Emekçi kadınlar: "Geleceğimiz kendi ellerimizde"

"Metal sektörünün çelik kadınları" yazı dizinin ikinci sayısı okurlarla buluştu: "Hiçbir kadın kendisini babasının ya da kocasının merhametine bırakmamalı."

09 Mart 2021 Salı, 04:24
Emekçi kadınlar:
Abone Ol google-news

"Metal sektörünün çelik kadınları" yazı dizinin ikinci sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Dört yıl sigortasız, sendikasız bir işten sonra, çaba sarf ederek girdiği fabrikada, sokakta görse dikkatini çekmeyen ticari araçları üretmeye başlayan Berna Atabay, ilk yıllarda sokaklarda gördüğü arabaların barkodlarına bakıyor “ben mi yapmışım” diye...

BERNA ATABAY

Hiç kolay olmuyor işe girmesi... Daha doğrusu liseyi bitirince bir optik mağazasında çalışmaya başlıyor. Ne yol, ne yemek ne sigorta hiçbir şey yok... Üniversite okuyor.. Büyük hayaller kurmuyor. Düzenli, sigortalı bir işi olsun yeter. Sosyal güvence olsun... Stajını yapıyor fabrikada. Sonra tam dört kez başvuruyor. Tüm kriterler tutmasına karşın kimse çağırmıyor... Bir gün fabrikada çalışan bir komşu araştırıyor, aralarda kalan dosya bulunuyor. Görüşmeye çağrılıyor.

17 yıllık işçi Berna Atabay. İşe girdiği andan itibaren hayatı tamamen değişiyor. İşe servisle gidip geliyor, sigorta ödeniyor, yemeği var, üstelik işyeri özel sigorta da yaptırıyor. Hayat standardı yükseliyor bir anda. 

43 YAŞINDA BAYRAM HARÇLIĞI

“Pek çok sosyal hakkımız var. Büyük çoğunluğu sendika ve sözleşme ile kazanılmış... Düşünsenize, 43 yaşındayım ve hâlâ bayram harçlığı alıyorum. Bu çok hoşuma gidiyor” diyen Berna Atabay, üç vardiya çalışıyor. Her vardiyanın iyi ve kötü yanları var. Aslında normal çalışanlara göre çocukla daha fazla vakit geçirdiğini anlatıyor. Hâlâ “Aaa sen gece de mi çalışıyorsun” diye soranlara sinir oluyor. Ama büyük bir fabrikada çalışıyor olmak işin en memnun olduğu kısmı... “Keşke o dört yıl da burada olsaymış” diye hayıflanıyor. 

Ürettikleri ticari araç. Normalde sokakta görse dikkatini çekmeyen cinsten. Çalışmaya başladıktan sonra, sokakta daha görünür olmuş ticari araçlar gözüne... “Meğer ne kadar çok Ford varmış. Önceleri ‘Bu kadar araba nereye gidiyor’ diye düşünürdüm. Sonra sık sık görmeye başladım. Bizim ürettiğimiz araçlar, bir dostu görmüş gibi oluyorum. İlk işe girdiğimde arabaya barkod yapıştırıyordum. Sokakta, gördüğüm arabaların rakamlarına bakıyordum benden mi geçmiş diye... O yıllarda boyahanede çalıştım biraz. Manueldi. Boya tabancası ile boya atılırdı. Şimdi robotlar var. 2006’da hattan çıktım. Şimdi kontrol odasında çalışıyorum” diye özetliyor durumu.

FABRİKANIN BEYNİ

Kaynaktan son aşamaya gelene kadar tüm aşamaların kontrol edildiği bir bölüm. Bir nevi fabrikanın beyni denilebilecek yerde. Kaynağı, boyası, montajı, elektriği tüm aşamalar kontrol ediliyor burada. Üç bilgisayar, ekranlara arıza mesajları üşüyor. Telsizle anons ederek ilgili kişileri uyarıyor. Sakin ve dingin olmak gerekiyor. Enerji düşükse işgünü zor geçiyor. Ama çok zevkli. Fabrikanın en güzel yanı herkes aynı, birbirini olduğu gibi kabul ediyor.

“Niye çalışıyorsun, kocan baksın” diyenlere yanıt bile vermiyor. Hele çalışmayıp laf edenleri hiç kale almıyor: “Onlar emek verip de karşılığını almanın ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun ne kadar kıymetli olduğunun farkında değiller. Fabrikadaki eşitlik en hoşuna giden durum. Okulu bitirince prim gibi fark aldım.” 

BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ

“Çalışma koşullarının iyi olmasında iş yeri kadar sendikanın da payı büyük. Toplu olarak, birlik olarak güçlüyüz. Gerektiğinde arkadaşlarımızla kenetlenerek elde ediyoruz istediklerimizi” diye anlatıyor Berna Atabay.

“İlk girdiğinde nasıl göründü gözüne orası” sorusuna, “Gece vardiyasında ‘ya uykum gelirse’ diye korktum. Her yer çok ışıktı. Gecenin sabah olduğunu anlamadım. Herkes çok canlı, hareketli, daha zor bekliyordum, öyle olmadı.

İki aya yakın eğitim aldım. İşe ilişkin, iş güvenliği, sendikal eğitim, teknik işler, dikkati ölçmek için filan. Bir kere işim uzadı, bir raporu yetiştirmem gerekiyor. ‘Kızım kocan kazanıyor, gitsene evine’ dedi. Ben de ‘Herkesin kazancı kendine, o kadar okudum bir geleceğim olması için çalışıyorum’ dedim. Fikrinde ısrar edince bir daha onunla konuşmadım. Çünkü biliyorum ki burada bir tazminatım olacak. Dört yıl çalıştığım yerden ayrıldığımda ne tazminat, ne sigorta, şimdi o nedenle daha geç emekli olacağım” diyor.

İnsanın çalıştığının karşılığını alması çok güzel ona göre, sosyal güvence ve gelecek garantisi en önemli şey. Çünkü bir kadın için en önemli şey güvence... Hiçbir kadın, ne kadar severse sevsin kendisini anne, baba ya da kocasının merhametine bırakmamalı. Geleceğinin kendi ellerinde olması bir kadın için en büyük güç. Onu kuvvetli kılan şey...

Fiziki olarak yorucu da olsa psikolojik tatmini çok yüksek yaptığı işin. Onun yaptığı işi bir erkek de yapabilir ama bir kadın kadar dikkatli ve dingin olamayabilir Berna’ya göre...

“Emekli olduktan sonra bir köşeye çekilip oturmayı düşünmüyorum” diyen Berna Atabay, özellikle kız çocuklarının okuması ve ayakları üzerinde durmasını sağlayacak sivil toplum kuruluşlarında çalışacağını söylüyor. Çünkü iyiliğin bulaşıcı olduğuna inanıyor.

YÜKÜ PAYLAŞAN DAHA SAĞLIKLI

BİSAM tarafından hazırlanan raporda, metal, elektronik, elektrik sektöründe çalışan kadın işçiler arasında evli olup işlerin planlanmasında ortak karar alanlar, almayanlara göre, kendine zaman ayıranlar, ayıramayanlara göre, ev içi yükü paylaşılanlar, paylaşılmayanlara göre kendini daha sağlıklı hissediyor. 


MÜCADELECİYİM, AZMETTİM ÖĞRENDİM

GÜLŞEN DİNÇER

35 yıllık Ankara yaşamından sonra yeni bir hayata başlıyor Gülçen Dincer. Yıllarca bir kırtasiye dükkânı işletiyor Ankara’da. Dört yıl önce geldiği Kocaeli’nde önce bildiği işi yapmayı deniyor ama çeşitli nedenlerden olamıyor. Fabrikaya giriyor.

Hiç bilmediği, daha önce aklından bile geçmemiş bir iş... Ama mücadelesi ve azmi sayesinde kısa sürede uyum sağlıyor işe de ortama da. 19 yaşında bir oğlu var. Montaj bölümünde 10-18 ve 22-06 olmak üzere iki vardiya çalışıyor. En çok desteği amirlerinden görüyor “Ama asıl azmimle başardım” diyor.

Ekonomik özgürlüğünü kazanmak çok çok önemli. Kirasını ödüyor, hayatını devam ettiriyor. Bu her şekilde önemli bir durum. Bunu fark eden kadın zaten gereğini yapar diye düşünüyor. Şu an kendisini daha güçlü ve özgüvenli hissediyor.

Bu türlü bir işin iyi ve kötü yanları var. Kitapçı da olsa esnaf olmanın kendine özgü sıkıntıları var. Bu dönem esnaf olmak, istenecek bir durum değil. Bu işte gelen, gelecek olan belli. Esnaflık öyle değil, çok iyi de çok kötü de olabilir. Ama rahatlığı da var ister açar ister kapatırsınız...

Burası da ayrı bir dünya, parça takıp çıkarmak zevkli, her modelin farklı parçası var. Transit arabalara bakıyor. İşyerinde büyük bir uyum var. Erkekler kadınları hazmetmiş durumdalar. Kadınlar burada ciddi özgüven kazanıyor.

PARA DEMEK ÖZGÜRLÜK DEMEK

Kaotik gelmişti, en fazla beş yıl çalışır ayrılırım diyordum. 17 yıl bitti. Gece servisten indiğimizde “Bunlar Ford Otosan’da çalışıyor” diyorlar. Fabrikada kadınların çalışmasıyla kent de değişti. 

HANİFE ŞEKERSOY

Montaj Üretim Müdürlüğü

Evli, biri 14 diğeri 9 yaşında iki kızı var. Eşi de aynı fabrikada çalışıyor. Orada tanışıp evlenmişler. Fabrikaya ilk girdiğinde her şey çok kaotik geliyor, ışıklar, kalabalık... “En fazla beş yıl çalışırım sonra ayrılırım” diye düşünüyor. Aslında paraya da çok ihtiyaç yoktu. Çalıştığını eve vermiyor. Ama Seka’dan emekli baba, “Büyük bir çalış, her şey düzelir” diye destek oluyor.

17 yıl tamamlanıyor. Gölcük’te açılan fabrika ve çalışan kadınlarla kent değişiyor. Gece servisten inen bir kadına artık çok alışmış durumdalar. “Bunlar Ford Otosan’da çalışıyor” diyorlar. O karmaşa içinde az sayıdaki kadınlar en büyük destekçisi oluyor. Zamanla erkekler kadınların çalışmasına alışıyor, çünkü kadınlara toleranslı yaklaşılıyor. Şirket bu konuda duyarlı, pozitif ayrımcılık yapılıyor. Erkekler, olumsuz bir davranışın bir sonucu olacağını biliyor. 

Bu işin en güzel yanı “emekli olacağımızı bilmek” diye özetliyor Hanife. O da üç vardiya çalışıyor, en çok tercih edilen saat 08-16... Pandemi öncesi iş çıkışı bir kahve içip eve gitmek işin yorgunluğunu hafifletiyor...

BİR ŞEYLER KATASIM GELİYOR

Ne iyi, ne kötü olur, ne nasıl yapılır anlatıyorlar işe girişte.. Boyahanede başlıyor genellikle olduğu gibi. Parça takıyor, eksikleri tamamlıyor. Bazen arabalara kendisinden bir şeyler katmak istiyor. “Şuna benim elim değdi” demek istiyorum” diye anlatıyor. 

Çalışmazsa da ev geçinir ama zor olur. Son iki sözleşmede beklentilerin üzerinde zamlar alındığı için gelirlerden memnun. İki sözleşme öncesi istenen düzeyde değilmiş ücretler. Para kazanmak güzel, çocuklar küçükken her şey biraz daha zordu. Ama şimdi oldukça rahatlamış durumda. Onlar için daha iyi yaşam koşulları oluşturuyor. Temizliğe yardımcı çağırabiliyor. 

Yıllardan beri hayal ettiği küçük kaçamaklar var, işten izin alıp dışarda kahvaltı etmek, alışveriş yapmak bütün gün öylesine dolaşmak... Hayalini paylaştığı arkadaşları var günün birinde mutlaka yapacak... Kendisini bir ev kadını olarak düşünemiyor kocasından para isteyen... Aslında yalnız erkeğin çalışması, tek maaş erkekler için de sıkıntılı bir durum, yetememek hissi kimse için kolay değil. 

BU HAYAT BENİM

Uzun zamandır “İyi ki çalışıyorum” diye düşünüyor. Bu işin ona kattığı en büyük şey özgürlük hissi. Kendi hayatıyla ilgili karar verme iradesi. “Bu hayat benim” diyebilmek, isterse İstanbul’a gidip, gezip gelmek tarif edilemez bir mutluluk. Evet para önemli ama kazandırdığı bu özgürlük duygusu onun çok daha ötesinde...

KIZLAR GÜÇLÜ VE ÖZGÜR OLSUN

Ev işlerinde eşi en büyük yardımcısı... Çocuklar küçükken en büyük destek anneler. O dönemleri anneler olmadan atlamak, çalışmaya devam etmek zor olurdu. Bakıcı bulsan gece kalmaz, evler zaten o kadar büyük değil. Annelerle gözü arkada kalmadan çocukları büyütüyor. O kadar ki çocuklar küçükken taşındığı annesinin alt katından, ev aldıkları halde taşınamıyor. Çocukların üstünde olsunlar diye...

Kızları güçlü olsun, istemedikleri hiçbir şeyi yapmak zorunda kalmasınlar istiyor.

GEZMEYİ SEVİYORUM

Zor yılları geride kalmış durumda. Gezmeyi, aktif olmayı, hareketliliği seviyor. Bu işin en iyi yanı emekli olacağını biliyor. Emekli olunca da alacak valizini, televizyonda gördüğü yerleri gezecek. Neyse ki koca da aynı kafada... Emeklilikte de evde oturacağını sanmıyor, yardım kuruluşlarında çalışırım diye düşünüyor. 

Artık çok yakın arkadaş oldukları, dostluğa dönüşmüş iş arkadaşlıkları var. Birlikte yapacakları işleri planlıyorlar. 


Kendi kızlarına da tüm kadınlara da kaderlerini ellerine almalarını, yani mutlaka ve mutlaka hiçbir engel tanımadan ekonomik özgürlüklerini kazanmalarını öğütlüyor.

YARIN: YAPAMAYACAĞIM DUYGUSUNU DAYANIŞMA İLE AŞTIM