Demircan, 'İstanbul Sözleşmesi yetmez' dedi: Laikliğe teslim olduk

Kadın düşmanı söylemleriyle bilinen ilahiyatçı Ali Rıza Demircan, İstanbul Sözleşmesi üzerinden laikliğe nefret kustuğu sözler sarf etti.

09 Ağustos 2020 Pazar, 15:26
Demircan, 'İstanbul Sözleşmesi yetmez' dedi: Laikliğe teslim olduk
Abone Ol google-news

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan'ın babası ilahiyatçı Ali Rıza Demircan, son dönemde iktidarın hedefindeki İstanbul Sözleşmesi üzerinden laikliği hedef aldı.

Milat Gazetesi'ne konuşan Demircan, İstanbul Sözleşmesi'nin "hayvani yaşama onay" olduğunu öne sürdü.

Problemin yalnızca İstanbul Sözleşmesi olmadığını söyleyen Demircan, laiklik devam ettiği sürece İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkmanın bir anlamı olmadığını, ayrıca mevcut eğitim sistemi ve ekonomik yapıyla da "Allah'a ortak koşup savaşıldığını" öne sürdü.

Demircan, "baskıcı ve ötekileştirici laik düzene teslim olduk" diye de "isyan" etti.

Demircan'ın röportajındaki tepki çeken sözlerinden bazıları şöyle:

İstanbul Sözleşmesi gündemin tartışma konularından biri. Sözleşmeyi Okudunuz mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul Sözleşmesi’ni okudum. Aslında on kadar maddede özetlenebilecek bir sözleşme. Kadına ve aile içi şiddete karşı çıkan bir sözleşme. Bu sözleşme, Hak olan Allah’a ve Onun huzurunda sorgulanacağımıza inanmayan Batı’nın ürünü. Batı’da aile yapısı çökertilmiş. Aile içinde adalet, merhamet ve fedakârlık gibi değerler yitirilmiş. Bu dünyada çıplaklık, zina, nikâh dışı birliktelik, eşcinsellik, lezbiyenlik ve alkollü içkiler meşru. Porno ve hayvanlarla ilişki bile zevk ve kazanç konusu. Eşcinsel evlilikler de yasallaştırılmış.

Yani dinen haram kılınan her şeyi mübah kılan bir proje diyebilir miyiz?

Batı ürünü olan İstanbul Sözleşmesi cebre dayanmadıkça geleneksel ve modern tüm uygulamaları yani haramları ve zararları doğal gören bir sözleşme. Zinacıyı, eşcinseli, lezbiyeni, kadın bedeninden para kazanını koruyor ve onaylıyor. Bir tür hayvanî yaşama onay da diyebiliriz. Bizim toplumuzda daha çok şiddet üretiyor ama çare üretmiyor. Şiddeti engelleyecek hiçbir manevi müeyyidesi yok, vicdanı da yok. Erkek kadın, kadın erkek için bir değer ifade etmiyor. Her şeyi meşrulaştıran Batı şiddeti de engelleyemiyor.

İstanbul Sözleşmesi’nde karşı çıktığınız taraflar nelerdir?

İslâmî vahyin ışığını almayan aciz aklın ortaya koyduğu İstanbul Sözleşmesi’ne yaşadığımız laik dünyamızda karşı çıkmanın pek bir anlamı ve izahı yok. İslam’ın insan hayatını yönlendiren eğitim, iktisat, medeni, ceza ve miras hukukunu anayasal düzenimizle dışladık. İslâm’ı dışlayan egemen yasal düzenimiz ortada. Diyanet, tarikatlar, ilahiyatlar dilsiz şeytan olmuş.

Yaklaşık 50 yıldır insanlara İslâm’ı öğretmeye çalışıyorsunuz. İlahiyatlarda, diyanette de birçok hoca, akademisyen var. Bu günleri görüp önceden bir çalışma yapılamaz mıydı?

Elbette yapılırdı. Ama biz baskıcı ve ötekileştirici laik düzene teslim olduk. İslâm’ı abdeste ve namaza indirgedik. Bana gelince, ben İstanbul Sözleşmesi’nden önce yapılması gerekeni yaptım. İslâm’a Göre Cinsel Hayat isimli eserimi yazdım. İstanbul Sözleşmesi’nin doğal görüp faillerini koruduğu haramları tek tek yazdım. Yazdığım için Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandım. Üstelik bilgisiz ve bilinçsiz Müslümanlarla da mücadele ettim.

O zaman çözüm ne? Çözümsüzlükte mi takılıp kalacağız?

Problemimiz yalnızca İstanbul Sözleşmesi değil. Allah’a ortak koşma üzerine oturtulmuş eğitim sistemimiz tam bir şer kaynağı. Allaha savaş açmış olup emperyalistleri besleyen bir ekonomik yapımız var. İnsan doğasıyla çatışan hukuk düzenimiz de ayrı bir facia. İstanbul Sözleşmesi İslâm’ı dışlamanın belasıdır. Şiddet de İslâmsızlığın ürünüdür. Ayrıca sözleşmenin ilave zararı da cinsel haramları ve faillerini devlet kurumları eliyle meşrulaştırıp savunmasıdır.

VİRÜSÜ 'EVLİLİK DIŞI İLİŞKİ'YE BAĞLAMIŞTI

İlahiyatçı Ali Rıza Demircan, mart ayında Habertürk TV'de konuk olduğu bir programda koronavirüs ve benzeri salgınları evlilik dışı ilişki ve eşcinselliğe bağlamış ve büyük tepki çekmişti.

Demircan, 2016 yıllında Ülke TV'de katıldığı bir programda da cihatçı teröre arka çıkarak "Geleneksel fıkıhtan hareketle IŞİD'in bütün yaptıklarına onay verilebilir" demişti.