Eski Doha Büyükelçisi’nden Katar anlaşması değerlendirmesi:

Borsa İstanbul’un Türkiye Varlık Fonu’nun elindeki yüzde 10’luk hissesinin Katar’a satışı ile Antalya Limanı, Haliç Altın Boynuz Projesi ve İstinye Park alışveriş merkezi gibi projelere Katar’ın ortak olmasını sağlayan anlaşmaları değerlendiren Türkiye’nin eski Katar Büyükelçisi Mithat Rende, “Daha önce Dubai ve Beyrut’a kanalize edilen Katar fonları İstanbul’a yönlendirildi. Son imzalanan anlaşmaların mutlaka bir hazırlık süreci vardır, fakat Türkiye’nin ekonomisinin karşı karşıya olduğu son durum da etkili olmuştur. Katar, şu anda Türk Lirası’nın değer kaybı nedeniyle kendileri açısından Türkiye’ye yatırım yapmalarının avantajlı olduğunu düşünüyor” dedi.

28 Kasım 2020 Cumartesi, 10:30
Eski Doha Büyükelçisi’nden Katar anlaşması değerlendirmesi:
Abone Ol google-news

2007-2009 yılları arasında Türkiye’nin Doha Büyükelçiliği görevi yapmış olan emekli büyükelçi Mithat Rende Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede Türkiye-Katar ilişkilerinin son dönemde girift bir hale geldiğine dikkat çekerek “Doha’da büyükelçilik yaptığım dönemde Türk-Katar ticari ve ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi için çeşitli adımlar atıldı ve ekonomik ilişkilerde gelişme sağlandı. Ben ayrıldıktan sonra işin siyasi boyutu daha ön plana çıktı, Arap Baharı’nda iki ülke de İhvan hareketini desteledi, 2017’de Katar’a yönelik Suudi Arabistan’ın başını çektiği ambargo karşısında Türkiye’nin takındığı tutum, Türkiye-Katar Askeri İşbirliği Anlaşması’nın 24 saat içinde TBMM’den geçirilmesi, tüm bunlar ilişkilere ekonomik ve ticari boyutun yanında siyasi bir boyut kazandırdı” dedi.

Katar’ın 2017’de Suudi Arabistan’ın başını çektiği Arap ülkelerinin ablukasıyla karşılaşmasının, Katar’ın Türkiye’deki yatırımlarını arttırmasında etkili olduğuna dikkat çeken Rende, “Katar, doğalgaz ihracatı dolayısıyla büyük oranda bütçe fazlası veren bir ülke, İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da büyük yatırımları var. Ama Katar’ın en büyük yatırım alanlarından biri Dubai, diğeri de Beyrut’tu. Katar’ın bozulan ilişkileri ve Lübnan’ın iç siyasi durumu nedeniyle daha önce Dubai ve Beyrut’a kanalize edilen Katar fonları İstanbul’a yönlendirildi. Son imzalanan anlaşmaların mutlaka bir hazırlık süreci vardır, fakat Türkiye’nin ekonomisinin karşı karşıya olduğu son durum da etkili olmuştur. Katar, şu anda Türk Lirası’nın değer kaybı nedeniyle kendileri açısından Türkiye’ye yatırım yapmalarının avantajlı olduğunu düşünüyor. Katar’ın bu koşullarda böyle yatırım yapması şaşırtıcı değil” diye konuştu.

‘ŞEFFAFLIK BOYUTU TARTIŞILIYOR’

Katar’la yapılan anlaşmanın tartışılan boyutlarıyla ilgili de konuşan Rende, “Tabii bizim bilemeyeceğimiz kendilerine tanınan ayrıcalıklardan da söz ediliyor. Burada daha çok işin şeffaflık boyutu tartışılıyor. Şeffaflık aranıyor, toplum bunların hangi koşullarda verildiği bilmek istiyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin niteliğinin önemli olduğuna dikkat çeken Rende, “Türkiye’nin yabancı sermayeye ihtiyacı var; bütün mesele yabancı sermayenin hangi koşullarda geleceği. Türkiye’nin üretime ve istihdama yönelik yatırıma ihtiyacı var. Sıcak para girer, fakat hiç ummadığınız anda bir gecede çıkar. Asıl mesele, yatırımın ‘greenfield’ dediğimiz istihdama yönelik alanlara kanalize edilmesinde” diye konuştu.