Duvarlarda renk coşkusu

Mercedes Benz Müzesi’ne, Mercedes Benz Arenası’na, Mercedes Benz genel merkezine, Neckarpark futbol sahalarına, iki konser salonuyla bir spor salonuna, panayırların, sirklerin kurulduğu büyük çayıra giden kavşağın altı koskocaman bir alan.

12 Temmuz 2020 Pazar, 06:00
Abone Ol google-news

Kent belediyesi burasını grafiti sanatçılarına teslim etmiş. Günün hangi saati giderseniz gidin, orası ellerinde değişik spreyler duvardan duvara giden gençlerle dolu. Uzunlukları 500 metreye yaklaşan değişik duvarlarda, üzerindeki dev kavşağı taşıyan kalın sütunlarda renk coşkulu çizimler...

Birileri buraya spreyi gönlü elverdiğince sıkmış! Çizimlerin tümü hareketli ve canlı. Kimileri vahşi, güldürücü, düşündürücü, kimileri de karşılarında durup uzun uzun baksanız da içinden çıkamadığınız ışıldayan motifler.

Koskoca harfler, komik, küfürlü İngilizce sözler, kıvrılan bir dev yılanı andıran çizgiler, iç içe kadınlar, erkekler, hayvan figürleri, insanı gülümseten tuhaf yüzler... Uzun bir duvarda bir fil, mor renginde, ağzını açmış bağırıyor, başına pembe dev bir fare oturmuş, gülümsüyor.

Hemen yanında bir heykel, alçıdan, bıyıkları kalın, iri yarı, güçlü bir ortaçağ savaşçısı. Elinde sprey kutusu önünden her geçen onu gönlünce boyamış!

MAĞARALARDAN GÜNÜMÜZE

Çoğunlukla bu “sanata” yeni atılanların özellikle hafta sonlarında doldurduğu “yeraltı alanı”nı kent belediyesi grafitiçilere bırakmış. Stuttgart’ın belirli banliyö istasyonlarının duvarlarını, merdivenlerini de kullanmaları mümkün.

Kimi caddede binaların duvarlarını kaplayan dev tablolar da dikkat çekiyor. Onlar sipariş üzerine yapılmış! Varlıklılar, şirketler, dernekler sahibi oldukları binaların ön veya yan cephelerini profesyonel grafiticilere açıyor.

Belediyenin bazı otobüs ve tramvaylarında da eserlerini görmek mümkün. Artık bu “sanattan” geçinenler var. Grafitiçileri doğum günlerine, okullara, ev partilerine çağırmak mümkün. Bunlardan biri de otuz dokuz yaşındaki Stuttgart’lı Christoph Ganter. Çoğu Art Nouveau tabloları andıran dev boyutlarda çizimleri kentin değişik duvarlarını kaplıyor.

Bir metro istasyonunun peronlara inen merdivenlerdeki dev panoya “Golden Future-Altın Gelecek” adını vermiş. Kırmızı, iri balıklar, uğur böcekleri, domuz yavruları, filler, tavşanlar, yoncalar, kırmızı mantarlar karmakarışık, iç içe, şen, büyüleyici...

Ganter, 2019 sonunda mesleği olan lise öğretmenliğini bırakmış. “Şimdi kendimi çok özgür hissediyorum”, diyor. Bir zamanlar aklına geleni geceyarıları gizlice duvarlara çizen, polislerden kaçan Ganter günümüzde profesyonel çalışan bir “street art sanatçısı”. İlkçağ insanlarının mağaralara çizdiği duvar resimleri grafitinin başlangıcı olarak kabul ediliyor.

İleriki çağlarda Antik Yunan’da, Efes’te, Pompei’de, Mısır’da benzerlerine rastlanıyor. Grafitinin yeniden doğuşu 1970’li yıllarda New York’ta özgür gençlerin kent duvarlarına, metrolara çizdikleriyle başlamış. Duvarlardaki renk coşkusu önüne geçilemeyen bir tutku...

[email protected]