Dünyada ve ‘O’ hücrede!

Segâh Makamı ve Turuncu Zamanlar’dan sonra Esra Kahraman, üçüncü romanı Kör Mağara Balıkları’yla okurları bir kez daha 78’lilerin naif, samimi, dost dünyasına götürüyor. Hem hâlâ “ne güzel çocuklardık ama” diyen o serüvencilerin heyecanına tanık ediyor hem susmanın da konuşmanın da ustalık gerektirdiği “onuru cezalandıran o karanlık çağ”ın zulmüne... Kör Mağara Balıkları; olasılıkla kör mağaralardan, kör kuyulara düşmüş olsalar da hâlâ süren maceralarına katılmak isteyenlere bir deneyim boyutu, bir deneyim olanağı.

05 Mayıs 2021 Çarşamba, 00:03
Abone Ol google-news

‘Ha kanağacı canım, Ha gelincik tarlası,/ Çünkü ölümün kanıdır besleyen,/ Bir başka baharın tohumlarını./ Şuramızda bir şey var/ Bizi onduran şey acıya saran umudu kuşatan’’.

Arkadaş Zekai Özger

KİŞİSEL OLAN POLİTİKTİR!

İnsanlık tarihi çeşitli dönemlerde ortaya çıkan diktatörlerin ve onların insanlık suçu olarak kabul edilen eylemlerinin yarattığı vahşetlerle karşı karşıya kalmıştır. Hemen her coğrafyada ortaya çıkan ve insanlık onurunu yok etmek üzere şekillenen bu rejimler ve özneleri asırlardır devrimci mücadeleyle karşı karşıya kalır ve diyalektik şunu söyler: Başlayan her şey biter.

Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası yükselişe geçen ve çeşitli ülkelerde peşpeşe meydana gelen sosyalist devrimler kendi sanat akımlarını ve temsilcilerini yetiştirdi. Kuruluşundan bu yana sancılı birçok sürece tanıklık eden, ilerici ve devrimci hareketlere karşı devlet aygıtlarının topyekûn savaş açtığı, burjuva adaletini ve hak ihlallerini de peşine taktığı Türkiye de kendi koşullarında sanatsal üretimini ortaya koydu.

Bu kimi zaman devrimci mücadeleyi odağına alan bir tanıklık, kimi zaman da yazarın öznesi pozisyonunda olduğu biyografik bir anlatıya dönüştü. Türkiye gibi kolluk kuvvetlerinin insan haklarından bihaber olduğu bir coğrafyada ortaya çıkan manzara elbette fazlasıyla keskin bir gerçekliğe sahipti.

Özellikle 12 Eylül faşist askeri darbesine tanıklık eden ve devletin insanlık dışı uygulamalarında özne konumunda bulunanlar, kendilerini sağaltma ve bir ortak hafıza oluşturma noktasında edebiyata yöneldiler. Birçoğu da kişisel olan politiktir düsturuyla tarihe bir çentik atıp hakikati ortaya koymaktan çekinmedi.

İşte hakikatin peşinde olan yazarların başında gelen isimlerden biri de Esra Kahraman… Geçtiğimiz yıllarda Ayrıntı Yayınları etiketiyle okurla buluşan Segâh Makamı ve Turuncu Zamanlar kitaplarıyla tanıdığımız Kahraman, yeni romanı Kör Mağara Balıkları ile bizi gerçeğin ve mücadelenin peşine sürüklüyor. Kahraman’ın diğer iki kitabından aşina olduğumuz dostane ve samimi üslubu, akıcı ve heyecanlı anlatımı Kör Mağara Balıkları’nda da sürüyor.

Kahraman, bir tercihte bulunuyor ve anlattığı hikâyede taraf tutarak okurla hikâye arasındaki gerçekliği kurguluyor. Kuşağının içinden geçtiği sancılı dönemin her türlü yıkıcılığını yakından bilen ve entelektüel bir tavırla bunu edebi hayatına aktaran Kahraman, bakış açısını enternasyonalist bilinçle genişletiyor ve kurduğu dünyadaki yıkımın aynı zamanda bireyler üzerinde bıraktığı izi de sürüyor.

Karakterleri ustalıkla işleyen yazar, okuyucusuna kitaptaki bütün kişilerin hayatına tek tek konuk olma ve onları derinlemesine tanıma fırsatı sunuyor. Hikâyenin ağırlıklı olarak karakter kurguları üzerinden ilerlediğini ve mevcut siyaset ve ülke koşullarının, karakterlerin kendi kişisel hikayeleri üzerinden anlatıldığını söyleyebiliriz.

Ana karakterimiz Civan başta olmak üzere bütün karakterlerin buluştuğu ortak nokta, mağara alegorisi içinde maruz kaldıkları bütün kötü muameleye ve işkencelere rağmen hikayelerine, geçmişlerine, uzaktaki ailelerine, sevdiklerine, sevdalarına tutunarak direnmeleri oluyor. Diğer bir deyişle kendi hikayeleri onları koruyor, birbirlerine bağlıyor ve ayakta tutuyor. Kitaptan bir alıntı ile ‘’Heybelerindeki parıltılar erken çalınsa da, kısa ömürlerine unutulmaz öyküler sığdırmışlardı.’’

GÖZLERİNDEN VAZGEÇEN BALIKLAR

Kör Mağara Balığı, yıllarca mağarada karanlıkta yaşayarak görme yetisini artık kaybetmiş bir balık türüdür. Evrimsel süreçte hayatta kalabilmek için görme yetisinden vazgeçmiştir. Kahraman kitapta bu canlının kör oluşunu, mağarada karanlığa doğru tersine yüzmek ve karanlığı tercih etmek üzerinden okuyor. Kahraman’ın karakterleri hiç ışık olmasa bile her zaman aydınlıktan yana saf tutuyor ve mücadeleyi bırakmıyor. Yolunu kaybedenler ve onlara yol gösterenler yoldaş oluyor.

‘’Kederler katmerlendiğinde kendimi yolunu kaybeden kör mağara balıklarına benzetirdim. Eğer o balıklar kör mağara yerine Işıklı Mağara’ya yüzselerdi, görmekten feragat etmeleri gerekmeyecekti. (..) Kötü anıları unutulacaklar arasına gömmeliyiz. Aksi halde, okyanusları bataklık sanabiliriz.’’

Kalbine güneşi asmaya geldim, tükenme..

Kitap bize umudun yanı sıra şu günlerde unutulmuş bir başka duyguyu daha hatırlatıyor, devrimci hareketlerin yapı taşlarından biri olan yoldaşlık duygusunu.

Civan’ın çocukluk arkadaşı Ruşen ile, sonrasında hücre ve hapishane arkadaşları ile kurduğu bağlar, zorlu süreçlere beraberce göğüs germeleri ve yine onlardan dinlediği başka yoldaşlık öyküleri, davasına olan duygularını ve inancını pekiştiriyor. Bunun yanında kişisel yakınlıklarını örgütsel yakınlıklarına eş tutan karakterlerin devrimci ahlak anlayışlarını kendi hayatlarına da taşıdıklarını görüyoruz. Şiddetli bir mücadele ve kaos ortamında geçen hikâyenin, kazanma veya kaybetme eksenine çekilerek yazılmadığını da belirtmek gerekiyor. Yazar savaş ve şiddet vurgusundan ziyade, konuyu mevcut mücadelenin kazanımları ve paydaşlık üzerinden aktarmayı tercih ediyor.

Kahraman’ın kitapta bahsettiği hikâye her ne kadar kurgu olsa da yakın tarihimizin açık yaralarına parmak basıyor. Okurken, kimilerince kapandı sanılan yaraların hala açık olduğunu fark ediyoruz. Hikâye yer yer insanın kalbini acıtan, isyan ettiren bir noktaya gelse de yazar bizi hep aydınlık tarafa çekmeyi ve dilini umuttan, aydınlıktan yana tutmayı tercih ediyor.

Türkiye’nin yakın tarihine baktığımızda hepimizin aklında aynı imgeler canlansa da Kahraman, meseleyi salt tarihsel akışın dışına çıkararak aslolanı söylüyor: Mekanlar, isimler değişir, zulüm hep aynıdır, mücadele baki kalır.

Kör Mağara Balıkları / Esra Kahraman / Ayrıntı Yayınları / 254 s. / 2021.