Ekmekleri iki kabuk arasında

Rumeli Kavağı’nda midyecilik işi ile uğraşan yurttaşlar, semtin tanıtımında geride kalındığını belirterek, “Bizler ekmeğimizi yıllardır buradan çıkarıyoruz. Mahalle muhtarılığı ve Sarıyer Belediyesi dışında kurumlar buraya ilgi göstermiyor. Rumeli Kavağı’nda balık-midye festivali yapılarak tanıtımı artırılabilir” dedi.

12 Şubat 2020 Çarşamba, 11:46
Abone Ol google-news

Çoğu zaman sokaklarda yada restorantlarda karşımıza çıkan midye dolmayı sevmeyen insan yok gibi. Sabahın erken saatlerinde denizden çıkarılan ve büyük bir emekle hazırlanan midye dolmalar binlerce insana da ekmek kapısı oluyor. Sarıyer Rumeli Kavağı da İstanbul’da midyenin çıkarıldığı noktalardan biri. Erkekler, sabahın erken saatlerinde tekneyle açılıp midyeleri toplarken, kadınlar ise gelen midyeleri büyük bir özenle temizleyerek içlerini hazırlıyor. Rumeli Kavağı’nda yaşayan ve 7 yaşından bu yana midyecilik yaptığını belirten Hasan Ölmez, “Bu işe okul zamanı harçlığımı çıkartmak için başladım. Daha sonra çocuklarımı büyütmek ve  okutmak için devam ettim. Her gün sabaha karşı saat üçte dörtte teknelere binip buradan denize açılıyoruz. Günde 8 - 10 saat denizde çalışıyoruz. Sonra ürünlerimizi barınağa getirip işliyoruz. Bize gelen bu midyeleri hazır hale getirip sonrasında da restoranlara ve gerekli yerlere gönderiyoruz” dedi. Midyeleri Ankara, Antalya, Mersin ve İzmir gibi şehirlere de gönderdiklerini anlatan Ölmez, “Yani midyenin anavatanı Rumeli Kavağı diyebiliriz. Midye avlamak için bir alet var, bununla sadece belli alanlarda çalışabiliyoruz. Mesela 50 metrelik, 100 metrelik bir alan var midye çıkarabileceğimiz. Bu istasyonlardan midyeler sahil güvenliğinde kontrolünde olmak şartıyla tahliller sonrasında çıkartılıyor.  Ancak buranın tanıtımında geç kalındı. Muhtarımız ve Belediye Başkanımız Şükrü Genç dışında ilgilenen yok. Rumeli Kavağı’nda balık-midye festivali yapılarak insanlar buraya çekilebilir” diye konuştu. 

“KADIN İSTERSE BAŞARIR”

Kadriye Susan da midye doldurma işinin zorluklarına değinerek, “Dolmalar için iç pilavı ben hazırlıyorum, tabi ki bunun püf noktaları var. Midyeleri açıyorum, bu işi genellikle kolay sanıyorlar ama soğuktan ellerimiz şişiyor. Evet, yemesi güzel ama bunu son noktaya getirip satabilene kadar bizler büyük emek veriyoruz. Midye gazinolara, sokaklara çıkana kadar 5-6 el değiştiriyor. Zor olmasına karşı kadın eli değmesi midyeyi daha da güzel hale geliyor. Kadınların yapamayacağı hiçbir iş yok. Yeter ki kadın istesin”ifadelerini kullandı. Ömür Tanka da (45) 30 yıldır midye işçiliği yaptığını kaydederek, “Hiçbir işin kolaylığı yok ama bizim işimiz yaz kış büyük bir mesai gerektiriyor. Çok sabır isteyen bir işimiz var. Sabah altıda işe geliyoruz dörde beşe kadar soğuk, kar, fırtına demeden hep buradayız. Bizim ne bir bayramımız var ne yılbaşımız var, hiçbir sosyal hayatımız yok. Sabahın erken saatlerinde midyeler geliyor, önce temizliğini yapıyoruz, sonra başına oturup saatlerce suyun içinde kabukları açıp kötüleri ayırıyoruz. Ama mutluyuz. Çünkü bu bizim ekmeğimiz, bizim ekmeğimiz de bu iki kabuğun arasında” dedi.