Deniz Seki cezaevini anlattı: Çocuklar uçağı kuş sanıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “uyuşturucu ticareti yapmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanan, daha önce 7 ay yattığı cezaevine geçtiğimiz günlerde geri dönen şarkıcı Deniz Seki’yi ziyaret etti.

04 Aralık 2014 Perşembe, 05:00
Abone Ol google-news

Ziyarette gözyaşlarını tutamayarak duygularını anlatan Seki, “Masum olduğumu herkes biliyor ama beni günah keçisi ilan ettiler. Annemle 10 dakikalık telefon görüşmesinin 5 dakikasında ağlıyorum. Koğuşta sessizliğe gömüldüm” dedi. Seki, cezaevi ortamını da “Burası Zincirlikuyu gibi, canlı hiçbir şey yok. Çocuklar uçağı kuş sanıyorlar” sözleriyle anlattı.

47 ülkeden 218 yabancı mahkumla birlikte toplam 783 mahkumun tutuklu bulunduğu cezaevinde Seki ile görüşen Ağbaba, ünlü şarkıcının yaşadığı sorunları dinledi. 24 kişilik memur koğuşunda 14 kişi ile birlikte kalan Seki, rahminde 10 cm’lik bir kist olduğunu belirtirken, “Tedavi olmam gerekiyor. Çocuk sahibi olmak istediğim için kendi doktoruma tedavi olmak istiyorum. Ama cezaevi şartlarında mümkün değil. Sağlığım için çok endişeleniyorum” diye konuştu.

‘Albümüm öksüz çıktı’

Son albümünün satış rakamının 100 bine ulaştığını, bunun toplumun kendisine inandığının göstergesi olduğunu anlatan Seki, duygularını “Herkes masum olduğumu biliyor. Buna rağmen bana çok büyük haksızlık yapıyor. Albümüm öksüz çıktı” sözleriyle dile getirdi. Seki, Ağbaba’ya şu görüşlerini iletti:

Suçsuz olduğumu bildiğim için kaçtım: Ben suçsuz olduğumu bildiğim için kaçtım. Daha önce burada 218 gün kalmıştım. Cezamı çektiğimi düşünüyordum.

Cahillik ettim, bir kez kullandım: Beni ticaret/temin suçundan suçlu gösterdiler. Sattığımı iddia ettikleri kişi şimdi dışarıda. Ama ben içerideyim. Uğradığım haksızlığın boyutu işte bu. Bir hata ettim, cahillik ettim sadece bir kez kullandım. Ama asla ticaretini yapmadım. Bir sanatçı asla böyle bir şey yapmaz. Elimden gelse dava dosyamı albümüm ile birlikte dağıtacağım. Herkese ulaşsın. Herkes okusun dosyamı.

Dua ediyorum, zikir çekiyorum: İlahi adalete inanıyorum. Suçsuzluğuma inanıyorum. Bana yapılan haksızlığın son bulacağını düşünüyorum. Bu yüzden her gün dua ediyorum, zikir çekiyorum.

Çocuklar uçağı kuş sanıyor: Bu cezaevinde çok çocuk var. Burada doğup büyüyen onlarca çocuk var. Dışarı ile ilişkileri hiç yok. Öyle ki buradaki çocuklar uçağı kuş zannediyor.

Canlı hiçbir şey yok: Cezaevi topraksız bir yer. Zincirlikuyu gibi. Canlı hiçbir şey yok. İnsan insanlığını unutuyor. Burası adeta buzhane gibi.

Sessizliğe gömüldüm: Koğuşta şarkı söyleyemiyorum. Üretmek istiyorum, üretemiyorum. İlham gelmiyor. Sessizliğe gömüldüm. Koğuştaki arkadaşlar TV kanalında şarkım çıktığı zaman sesini açıp dinliyorlar.

5 dakika ağlıyor, 5 dakika konuşuyorum: Perşembe günleri annemi arıyorum. 10 dakikalık telefon görüşmesi iznimiz var. 5 dakikasında karşılıklı ağlıyor, sonraki 5 dakikada konuşabiliyoruz. Kapalı görüşlerde çok acı çekiyorum. Dokunamıyorsunuz, hissedemiyorsunuz.

Vernel’den oda kokusu: Kadın her yerde kadın. Yaşam alanını güzelleştirmek için cezaevinde de bişeyler buluyor. Örneğin, burada parfüm kullanmak yasak. Ama biz Vernel’den oda kokusu yapıyoruz.

Nohuttan humus yapıyorum: Nohuttan humus yapmayı burada öğrendim. Yemekler genelde iyi ama. Çok yağlı çıkıyor. Biz de yıkıyoruz. Buradaki yaşama alışmak zor. Alışmak da istemiyorum. Örneğin, kurslar var. Gitar kursuna gitmek istiyorum ama öte yandan da buraya alışmak istemiyorum.

İnsanlar eften püften sebeplerle cezaevinde: İnsanlar, kamu hizmeti yaparak da cezalarını çekebilir. Amaç ıslah etmekse, bu cezalar yaygınlaştırılmalı. İnsanlar eften püften sebepler ile cezaevine gönderiliyor. Haksız yere burada olanların biran önce çıkabilmesi istiyorum.