‘Ellerinin İzinde’ şiirinin izinde...

Bizim olmasıyla gurur duyduğumuz ama dünyaya mal olmuş, kitapları dünyanın her yerinde basılmış, şiirleri her dilde söylenmiş şairimiz Nâzım Hikmet’in külliyatı, Nâzım’a 119. doğum günü armağanı.

06 Şubat 2021 Cumartesi, 03:23
‘Ellerinin İzinde’ şiirinin izinde...
Abone Ol google-news

Küçükçekmece Belediyesi’nin Nâzım Hikmet’in 119. yaş günü için Nâzım’a ve dünya kitaplığına, araştırmacılara sunduğu “Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde” kitabının bu sayfada kısa haberini yapmıştık. Kitabı görüp inceleyince bu çabanın çok daha fazlasını hak ettiğini anladım. Yalnızca 1100 adet basılan, numaralı, koleksiyon değerinde, prestij kitap olarak yayımlanan 704 sayfalık çalışma, özel olarak tasarlanmış olmasının yanında çok büyük bir arşiv çalışmasını içeriyor. Bir Nâzım Hikmet bibliyografik biyografisi niteliğinde. Her sayfada, bir başka ülkede basılmış kitabın kapağını ve bilgilerini bulmak mümkün. Araştırmacılar ve kütüphaneler için de çok değerli. Kitabın editörlüğünü Turgay Fişekçi, değişik grafik tasarımını Aykut Genç yapmış ama tabii asıl yük, bir Nâzım Hikmet araştırmacısı olan M. Melih Güneş’in. Ve böyle büyük değeri olan bir çalışmayı kültür mirasımıza kazandıran Küçükçekmece Belediyesi ve başkanı Kemal Çebi’nin.

MOSKOVA’DAN İSTANBUL’A

Melih Güneş, kitaba, Nâzım Hikmet’in eşi Vera Tulyakova Hikmet’i Moskova’da ziyaret ettiğinde onun vasiyetiyle karar vermiş. Vera, Güneş’e “Ben öldükten sonra arşivime beş yıl dokunmayın ama sonra bu eve ne olacağına Anna Stepanova ile beraber karar verin” demiş. Anna, Vera’nın kızı. Vera’nın 2001 yılındaki ölümünden sonra beş yıl geçmiş. Güneş, tesadüf bu ya, o ara Moskova’da yaşıyor. Anna ile arşive ve Nâzım’ın odasına girerek yavaş yavaş çalışmaya başlamışlar. Bu çalışmaların bazıları sergiye dönüşmüş, bazıları kitaba. Nâzım’ın çeşitli şehir ve ülkelerdeki yaşamı, onun bütün kitap ve dokümanlarını toparlamaya el vermese de Güneş, Moskova’daki odadan bazı parçaları İstanbul’a taşımış. Nâzım’ın edebi asistanı Antonina Karlovna ile yayımlanmış ve yayımlanmamış kitap ve şiirlerinin dökümlerini çıkarmışlar. Rusya’da yaşayan Mehmet Perinçek de kütüphaneleri tarayarak yardımcı olmuş. Sonunda şairin eserleri hakkında araştırmacılara da kaynak olabilecek çok değerli bilgiler bu kitapta toplanmış. Hatta Arnavutluk’tan Meksika’ya, Çin’e, Yugoslavya’da yayımlanmış kitaplarına da ulaşmış Güneş. Benim de Nâzım Hikmet’in şiirleriyle ilk tanışmam, Bulgaristan baskılı kitabıyla olmuştu, çünkü uzun yıllar Nâzım’ın kitaplarının basılması kendi ülkesinde yasaktı! Ne utanç... Bunların 40’tan fazla dilde yayımlanmış kapak fotoğrafları, yayın bilgileri tek tek yer alıyor kitapta.

Tesadüf bu ya, karıştırır ve şiirlerine bakmak isterken ilk açtığım sayfada ilk kez haberdar olduğum “Kore’ye Giden Gemi” şiiri çıkmasın mı? (Bilenler bilir, babam da bu gemilerle Kore’ye gitmiş ve bir daha dönmemiş bir şehit subay.) Galiba gerçekten hayatta hiçbir şey tesadüf değil! Şöyle yazmış Nâzım, Kore’ye giden askerlerimizin gemisi için:

Gemi uzaklaşıyor İzmir’den,

incirle mi yüklü keresteyle mi?

gemi uzaklaşıyor İzmir’den,

insan etiyle yüklü,

gemi ilerliyor masmavi denizde,

hep daha hızlı,

daha hızlı.

Acı taşıyor gemi tonlarca,

Kore’ye...

Kore’ye...

Şiir uzun. Yerimiz dar. Burada bu kadar. Melih Güneş, bu çok değerli çalışmasını şöyle noktalıyor:

“Bu kitap, aynı zamanda Nâzım Hikmet’in külliyatına girmemiş onlarca eserin varlığının da bir ‘KANIT’ı ve eserlerinin tekrar dikkatlice gözden geçirilerek kültürümüze daha eksiksiz, daha doğru kazandırılması için bir ‘ÇAĞRI’dır. Bu çağrının duyulması dileğiyle, çünkü bir Nâzım Hikmet sık dünyaya gelmiyor, kolay olunmuyor, değerinin bilinmesi sadece bizim için değil, bütün insanlık ve kültür varlığı için önemli!”