Fahrettin Altun: Yıpratma kampanyalarına prim vermeyeceğiz

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, ‘Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanlığı’nın kurulmasına yönelik gelen eleştirilere, “Türkiye'ye karşı yürütülen yıpratma savaşını benimsiyorsanız, farklı ideolojik saiklerle size uygun geliyorsa tabi ki bu adımdan rahatsızlık duyarsınız. Bunu bir yıpratma kampanyası olarak değerlendiriyorum. Bugüne kadar prim vermediğimi düşünüyorum” dedi.

26 Eylül 2020 Cumartesi, 13:26
Fahrettin Altun: Yıpratma kampanyalarına prim vermeyeceğiz
Abone Ol google-news

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, CNN Türk'te yayınlanan Hakan Çelik ile Hafta Sonu programına konuk oldu.

Altun'un, Türkiye'nin iletişim stratejisi, İletişim Başkanlığı'nın çalışmaları ve gündeme ilişkin açıklamalarından satırbaşları şu şekilde: 

“TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR ÇAĞI ATLAMIŞTIR

İletişim Başkanlığı esasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kurulan bir kurum. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte Türkiye önemli bir çağı atlamıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte Türkiye'nin yeni dönemde hem içeride, hem dışarıda hükümetinin imkan ve kabiliyetleri artmıştır. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün işlevlerini tümünü devralan bir kurum. Yeni olmakla beraber bir geleneği sürdüren bir kurumdan bahsediyoruz.

“TÜRKİYE MARKASINI GÜÇLENDİRİYORUZ”

Başkanlığın yaptığı en önemli fonksiyon nedir diye sorarsanız vereceğim cevap şudur. Biz Türkiye markasını daha da güçlendirmek, Türkiye'nin itibarını daha da artırmak için fonksiyon icra ediyoruz. Bu anlamda kamu diplomasisinin imkan ve tekniklerini kullanarak Türkiye'nin dünyadaki yerini dünya halklarına anlatmaya çalışıyoruz.

“KARA PROPAGANDA GİRİŞİMLERİNE KARŞI MÜCADELE”

Türkiye'ye karşı kara propaganda girişimlerine karşı mücadele etmek bizim önemli bir fonksiyonumuz. Diğer taraftan tabi ki bize yüklenen fonksiyonlardan bir tanesi de devlet ve millet arasındaki iletişimi daha nitelikli hale getirmek. Halkımızın taleplerini, hükümetlerimizin ilgili organlarına ulaştırma noktasında ciddi bir fonksiyon üstlenmeye çalışıyoruz.

“CUMHURBAŞKANIMIZ BU KONUDA HASSASTIR”

Bu şeffaflık, diğer taraftan özellikle katılımcı demokrasi vurgusunu yapmamın nedeni de bu. Nihayetinde bu bizim için sadece bireysel başvuruların alındığı bir platform değil. Gerçek anlamda milletimizin bizi nasıl gördüğüyle ilgili bir veri bütünü. Ve bu verinin analizi üzerinden hangi alanlara daha fazla yoğunlaşmak gerektiği, hangi adımların atılması gerektiğiyle alakalı bizim önümüze rehber çıkıyor. Cumhurbaşkanımız bu konuda hassastır.

Kritik süreçlerde hükümetimizin yaklaşımının ne olduğu, yaşanan herhangi bir sorun ya da açıklanacak önemli bir gelişme kurumumuzun uhdesinde olan bir girişimdir. Bu bütün açıklamaları İletişim Başkanlığı'nın yapacağı anlamına gelmez. Bu yönüyle de bakanlıklarımız, başkanlıklarımız, ofislerimiz, politika kurullarımız bu anlamda oldukça güçlü şekilde varlıklarını sürdüren kurumlar, kuruluşlar.

Fakat yeni hükümet sistemiyle birlikte, Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bu sürecin bir eşgüdüm içerisinde ilerlemesi imkanı olmuş oldu. Biz kolaylaştırıcı, koordinasyon vazifesi gören bir kurumuz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle hedeflenen şey, çoğulcu bir mantığı bir söylem etrafında kamuoyuyla paylaşmaktır.

TÜRKİYE'NİN STRATEJİK POZİSYONUNA KARŞI ATILMIŞ ADIMLAR...

2013 Gezi kalkışması; Türkiye'nin yürüyüşünü engellemeye dönük bir girişimdir. 17-25 Aralık kumpas girişimi, 6-8 Ekim olayları... Benzer şekilde DEAŞ'ın PKK'nın Fetullahçı terör örgütünün bir araya gelerek ortak hareket edip ardı ardına terör faaliyetine girmesi bunun yansımasıdır. 15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye'nin stratejik pozisyonuna karşı atılmış bir adımdır.

Bu mahfiller hala varlar, Türkiye'ye karşı pozisyonlarını sürdürmeye gayret ediyorlar. Ellerindeki yürüttükleri mücadele Türkiye'ye karşı bir olumsuz iletişim enformasyon savaşı üretmek ve yürütmek. Kara propaganda faaliyetleri yürütmek. Şimdi bunlara karşı elbette bizim bir mücadele zorunluluğumuz var. Bu tepkisel bir mücadele olamaz, proaktif bir mücadele olması gerekir. Stratejik İletişim ve Kriz Dairesi, uluslararası alanda Türkiye'ye karşı yürütülen bu kara propaganda savaşına karşı faaliyet yürütmek üzere konumlandırılmıştır.

Bu faaliyeti yürütenlerin işbirlikçilerinin net olarak tespit edilmesi ve devlet adına mücadele etmesi için kurulmuş bir yapıdır. Bu ülkemizi güçlendirecek bir adımdır.

Buradan farklı anlamlar çıkartmak, bundan rahatsızlık duymak; iyi niyetliyseniz anlamlı değil. Ama diğer taraftan Türkiye'ye karşı yürütülen yıpratma savaşını benimsiyorsanız, farklı ideolojik saiklerle size uygun geliyorsa tabi ki bu adımdan rahatsızlık duyarsınız.

NEDEN ELEŞTİRİ GELDİ?

Onlara sormak lazım niye böyle bir eleştiri süreci içinde olduklarını. Fakat bizim durduğumuz yerde mesele çok açık ve net. Böyle bir yapı, böyle bir daire başkanlığı her şeyden önce ülkemizin beşinci kol faaliyeti yapılabilen bir ülke olmadığını ortaya koyan ve bu anlamda da ülkemizde herhangi bir şekilde farklı meslek adları altında, farklı ülkelerin nüfus ajanlığı yapılabilen bir ülke olmadığını gösteren bir yapıdan bahsediyoruz.

Biz bu yapıyı şeffaf bir şekilde hayata geçirdiğimizde, gizli saklı bir yapılanmadan bahsetmiyoruz. Doğrudan bir psikolojik harekat, harp yapılacağı gibi söylemlerle kamuoyunu yanıltmaya çalışanlar şunu ifade ediyorlar aslında. "Biz uzun yıllar 2002 öncesinde Türkiye'ye halka karşı psikolojik harekat yapılan bir kültürün içinden geliyoruz" Bu, bunların bir itirafıdır. "Psikolojik harekat kültürü bu dönemde yeniden gündeme geliyor" diye bir iddiada bulunuyorlar. Bunun böyle olmadığını kendileri de biliyorlar.

Burada medya alanında yürüyen bir faaliyet var. Biz de kamu otoritesi olarak faaliyet göstermek zorundayız. Biz ancak ve ancak gurur duyabiliriz.

“YIPRATMA KAMPANYALARINA PRİM VERMEYECEĞİZ”

Eleştiri çok kıymetli bir şeydir. Ben kendi meslek hayatım boyunca eleştirilerden çok istifade ettim. Ben akademisyenim, tezler yazdım, tezler yönettim. Ve bu süreçte eleştirel aklın ne olduğuna çeşitli dönemlerde bizatihi tanıklık ettim. Siyasette de eleştiri çok kıymetli bir şeydir. Fakat gelin görün ki, eleştiri bu kıymetiyle her şeyden önce hakaretten ayrıştırılması gereken de bir şeydir. Sistematik yalan kampanyalarından da arındırılması gereken bir şeydir. Ben nitelikli eleştirilerle de karşı karşıya kaldım. Bunun karşısında teşekkür ettim ve bu noktada tadil edilecek bir şey varsa tadil ettim.

Fakat, bir kere sayın Cumhurbaşkanımızın kurumumuza çizdiği hedefler, bu doğrultuda ulaşmaya çalıştığımız idealler uğruna gayret sarf ederken, burada mesnetsiz iddialarla, yalanlarla muhatap olduğunuzda bunu eleştiri olarak görmeniz mümkün değil. Bunu bir yıpratma kampanyası olarak değerlendiriyorum. Bugüne kadar primi vermediğimi düşünüyorum.

KURUMA YÖNELİK MESNETSİZ İDDİALAR

Özel hayatımızla alakalı olarak hiçbir şekilde olmaması gereken müdahalelerin yapılmaya çalışıldığını, bir yıpratma savaşına muhatap olduğumuzu da bütün kamuoyu gördü. Ben bugüne kadar hiçbir açıklama yapmadım, kamuoyunu hiçbir şekilde meşgul etmedim. Ama gel gelelim kurumumuza ilişkin yapılan mesnetsiz iddialar söz konusu olduğunda, tabi ki kurumumuz açıklamalar yaptı. Bundan dolayı da adeta kamuoyunu, çok daha kritik meseleler varken meşgul ettiğimiz için üzülmüş oldum.

Açık ve net ifade ediyorum. Bizim işimiz ülkemizin tanıtımını yapmaktır. Bizim işimiz milletimizin söylem birliğini tesis etmektir.