"Eymür beni CIA ve MOSSAD'dan aldığı görevle takip etti"

Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek savunmasını yaptı. Perinçek, eski MİT'çi Mehmet Eymür Eymür'ün kendisini CIA ve MOSSAD'dan aldığı görevle takip ettiğini iddia etti.

23 Ocak 2009 Cuma, 08:27
Abone Ol google-news

Ergenekon terör örgütünün yöneticilerinden olduğu ileri sürülen tutuklu sanık İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Lobi belgesinin Türkiye'ye kast eden alçakça fikirlerle dolu olduğunu, İP'in görüş ve amaçları ile en ufak bir bağlantısının kurulamayacağını söyledi. Ergenekon örgütü belgesi diye sunulan “Ulusal Medya 2001, Cumhuriyet” belgesinin kendisine ve İlhan Selçuk'a karşı düşmanca ifadeler yer aldığına dikkat çeken Perinçek “Cumhuriyet Gazetesi'ne ve İlhan Selçuk'a karşı psikolojik savaş için yazılmış. Ergenekon örgütü yöneticisi olduğu söylenen Periçek ve Selçuk'a yine bu sözde örgüt belgeleriyle saldırılıyor” dedi. Perinçek, salondaki ekranlardan görüntüler eşliğinde yaptığı savunmasında İP'in Bismil mitingini anlatırken gözyaşlarına boğuldu.

Ergenekon davasının 41. oturumunda savunmasına devam eden Doğu Perinçek, iddianamede Lobi belgesinin ele geçirildiği şüpheliler arasında kendisinin de yer aldığını ifade ederek, “Bu gerçek dışıdır. Arama tutanaklarında da yoktur. Ya polisler ya da savcılar tarafından sonradan deliller arasında konulmuştur” dedi. Lobi belgesinin ilk kez, bundan sekiz yıl önce 12 Mayıs 2001 tarihinde Fethullahçı Aksiyon dergisinde yayımlandığını söyleyen Perinçek, şöyle devam etti: “Lobi belgesi, içerik olarak da, üslup olarak da pespaye, iğrenç bir metindir. Bu belgenin içeriği, benim dünya görüşümle bilimsel birikimimle ve kendine özgü üslubumla bağdaşmıyor ve en küçük benzerlik taşımıyor. Ancak bilgisiz ve gösteriş meraklısı, yeteneksiz yazarların kullandığı sözcüklere benim yazılarımda rastlanmaz. Türkçe hataları da vahim boyutlardadır.”



“Alçak fikirler”

Lobi belgesini nefretle mahkum ettiğini kaydeden Perinçek, “Bunlar alçakça fikirler. Bunlarla hayatımız boyuca mücadele ettik. Buradaki ideoloji Türkiye'yi yıkan çökerten bir ideolojidir. İstihbaratçı bozuntuları, yozlaşmış, fikir üretemeyen, Amerikan kaynaklarından alıp kopya eden, o bozuntuların yazdıkları metinlerdir. Böyle Türkçe olur mu. Doğu Perinçek'in hangi yazısında böyle saçmalıklar, Türkçe pespayelikleri bulabilirsiniz?” dedi.


“Atatürk döneminde derin devlet yoktu”

Tuncay Güney'in yalan söylediğini, Güney'le hiç görüşmediğini söyleyen Perinçek, Güney'in Fethullah Gülen ile içli dışlı olduğunu söyledi. Yagıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın derin devlet konusundaki bir yazısını eleştiren Perinçek, “Atatürk ve İttihat Terakki döneminde derin devlet yoktu. Hükümet vardı. Derin devlet NATO döneminde, Amerika'nın Türkiye'yi yönetmesi için oluşturuldu. Vural Savaş araştırma yapmadan yazmış” dedi.


“Eymür CIA MOSSAD adına beni takip etti”

Örgüte ait dokumanlar arasındaki “Fabrikatör” adlı belgenin baştan sona kendisine ve İP'e düşmanlıkla dolu olduğunu söyleyen Perinçek, belgenin, eski MİT'çi Mehmet Eymür’ün kendisine karşı yazdığı Analiz ve Sentez adlı kitaplarından alındığını belirtti. Eymür'ün kendisini CIA ve MOSSAD'dan aldığı görevle takip ettiğini iddia eden Perinçek, şöyle konuştu: “Eymür Filistin'deki kampta bulunan 11 arkadaşımızı İsrail'e ihbar etti ve öldürttü. Bunu MİT'in üçüncü adamı anılarında söylüyor. Orada Cengiz Çandar da vardı. Şimdi Amerikan imparatorluğu diye kitaplar yazıyor. Çandar kamptan ayrıldıktan iki gün sonra İsrail baskın düzenledi.Kızıldere'de Mahir Çayanları sağ ele geçirebilecekken kim öldürttü. Eymür övünüyor. Ben öldürttüm diyor”


“Ergenekon bana düşman”

Fabrikatör belgesine göre savcıların kendisini tutuklamaması gerektiğini kaydeden Perinçek, “Hani Doğu Perinçek örgütün önder kadrosundaydı? Burada yazılanlara göre demek ki Doğu Perinçek söze örgütün baş düşmanı. Demek ki Perinçek lider değil. Alçakça bir iş o. Ben İP lideriyim.Bu belgeleri görüp hala beni tahliye etmeyecek misiniz?” dedi. Kemalist olmamakla suçlandığına da dikkat çeken Perinçek, kendi hazırladığı “Atatürk'ün Bütün Eserleri” adlı kitabı mahkemeye sundu. Bu eserleri hazırlamak için 40 yılını verdiğini söyleyen Perinçek, “Bunları devlet ya da ordu, üniversiteler yapmadı. Kolay bir iş değil. Atatürk'ü devrimci olmayan. NATO'ya giren, Atlantik Paktı'nın içinde yer alan anlayamaz. Bati ittifakına girerek Ata'nın vasiyetini çiğnediler. Türk devrimi, Batı emperyalizmine karşı 200 yıl süren savaştır” diye konuştu. Dünyada neoliberalizmin çöktüğünü, Atatürk, Mao, Lenin gibi liderlerin devletçilik ideolojilerinin gündeme geldiğini söyleyen Perinçek, Çin'den maddi yardım aldığı yönündeki iddiaları reddederek, hiçbir yabancı devletten para almayacağını kaydetti.


Ulusal Medya-Cumhuriyet

İddianameye “Ergenekon Örgütünün” belgeleri olarak konulan “Ulusal Medya 2001, Cumhuriyet” belgesine dayanlarak kendisinin yanı sıra Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, Gürbüz Çapan, Ferit İlsever ve eski genelkurmay başkanlarından Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun suçlandığına dikkat çeken Perinçek, çelişkileri şöyle vurguladı: “Bu belgede Doğu Perinçek’e ve İlhan Selçuk düşmanca suçlanıyor, Ulusal Kanal ve Aydınlık'a ameliyat yapılarak ele geçirilmesi öngörülüyor, Cumhuriyet Gazetesi'nin ele geçirilmesi planlanıyor. Perinçek ve İlhan Selçuk'u hedef tahtasına yerleştiren bu belge ile nasıl Doğu Perinçek ve İlhan Selçuk suçlanabilir? 2000 ve 2001 yılında sözde Ergenekon Örgütünün hedef aldığı Perinçek ve İlhan Selçuk, iddianameye göre, sözde örgütün yayın ve tasarım bölümünü yönetiyorlar. Oysa sözde örgütün yayınları, yayın bölümü liderlerinin kuyusunu kazıyor.”



Psikolojik savaş

“Ulusal Medya 2001 Cumhuriyet” belgesinde Cumhuriyet Gazetesin'nin kurucusu Yunus Nadi'nin Nazilikle suçlayan yazılar olduğuna dikkat çeken Perinçek şöyle devam etti: “Cumhuriye Gazetesi'ne psikolojik savaş için bu belgeleri yazmışlar, yazdırıyorlar. Türk devrimcileri suçlanıyor. Bir suç yaratıp ne olursa olsun Cumhuriyet Gazetesi'ni de o suçun içine koymak istiyorlar. İlhan Selçuk'a karşı psikolojik savaş belgesi yazılmış. Bu belge İlhan Selçuk düşmanı.”


Atatürkçü dayanışma

Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Veli Küçük'ün talimatıyla Cumhuriyet Gazetesi'ni ele geçirmeye çalıştığı iddialarına da yanıt veren Perinçek “Ben İP Genel Başkanı'yım kimseden talimat almam. İlhan Selçuk ve Gürbüz Çapan benim dostumdur. Aramızda yalak oyunları yoktur. Onlar kendi aralarındaki Bizans oyunlarıyla bize karşı savaş açmışlar. Benim Cumhuriyet'i ele geçirmek gibi bir amacım ve imkanım da yok. Ulusal Kanal 1994'te kuruldu ve Cumhuriyet ile her zaman Atatürk devrimlerini birlikte nasıl savunabiliriz şeklinde görüşmeler olmuştur. İlan takasları ve dayanışmamız hala vardır.”



Türk-Kürt birlikte

İddianamede Türk ve Kürdü Birlikte Örgütleme belgesinin ve Milli Hükümet önerilerinin suç kanıtı olarak yer aldığını anlatan Perinçek bu bölümde savunmasını salonda bulunan ekranlardan görüntüler eşliğinde sundu. 5 Temmuz 2007'de partisinin Milli Hükümet'nin bakanlarını tanıttığı toplantı görüntüleri ekrana yansıtıldı. 1970'lerden bu yana Türkiye'yi birleştirecek biricik tek partini İşçi Partisi olduğunu söyleyen Perinçek “Türkiye'nin Kürtlerini ayılara, kurtlara kaptırmayacağız. Şiddetle değil, halkı kazanarak Kürt halkını PKK'ye vermeyeceğiz. ABD Güneydoğu'yu tarikatçılar ve bölücülere vermek istiyor. Tarikat, cemaat ve PKK arasında seçim yapılacak” dedi.


Gözyaşları

Perinçek, İşçi Partisi'nin 1997'de, 2007'de Diyarbakır'da, Van'da, Malatya'da, Diyarbakır'ın ilçesi Bismil'de binlerce kişinin Türk bayraklarıyla katıldığı mitingler düzenlediğini görüntüler eşliğinde anlattı.Perinçek “İşte Kürtler, ellerinde traktörlerinde Türk bayrakları. İşte Bismil. Çok yoksullar ama o kadar ince düşünceliler ki. Türk bayrağı yıkılmasın diye çimento almışlar, oraya saplamışlar” diye konuşurken gözyaşlarına boğuldu. Konuşmasını bir süre hıçkırarak sürdüren Perinçek “Kürtçe konuşsunlar, şarkı söylesinler. Bunu biz söylediğimizde içeri atıyorlardı. Şimdi Kürtlere Türkan Şoray filmini Kürtçe gösteriyorlar. PKK Kongreleri Türkçe yapılıyor”


SPK uzmanıyım

Kendisini Siyasi Partiler Kanunu uzmanı olduğun anlatan ve bu konudaki kitabını Mahkeme heyeti ve iddia makamına sunan Perinçek, İşçi Partiler yöneticilerinin Tuncay Güney'in mülakatı ve bir çuval belgesiyle suçlandığnı ancak diğer bütün belgelerin partisinin programları ve faaliyetleri ile ilgili olduğunu anlattı. Perinçek “Kapatma nedenleriyle örtüşen suçlamaların değerlendirilmesi öncelikle Anayasa Mahkemesi’nin yetkisindedir. O nedenle bekletici ön mesele olarak kabul edilmesi hukuki zorunluluktur.” dedi.