Endonezya’da protestolar

Endonezya’da sokak eylemleri çok meşhurdur. Halk, içine sinmeyen en ufak bir şeyde hemen sokaklara dökülür, döktürülür! Kalabalığın bir kısmı gerçek eylem yapan hak arayansa bir kısmı da olayı kızıştıran, gaza getiren, getirilen, bazı çıkar sahiplerinin oyunlarına alet olan kesimdir. Neyi protesto ettiğini bilmeden karın tokluğuna sokakları dolduranlar, arabalarla meydanlara getirilenler olduğu da söylenir. Kimin kim olduğunu anlamak o kalabalıkta kolay olmasa da eninde sonunda gerçek ortaya çıkar.

25 Ekim 2020 Pazar, 05:30
Endonezya’da protestolar
Abone Ol google-news

Bugünlerde başta başkent Cakarta olmak üzere birkaç büyük şehir o meşhur eylemlerden bir dizisine daha sahne oluyor, yine binlerce insan günlerdir sokaklarda. Bir taraftan yeni tip koronavirüs salgını için önlemler sıkı tutulurken diğer taraftan binlerce eylemci o önlemleri hiçe sayarak, bulaşma riskine karşın sokaklarda dip dibe protesto yapıyor!

8 Ekim’de Endonezya İşçi Birliği’nin üyelerini greve çağırmasıyla 3 gün grev yapıldı. Polis, çoğunluğu öğrenci, işçi ve gençler olan göstericileri gözyaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanarak dağıtmaya çalıştı. Bir yandan kargaşa diğer yanda yaralananlar, tanıdık protesto görüntüleri dünya basınında da dolaştı durdu. Bağımsız Gazeteciler Birliği eylemleri çeşitli şehirlerde takip eden çoğu foto muhabiri gazetecilerin ekipmanlarına polis tarafından saldırılıp tahrip edildiğini ve 28 gazetecinin tutuklanmasının ardından 24 saat sonra serbest bırakıldıklarını açıkladı. Protestolar sokaklarda üçüncü haftasına girerken polis, eylemleri organize etmek, halkı isyana teşvik etmek, güvenlik güçlerine saldırmak, mala zarar vermek, Enerji ve Maden Bakanlığı’na hasar vermek suçuyla 131 şüphelinin yakalanarak göz altına alındığını bildirdi. Polise göre, şüphelilerin çoğunu meslek lisesi öğrencileri, terörist grup üyeleri, üniversite öğrencileri ve işsizler oluşturuyordu.

‘AMAÇ BÜROKRASİYİ AZALTMAK’

Diğer taraftan Eğitim ve Kültür Bakanlığı ülke çapında gösteriye katılan ve gözaltına alınan öğrencilerde yapılan hızlı taramalar sonucunda ilk etapta 123’ünün yeni tip koronavirüs testinin pozitif olduğunu ve sayının artabileceğini açıkladı. Gösteride görevli polislerin çoğunun da testlerinin pozitif çıktığı duyuruldu. Endonezya Tabipler Birliği birçok şehirde yapılan eylemlerde hijyen kurallarına uyulmadığına dikkat çekmiş, bulaşma riskine karşı uyarmıştı. Şimdi bu bulaşmanın izlenmesinin zorluğunu dile getirerek vaka sayısının ciddi tırmanışa geçmesi endişesini tekrarlıyor. 

Bir türlü hız kesmeyen eylemlerin sebebine gelecek olursak, epeyce tartışmalı bir kanun! 5 Ekim’de Meclis’teki dokuz partiden yedisinin oyuyla kabul edilen “Çok Amaçlı, Yeni İş Yaratma” Kanunu. Yaklaşık bin sayfa, mevcut 79 kanunda düzeltme ve değişikler de içeren kanun taslağına halkın ulaşıp anlaması da başka bir mesele! 

Kapsamı bir hayli geniş olan yeni yasayla bürokrasiyi azaltmak, arazi edinimi süreçlerini basitleştirmek, yabancı yatırıma olan kısıtlamaları hafifletmek, çalışma yasalarını gevşeterek ve serbest ticaret bölgelerine daha fazla teşvik sağlayarak Endonezya’da iş yapmayı zorlaştıran mevcut bürokratik engellerin, kırtasiyeciliğin azaltılmasının hedeflendiği vurgulanmakta. Endonezya’nın karmaşık iş, çalışma ve çevre yasalarını gevşeterek yabancı yatırımcıyı çekmek ve ekonomiyi canlandırmak amacıyla çıkarılmış bir yasa olduğu söyleniyor. Yeni tip koronavirüs nedeniyle işsiz kalan 6 milyon gencin 3 milyonuna yeni iş alanı yaratması bekleniyor. Başkan Joko Widodo, yasanın bürokrasiyi kaldırmak ve ekonomiyi daha fazla yabancı yatırıma açmakla ilgili olduğunu tasarı aşamasında da dile getirmişti. “Ruhsatlandırma sürecini basitleştirmek ve hızlandırmak istiyoruz. Endonezya’nın dünyadaki her değişikliğe daha hızlı yanıt verebilmesi, hızlı hizmet ve hızlı politika oluşturmak için hukukun uyumlu hale getirilmesi gerekiyordu” diyor. Aynı zamanda Dünya Bankası’nın iş yapma kolaylığı endeksinde Endonezya son yıllarda büyük ölçüde iyileşme kaydedip 2019’da 73. sırada yer alsada hükümetin 40. sıraya çekme planından hala uzak.

‘HALKA DANIŞILMADI’

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğum İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün kıdemli Endonezya araştırmacısı Andreas Harsono, “İstihdam yaratmak ve yatırımı çekmek önemli hedeflerdir, ancak bunlar temel işçi hakları ve yerli halkların hakları pahasına olmamalıdır. Endonezya hükümeti aceleyle geçirilen yasayı derhal gözden geçirmeli, halkın fikri alınmalı ve hakları ihlal eden tüm maddeler yenilenmelidir” değerlendirmesini yapıyor. Çok amaçlı yasa büyük ölçüde iş dünyası tarafından desteklendiği, şeffaf olmadığı, işçi sendikaları ve diğer etkilenen gruplarla çok az istişareye gidildiği ve onların büyük oranda muhalefetine rağmen kabul edildiği için eleştiriliyor. Asgari ücret, kıdem tazminatı, tatil, analık yardımları, sağlık ve çocuk bakımı dahil olmak üzere, işçilerin korumalarını önemli ölçüde azalttığı ve iş sözleşmelerindeki yasal korumaları kaldırdığı iddia edilmekte. 

Yasa ayrıca yerli gruplara yönelik mevcut çevre yasalarını ve yasal korumaları zayıflatarak arazi gaspı ile ilgili endişeleri artırıyor. Yerli halka toprağını korumak için neredeyse hiçbir şey vermediği gibi şirketlerin onların üstünden arazi edinmesini kolaylaştıracağından korkuluyor. 

Bazı uzmanlar ve aktivistler halkı “Eylemler iyi ama yetmez” diyerek daha büyük sivil eylemler yapmaya çağırıyor. “Halkın görüşü alınmadan geçirilen yasayı herhangi bir gruba müdahil olarak değil bireysel olarak protesto etmeliyiz, yanlış, çarptrılmış haber değil doğru bilgiye ulaşmak en doğal hakkımız, engellenemez, şimdi susarsak gelecek kuşaklarımız acı çekecek” diyorlar.

Bir yandan da halk sağlığı uzmanları “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu misali” hükümetin böyle tartışmalı bir yasayı yeni tip koronavirüs zamanında meclisten geçirmesinin ideal olmadığını, hükümetin halkı sağlık protokollerine uymaya ikna etme çabalarının ortasında, tepkiye neden olacak, protestolar yoluyla bulaşma risklerini potansiyel olarak artıracak bir yasayı kabul etmesinin zamanlamasının yarattığı çelişkiyi vurguluyorlar. Arkadaşım Emma’nın paylaştığı viral olmuş videoda Endonezya’nın büyük şehirlerinden Surabaya’nın başarılı belediye başkanı, adı başkanlık için geçen Risma Hanım’ın bir toplantı salonunda öğrencileri bir öğretmen edasıyla azarladığını izliyorum. “Aileleriniz size bu cep telefonlarını derslerinize çalışmanız için aldı, eylemlere katılmanız için değil! Bir iki kişinin lafına inanıp da sokaklara dökülmek de niye! Ailenize, özellikle de annelerinize saygı göstermeli, sokakta eylem yerine oturup derslerinize çalışmalısınız, fırsatçılara meydan vermeyin, inanmayın” diyor. Tanıdığım bir öğrenci arkadaşa soruyorum, “eylemcilerin haklı olduğu konular olsa da gösterilere provokasyon da karıştığını, ne yazık ki hükümetin tartışmalı kanun maddelerini halka anlatmak yerine göstericileri ve fikirlerini bastırmaya çalıştığını” ifade ediyor.

Doğrusu ben işin içinden çıkamıyorum, herkes kendine göre haklı gibi görünüyor! Kendi adıma bir taraftan Endonezya’daki  bürokrasinin azalacağına seviniyorum, diğer taraftan gerçekte hak ihlaline uğrayanlara üzülüyorum, bir taraftan da bu  eylemlerin sonu nereye varacak diye merak ediyorum.

[email protected]