyunca Alparslan’ın evindeydiler, duruşma zabıtlarına geçen o ayin yapıldı ve osırada eve gelen Orhan Kadı da bunu gördü.

Saat 18.15’te oradan ayrıldıklarını Süleyman’ın telefonundan anlıyoruz, Hep birlikte MEÇHUL EVE (Şeyh Salih’in evine) gittiler...

Telefon sinyallerine göre gece yarısı Şeyh’in evinden ayrıldılar:
Gelin bundan sonraki telefon trafiğine bakalım:
01.09 Alparslan---Osman
01.15 Alparslan---Osman
01.28 Süleyman---Osman
01.44 Süleyman---Osman
01.44 Süleyman---Osman(tekrar)
02.04 Süleyman---Osman
Bu saatten sonra Süleyman ile Alparslan da ayrıldı, Alparslan kendi evine doğru ilerliyordu ama görüşmeler devam etti:
05.31 Alparslan---Süleyman
05.33 Alparslan---Osman
05.33 Alparslan---Osman
Telefon trafiği ve güzergahların yorumunu okudunuz, yorum yapmıyorum ama bir soru soruyorum: Alparslan kimin ve hangi inancın baskısı altında?

Devam ediyorum…

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ (DARBE YALANI İLE ALDATTILAR -SON-)