‘Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme’ Özdemir İnce'nin yazısı...

“Taylan Kara’nın kitabı 600 adet basılmış ama 6 bin, 60 bin, 600 bin basılıp okunması gereken bir kitap. Ben bu yazıyı yazmasam başkaları -barış içinde birlikte yaşama yandaşları- asla yazı yazmazlar. Onlar çorbayı içmek için sıra beklerler. Övmek gerekmez ki yerin dibine batırın! Onu da yapmazlar, yapamazlar çünkü güçleri yetmez. Yazar, bu uyutan ve ahmaklaştıran edebiyatın neden ve nasıl yaratıldığını, nasıl palazlandığını, nasıl egemen olduğunu anlatıyor zaten.”

20 Mart 2021 Cumartesi, 00:06
Abone Ol google-news

Taylan Kara, Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme kitabının üçüncüsünün Ön söz’üne André Lefevere’den, “Dünyanın nasıl olması gerektiği konusunda ileri sürülen düşünceye ideoloji denir” tanımını alıntılayarak başlıyor. Tanımın devamı da var, onu da ben aktaracağım: “Edebiyatın nasıl olması gerektiği konusunda ileri sürülen düşünceye estetik denir.”

Çeviribilimin oluşturucularından biri olan André Lefevere çevirinin operasyonel biriminin sözcük ve metin değil kültür olduğunu söyler. Taylan Kara, aydınlanmanın, modernitenin yeterince bilinmediği Türkiye’de postmodernizmin, yapısalcılığın (ben ekledim) öne çıkartılması eylemini ameliyat ederken bu kültürel, felsefi ve siyasal tuzağı pek güzel sergiliyor.

Ben burada susup sözü kitabın yazarına bırakıyorum:

[Tekelci kapitalizmin en büyük başarısı sadece kültürü değil aynı zamanda ‘karşı kültürü’ de biçimlendirebilmiş olmasıdır.

19. ve 20. yüzyılda felsefe, neredeyse bütün toplumsal hareketlerin ve devrimlerin motoru işlevini görüyor, toplumsal dönüşümlere yol gösteriyordu. 19. ve 20. yüzyıl devrimlerinin önder kadrosunun felsefeyle çok yakından ilgileniyor olması bir tesadüf değildir. Bu kişiler gündelik siyasetin yanı sıra zamanlarının önemli bir kısmını felsefe okuyarak, yazarak ve yaparak geçirmişlerdir.

Bundan 100 yıl önce teori, yaşamı güçlendirip gelişmesine ve dönüşmesine neden olurken bugün teori yaşamı tahrip etmektedir.

Sermaye 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren felsefeye el koymuştur.

Yüz yıl önce felsefede özgürleştiren, mücadele ettiren bir damar hâkimken bugün dolaşıma sokulan felsefe çoğunlukla aptallaştıran, mücadeleden kaçıran bir güç haline gelmiştir.

21. yüzyılda bilgi körleştirmekte, felsefe toplumu devrimsizleştirme işlevini yürütmektedir. Cehalet, artık sadece imkânsızlıktan ya da “bilgi eksikliğinden” değil bizzat “bilgi”nin kendisinden kaynaklanmaktadır.

TOPLUMUN DEVRİMSİZLEŞTİRİLMESİ

Günümüzde topluma sunulan felsefe ya da geniş anlamıyla sosyal bilimler, sürmekte olan sermaye sisteminin hiçbir şekilde sarsılmadan sürmesi için düzenlenmiştir. Bu düzeni tehdit edebilecek bir akımın bu felsefeden çıkma olasılığı yoktur.

Topluma sunulan, akademilerde işlenen, çevirileri yapılan ve teşvik edilen felsefi çerçevede şekillenen bir pratiğin gideceği en uç yer bile asla sistemi tehdit etmemektedir.

Son derece kalın çizgilerle belirlenmiş bu felsefi çerçevede ne yaparsanız yapın düşeceğiniz yer, yine bu sistemin içinde bir yer olacaktır.

Soğuk savaş döneminde somut bir blok, somut bir ülke ve ideolojiye karşı kullanılan kültür silahları artık daha radikal ve çok daha etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Tekelci kapitalizm düşmanını yenmekle yetinmemiştir; artık düşmanı olduğu ideolojinin toplumda oluşma şartlarını da hedef almaktadır.

ENTELEKTÜEL SUİKAST

Bu toplumun 90’lı ve 2000’li yıllarda yaşadığı şeyin adı “entelektüel suikast”tır. Bu toplumda akıl, uzun süren bir suikastın kurbanı olmuştur.

Zamana yayılmış, uzun soluklu bu suikast bugün de sürmektedir. Kültür kuramlarından akademisine, felsefesinden edebiyata kadar topluma sistematik bir yıkım uygulanmış, bu toplumu akılsızlaştırmak ve düşünme yetilerini felç etmek için son derece bilinçli bir uğraş verilmiştir.

Bu toplum, ince bir bilinç terziliğinin, son derece hassas bir “sosyal nanoteknoloji”nin son ürünüdür. Bu topluma kaba şiddetin dışında son derece programlı ve sistematik bir ideolojik şiddet uygulanmıştır.

Kaba şiddetin etkisi kısa vadeli ve geçici iken ideolojik şiddetin etkileri uzun vadeli ve çok daha kalıcıdır. Bugün gördüğünüz toplumsal, kültürel, sanatsal yapı, bu sistematik şiddetin doğrudan ürünüdür. Bu ideolojik müdahalenin girmediği hiçbir yer yoktur ve en şiddetli biçimde edebiyat ve felsefe alanında kendini göstermektedir. Buna karşı yapılacak ilk iş öncelikle bu ideolojik şiddetin farkına varmaktır.

GÖMÜLMEYİ BEKLEYEN CESET

İçinde yaşadığımız kültür-sanat iklimi, kokusuna hemen heınen her kesimin alıştığı gömülmemiş bir cesettir. Kültür, sanat ve edebiyat üzerine koca koca kitaplar yazanların bu çürümeyi görmemesi mümkün müdür? Mümkündür! Çünkü onlar da bu cesedin bir parçası, bir uzantısıdır. Çürümeyi izleyenler de çürümeye dâhildir; sessizce izIeyenlerin yüzüne çürümeden çıkan o fosfor, metan ve azot saçılır. Çürümenin artıkları, izleyicilerin yüzünü ele geçirir. Çürümeyi izlemek de çürütücüdür. Çürümeye direnen insan, çürümeye direnme inadını yitirdiği an çürümeye başlar.] (s.8-11)

Çok mu kötümser. Evet! Ben de kötümserim! Ama yazar ve ben umutsuz değiliz!

Cumhuriyeti boğmak isteyenler bu operasyon için ilk adım olarak Türk solunu boğmak istediler ve boğdular. Sadece eski Ceza Yasası’nın 141 ve 142 maddeleriyle değil, “Halka inin, İslamcıları kucaklayın, onlarla anlaşın” tavsiyeleri ile.

İmam-Hatip okullarının çoğalması, Fetullah okullarına yapılan övgü yarışı, mesleklerin İslamileştirilmesi… 30 yıldır işaret ettiğim tuzaklar… Bu tarihsel ve toplumsal gerçekleri Taylan Kara’nın kitabının “Türkiye’nin Dönüşümü” bölümünde (s.202-228) okuyabilirsiniz.

Solcu, cumhuriyetçi, devrimci, liberal vb) birey ve örgütlerin İslamcılarca işbirliğinde her zaman İslamcılar kârlı çıkmıştır. Örnek mi istiyorsunuz? Şener Yurdatapan-Abdurrahman Dilipak ve Toktamış Ateş-A.Dilipak ortaklıkları. Türk soluna yapılan “Radikal gazetesi aşısı”nı unutmayın. Öğrenmeniz ve unutmamanız gereken cafcaflı adlar da var ama bunları okumanıza bırakıyorum

Ben bu kitabı ve yazarını övüyorum. İkisi de züccaciye dükkanına giren fil gibi. Benim şu bilinen deyişimle: Önündekini ısırıp arkasındakini tepiyor ve bunu çok güzel yapıyorlar!

Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme 1 / Taylan Kara / Hayal Yayınları / 208 s. / 2019.

Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme 2,3 / Taylan Kara / Bulut Yayınları / 256 s, 280 s. / 2020, 2021.