Deniz'ler olmuş kulaç kulaç: Kızıldere türküsü nasıl yazıldı?

Mahir Çayan ve arkadaşları, toplam 13 kişinin Kızıldere’de yakalanıp öldürüldüğünde, o sırada bir fabrikada işçi olarak çalışıyordu. Şefinin “Yakalandılar” gazete haberini önüne fırlattığı andan itibaren mesai bitimine kadar Kızıldere türküsünü sözüyle, müziğiyle söyleyiverdi. Yasaklı olduğu dönemlerden sonra Kızıldere türküsü onlar için özdeşleşmiş bir ağıt niteliğini kazandı.

06 Mayıs 2021 Perşembe, 02:00
Deniz'ler olmuş kulaç kulaç: Kızıldere türküsü nasıl yazıldı?
Abone Ol google-news

En güzel ritüellerimizdendir, Hıdrellez, yani karada Hızır, denizde İlyas Peygamber ile yeni bahara koşarız. Doğada ateşler yakar, sembol evler, dilekler çizer gül ağacına asarız. Ne ki bir de unutamadığımız, siyasal, sosyolojik bir vakadır, 1968 kuşağının üç idealist gencini herkes gül ağacına dilek yaparken, darağacına göndermek! Bir başka siyasi yanlışın, üç idamın öcü de olmuştur ama iki eksi bir artı etmez ne yazık ki. Aslında bunun amacı diğer gençlere gözdağıdır biraz da.

Kim ne yaparsa yapsın, bu ülkenin en çok hakkını arayanı kadınlar ve gençler hâlâ. İşte onlardan biri Filiz Yurdakul, mahlası ile Âşık Sinem Bacı, erkek egemen bir toplumda türkü yakmak bir yana, beste yapıp, saz çalmanın hegemonyasını yıkarak, altı plak, bir kaset, bir CD albüm, üç Şiir kitabı ve iki yüze yakın bestesiyle ortada. Bunlar da piyasada olanlar sadece. Sürecin ses çıkaranların üzerinden buldozer misali geçtiği 1980 darbesini düşündüğümüzde, birçok eserinin sonradan gün yüzüne çıkma ihtimalini göz ardı etmemek lazım.  

Ama en önemlisi Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan asılmasınlar diye eylem yapan Mahir Çayan ve arkadaşları, toplam 13 kişinin Kızıldere’ de yakalanıp öldürüldüğünde, o sırada bir fabrikada işçi olarak çalışırken şefinin “Yakalandılar” gazete haberini önüne fırlattığı andan itibaren bütün gün mesaisi bitene kadar, kendi kendine mırıldanarak ve yasaklı olduğu dönemlerden sonra artık onlar için özdeşleşmiş bir ağıt niteliğinde olan Kızıldere türküsünü sözüyle, müziğiyle söyleyiverir.


11 Eylül 1980 akşamı CHP Gençlik Kolları’nın düzenlediği toplam 30 konserinin iptali ile tüm hayatı değişen, Âşık İhsani’nin eski eşi Aşık Sinem Bacı’ya bu ismi, Gaziantep’te TÖB-DER etkinliğinde, 1975’te TÖB-DER Gaziantep İl Başkanı Necati Zincirkıran verir. Pir Sultan Abdal’ın kızının ismidir, çünkü. Hayvanlara, kadınlara, doğaya zulüm eden herkesi tek başına karşısına alacak kadar güçlü bir kadın. Ne diyor:

“oy dere kızıldere

böyle akışın nere

bizde hal mi bıraktın

sana can vere vere

dere bizim yerimiz

suyu alın terimiz

söyle nedendir dere

vurulur gençlerimiz

dere sana ne ettim

her yanın yoksul-yetim

söyle dere ne zaman

kurtulur memleketim

dere böyle durulmaz

gence kurşun vurulmaz

sanma zalim olandan

bir gün hesap sorulmaz”

Öldürüldüklerinde çantasından bir kuru soğan, dört kitap ve üşüdükleri için emanet aldığı kazağı çıkan Mahir Çayan, hastane odasında tutuklu, elleri, kolları hatta yarası zincirli,  gözünü açar açmaz “Deniz, yakalandı mı” diye soran Yusuf Aslan, İstanbul Üniversitesi önünde sırtından vurulan, Taylan Özgür ile ilk faili meçhulün kurbanı olan gençlerimize, Tam bağımsız Türkiye için mücadele edenlere..