En çok ölüme neden olan kanser türü: Meme kanseri

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser olmakla birlikte en çok kansere bağlı ölüm görülen hastalık olarak da bilinmekte. Dünyada ve Türkiye’de Ekim ayı “Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı” olarak kabul ediliyor. Ekim ayı boyunca çeşitli dernekler ve sağlık kuruluşları meme kanseri hakkında insanları bilinçlendirmek için etkinlikler düzenliyor ve erken tanının önemini vurguluyor.

20 Ekim 2020 Salı, 16:05
En çok ölüme neden olan kanser türü: Meme kanseri
Abone Ol google-news


Son dönemlerde dünyada ve ülkemizde meme kanseri hızla artış gösteriyor. Ekim ayı Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı olarak bilinirken 15 Ekim ise Meme Kanseri Farkındalık Günü olarak kutlanıyor.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, her üç tarama sonrası şüpheli görünen vakalar, ülkenin her ilinde faaliyet gösteren Tarama Sonrası Teşhis Merkezlerine yönlendirilmektedir. Geçen sene itibarıyla 2019 yılında yaklaşık 2 milyon 500 bin kadına meme kanseri taraması yapıldı.

Kanser istatistikleri, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (HSGM) tarafından en son 2015 yılında yayınlandığı için Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Türkiye verilerinden yola çıkarak; Türkiye’de kadınlara en sık konan kanser teşhislerinin başında meme kanseri geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarına göre, dünyada meme kanserinden her yıl 2,9 milyon kadın etkileniyor. 2018 yılında 627 bin kadının meme kanserinden öldüğü tahmin ediliyor. Dünya genelinde meme kanseri oranları artmakla birlikte daha gelişmiş ülkelerde bu oran daha yüksek.

"4 KADINDAN BİRİNE MEME KANSERİ TEŞHİSİ KONULUYOR"

Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı’nda özellikle kadınlarda meme sağlığına dikkat çekmek için konferanslar düzenlenip daha önce meme kanserini yenen kişilerce erken tanının önemini anlatıyorlar. Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER), günümüzde her kanserli 4 kadından 1’ine meme kanseri teşhisi konulduğunu açıkladı. Bu verilere göre, dünyada her yıl 2 milyon, ülkemizde ise 25 bin kadına meme kanseri teşhisi konuyor. MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen; meme kanseri tanısı almış hastalar ve yakınlarının bir araya geldiği festivalde erken tanı konarak tedavi olan hastaların 7 yıl daha uzun yaşadığını, tedavi maliyetlerinin 7 kat daha ucuz olduğunu, meme taramalarının ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını belirtti.

“HÜCRELERİNİZ ÖLÜYOR”

İstanbul gibi büyük bir metropol şehrinde yaşayan ve medya sektörünün içinde olan Youtuber Demet Işıl Yılmaz, “3'üncü evre lenf metastazlı meme kanseriyim. Tümör tipi olarak asla metastaz beklenmeyen bir tümör tipi olduğu için lenfe sıçramış olması hastalığım açısından önemli ve tedavi konusunu ağırlaştıran bir sebep” olarak hastalığını açıklıyor. Daha önce kendi kendini muayene etmediğini dile getiren Yılmaz, ilk kendi kendine muayenesinden iki gün sonra teşhis aldığını söylüyor. Bu süreçte onu en çok zorlayan şeyin tedavisi olduğu söyleyen Yılmaz, “Kanser, hastalık olarak zannedildiği kadar zor bir hastalık değil ama tedavisi çok yıpratıcı. Aynı bedende ölüp geri diriliyorsunuz. Kemoterapi iyi kötü demeden tüm hücrelerinizi öldürüyor. Bu sebeple saçınız, kaşınız, kirpiğiniz dökülüyor. Kaşıma ve saçıma çok takmadım ama kirpiklerim beni çok üzdü. Hayatta kirpiklerin de bir görevi var. Onlarsız ışığa bakamıyorsunuz” dedi.

“ERKEN TANININ ÖLÜMLERİ YÜZDE 30 ORANINDA AZALTTIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR”

Meme kanseri kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olup erken saptanamadığında ölüm riski oldukça yüksek. Meme kanserinin erken dönemde saptanmasını sağlayan en önemli olanak; mamografik tarama olduğunu dile getiren Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kamil Gülpınar ile meme kanseri hakkında konuştuk.

Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir?

Daha önce bir memede kanser gelişmiş olması;

Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması

Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genleri taşımak;

Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş olması;

Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması;

Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen replasman tedavisi yapılması (>5 yılda risk artar);

Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs bölgesinin ışınlanmış olması.

Adet başlama yaşının erken (<12 yaş), adetten kesilme yaşının geç olması.

Hiç doğum yapılmamış olması veya ilk doğumun 30 yaşından sonra yapılması

Yaşın 50 yaşın üzerinde olması; (Meme kanserini en sık 50-65 yaşlar arasında görülmektedir.)

Aşırı yağlı gıdalarla beslenme alışkanlığı;

Alkol kullanımı (Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazla.)

Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması.

Yumurtalık yada rahim kanseri hikayesi olması;

Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz kalma;

Obezite

Sigara içimi (pasif içicilerde içmeyenlere göre risk 2 kat fazla)

Sosyoekonomik düzey: Yüksek sosyoekonomik düzey meme kanseri gelişimi açısından 2 kat artmış riski ifade eder. Ancak bu durum bağımsız bir risk faktörü olarak değerlendirilmez; üreme alışkanlıklardaki değişiklik nedeniyle ortaya çıktığı düşünülür.

Yaşam tarzıyla ilişkili olarak obezite, meme kanserinin risk faktörleri arasında yer alıyor mu?

Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri riskini artırdığı ileri sürülmektedir. Kadın menopoza girdiği zaman artık yumurtalıkları çalışmaz ve östrojen hormonu üretilmez. Buna karşılık yağ dokusu bir miktar östrojen hormonu üretmeye devam ediyor. Yağ dokusu ne kader fazla olursa, östrojen hormonu üretimi de o kadar fazla oluyor. Bu nedenle menopoz sonrası kadınlarda şişmanlık, meme kanseri riskini artırıyor.

Meme kanserinde erken tanı ve taramanın önemi nedir?

Kendi kendine meme muayenesi ve erken tarama meme kanserlerinin aşısı gibidir. Erken dönemde tanının, hastalığı tamamen ortadan kaldırabildiği ve ölümleri yüzde 30 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Erken teşhis, tedavinin başarıya ulaşması ve hayatta kalma şansının artırır. Kişi, meme kanserine yakalanmamış gibi hayatına devam edebilir.

Mamografi tetkikiyle, yaklaşık 2 yıl önce meme kanseri oluşumları yakalanabiliyor. Bu oluşumların elle muayene sırasında belli olması için 2 yıl geçmesi gerekiyor. Herhangi bir bulgu ya da belirti olmasa bile 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlara düzenli olarak mamografi çektirmeleri yani mamografik tarama yaptırmaları öneriliyor. Taramanın düzenli olarak uygulandığı ülkelerde meme kanserine bağlı ölümlerin yüzde 19-64 (ortalama yüzde 30) oranında azaldığı da biliniyor.


“KENDİ KENDİNE MUAYENEYİ 20 YAŞIN ÜZERİNDE HER KADIN, AYDA BİR KEZ YAPMALIDIR”


Meme kanserinden korunma yolları var mı?

Meme kanserinden korunmak için genel sağlık durumunu koruma amaçlı dengeli beslenme, zayıflama veya kilonuzu koruma, sigara içmeme, alkolü sınırlandırma, düzenli egzersiz gibi faaliyetlerde bulunulabilir. Çocuk doğurmak isteniyorsa 30 yaşından önce gebe kalınması ve doğum sonrasında bol emzirme (en az altı ay); östrojen hormonu ilaçlarından ve hormon replasman tedavisinden tıbbi gerekçeler olmadıkça uzak durma; stresten uzak durma; diyette turpgiller, yeşil çay, havuç, kabak, karnabahar, süt ve süt ürünleri ile balık ile brüksel lahanasına bol yer verme; keten tohumu ile tütsülenmiş/tuzlanmış salamura etlerden ve genel olarak fazla kırmızı et tüketiminden uzak durma önemli korunma yolları arasında sayılabilir.

Kişi evde kendi kendine nasıl meme muayenesi yapmalı?

Meme kanserinin erken teşhisinde kadınların kendi kendilerini düzenli aralıklarla muayene etmeleri çok önemlidir. Kendi kendini muayeneyi 20 yaşın üzerinde her kadın, ayda bir kez yapmalıdır.

Muayeneyi ayna karşısında yeterli ışık alan bir ortamda yapınız. Ellerinizi belinize koyarak, gözlerinizle her iki memenizde şekil, büyüklük, renk ve yapı farklılıklarına dikkat ediniz. Aynı gözlemi ellerinizi başınızın arkasına kaldırarak ve bastırarak tekrarlayınız. Böylece göğüs kaslarınız kasılacak ve meme yapısındaki değişiklikler daha iyi ortaya çıkacaktır.

Yine ayna karşısında ayakta dururken, sağ memeyi sol elle, sol memeyi de sağ elle meme üzerinde ufak daireler çizecek şekilde ve çok bastırmadan, parmaklarınızın iç yüzleri ile temas ettirerek hareket ettiriniz.

Her iki meme başını parmaklarınızın arasına alarak dikkatlice ve fazla sıkmadan muayene ediniz.

Memeden sonra her iki koltuk altını ters elinizle muayene ediniz.

Elle muayeneyi isterseniz duş altında ıslak ve sabunlu cilt üzerinde de yapabilirsiniz.

Aynı muayeneyi sırt üstü yatarken, muayene edeceğiniz taraftaki memenin altına bir yastık ya da katlanmış bir havlu koyarak da yapabilirsiniz. Muayene bitiminde şüpheli bir durum varsa paniğe kapılmadan Meme Cerrahına başvurunuz.