Erdoğan: Fahrettin Paşa Medine koruması yaparken senin ceddin neredeydi?

BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed'in, Osmanlı Paşası Fahreddin Türkkan'ı 'hırsız' olarak niteleyen bir tweetine sert tepki gösteren Erdoğan, "y bize bühtanda bulunan zavallı senin ceddin neredeydi? Sen Erdoğan'ı da tanımamışsın, Erdoğan'ın ceddini ise hiç tanımamışsın. Biz sizin ne tür garabetler içinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz" dedi.

20 Aralık 2017 Çarşamba, 12:31
Abone Ol google-news

<video:889807>

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 42. Muhtarlar Buluşması'nda konuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed'in, Medine Müdafaası kahramanı olarak bilinen Osmanlı Paşası Fahreddin Türkkan'ı 'hırsız' olarak niteleyen bir tweetine sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Ey bize bühtanda bulunan zavallı senin ceddin neredeydi? Sen Erdoğan'ı da tanımamışsın, Erdoğan'ın ceddini ise hiç tanımamışsın. Biz sizin ne tür garabetler içinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz. Ne tür yanlışlar içinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz" diye konuştu.

"MUHTARLARIMIZI ÜZENLERİ, BEN DE ÜZERİM"

Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:

Daha düne kadar 'muhtar bile olamaz' manşetleri ile siyasi hayatımızın sona erdirdiğini ima edenler, muhtarlık kurumunu aşağılayanlar, bu buluşmamızın ardından da şunu gördüler ki muhtarlar böyle aşağılanacak kurumlar, kişiler değil. Muhtarlarımızı üzenler beni de üzerler, o zaman ben de onları üzerim. Arkasında milletin olmadığı devlet adamı ayakta kalamaz. Milletin tam desteğini almış devlet adamının ise önünde duracak hiçbir beşeri engel yoktur. 

Ecdadımız 1000 yıl boyunca Kudüs'ü ve tüm İslam coğrafyasını korumuştu. 1. Dünya Savaşı bir kez daha yüzleşmemizin, Kurtuluş Savaşı ise önümüzde yeni bir dönem açışımızın adıdır. 1. Dünya Savaşı'nın üzerine hala yeteri kadar çalışılmamış pek çok destanı vardır. Bunlardan biri İngilizlerin Kut'ül Amare'de büyük hezimete uğratılmış olmasıdır. 

Bugünlerde birilerinin büyük bühtanı ile hatırladığımız bir başka destanımız da bizim Medine müdafaamızdır. Zalimlerin safında yer almayı maharet sananların Medine müdafaasını ve onun büyük kahramanı Fahrettin Paşa'yı hedef almaları boşuna değildir. Medine müdafaası İslam'ın ve onun büyük Peygamberinin, adının, sembollerinin nasıl korunması gerektiğini gösteren ibretlik bir hadisedir. Müslümanların zulüm ve saldırı altında olduğu bir dönemde zalimlerin yanında olmayı marifet sayanların Fahrettin Paşa'yı hedef almaları tesadüf değildir.

Fahrettin Paşa, bugün Bulgaristan sınırları içinde yer alan Rusçuk'ta doğmuştur. İstanbul'a gelmiş, harp okulunu bitirdikten sonra odruya katılmıştır. Musul'da, Urfa'da Ermeni isyanlarının bastırılmasında görevler üstlenmiştir. 1916'da Medine'ye tayin edilen Fahrettin Paşa 1919'a kadar korunmasını üstenmiştir.

"SENİN CEDDİN NEREDEYDİ?"

Ey bize bühtanda bulunan zavallı senin ceddin neredeydi? Fahrettin Paşa'nın 2 yıl 7 ay süre ile müdafaa ettiği Medine'de yaptığı işler, direniş takdire şayandır. Utanmadan, sıkılmadan Erdoğan'ın ecdadının mukaddes emanetleri oıradan çalarak İstanbul'a getirdiklerini söyleyecek kadar hezayan içinde olan zavallılar, oradaki işgale gelenlerden onları korumaktır, şehit olmak adına. Paşa, mukaddes emanetleri 2 bin kişilik koruma gücü ile İstanbul'a göndermiştir. İşgalci güçlerin eline geçmesini, görkemli müzelerde sergi malzemesi haline dönüşmesini engellemiştir. Bu emanetler İstanbul Topkapı Müzesi'nde. Batıdaki o malum yerlerde akıbeti belli olmayan yerlere mi gitseydi. Çünkü bunların kafası batıcı da onun için bu saldırıyı başlattılar. Fahrettin Paşa tüm enerjisini Medine'nin korunmasına vermiştir. Fahrettin Paşa Medine'yi 2 yıl 7 ay savunmuştur. 

"SEN ERDOĞAN'I TANIMAMIŞSIN"

Paşa askerleri ve şehit halkını toplayıp, "Ey insanlar malumunuz olsun ki kahraman askerlerim, bütün insanların sırtını dayadığı yer Medine'yi son damla kanına kadar müdafaaya memurdur. Allahü teala bizimle beraberdir." demiştir. Oraya yakın topraklarda bulunanlar utanmadan sıkılmadan, bühtanda bulunuyorlar. Sen Erdoğan'ı da tanımamışsın, Erdoğan'ın ceddini ise hiç tanımamışsın. Biz sizin ne tür garabetler içinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz. Ne tür yanlışlar içinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz. Bizim ecdadımız şartların zorlaştığı, ilacın, yiyeceğin kalmadığı dönemde Medine'yi büyük bir çekirge sürüsü basmıştı. Fahrettin Paşa, "Çekirgenin serçeden ne farkı var. Temizdir, tazedir" diyerek aylarca onları şehri basan çekirgelerle besliyor. İşte imanlı olanlar, işte imansız olanlar... Aradaki fark budur. Bu arada hem İstanbul hükümeti hem de çevresindekilerce teslim olması yönünde telkinler gelen Paşa teslim oluyor. Şehir günlerce yağmalanıyordu. Karışıklıklardan dolayı şehri terk eden Medine sakinlerinin evlerinin kapıları kırılık talan ediliyor. Tarihimizin bu mümtaz şahsiyetine dil uzatanların bugün kimlerle, nerelerde, ne işler çevirdiğini biz gayet iyi biliyoruz. Yeri gelecek bunları da açıklayacağız. Fahrettin Paşa Medine'nin tek taşına el uzatmamış, adaletten uzaklaşmamış bir komutandır. Kutsal emanetler ticari meta haline dönüştürülmemiştir. Bugün de titizlikle korunmaya devam edilmektedir. Batıya giden o emanetler acaba ne durumda? Onları geri almak için çabanız, gayretiniz var mı? Yok. Kendi acziyetlerini, hatta ihanetlerini örtme amacı olduğu açıkça ortadadır.

Fahrettin Paşa'nın Peygamberimize o güzel yakarışını tekrarlamak istiyorum; "Senin için savaşanlarla sana karşı çıkanları görüyorsun. Allah'ın yardımını bize ulaştır."

ABD geçtiğimiz günlerde kendi güvenlik stratejisini açıkladı. Bu strateji için "Her şey Amerika için" demek mümkündür. Biz kendi stratejimizi şöyle açıklayabiliriz. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bizim güvenlik stratejimiz de bu.

Milli birliğimize, egemenliğimize, haklarımıza saygı duyan herkesle birlikte yol yürümeye hazırız. Bu değerlerimizden herhangi birine el uzatanın elini kırmak da bizim boynumuzun borcudur. Türkiye hiçbir zaman terör örgütleri üzerinden başka ülkeleri hedef almadığı gibi tevessül edenlere de asla teslimiyet göstermez. Biz kendi özgürlüğümüz, kendi onurumuz için ne kadar hassasiyet gösteriyorsak, kardeşimiz kabul ettiğimiz toplumlar konusunda da aynı hassasiyeti gösteriyoruz. Suriye ağladığında biz de ağlıyoruz. Filistin'de mazlumlara eziyet edildiğinde bizim de içimiz acıyor.

"BU HAFTA SONU AFRİKA'YA GEÇECEĞİZ"

Bu hafta sonu bir Afrika'ya geçeceğiz. Bir Sudan yapacağız. Sonra Çad'a, oradan Tunus'a gitmek suretiyle 3 Afrika ülkesini dolaşmış olacağız. Görelim, edelim, onlarla dertleşelim, neler yapabiliriz, bunun da gayreti içinde olalım.