Faik Öztrak'tan Şentop'a sert tepki: Siz kimsiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) basın sözcüsü Faik Öztrak, bugün (2 Nisan 2021) gündeme dair açıklamalarda bulundu. Öztrak, TBMM'de reddedilen güvenlik soruşturması teklifi ile ilgili Meclis Başkanı Şentop'un CHP'li Özel'e yönelik kullandığı "Seviyeyi düşürmek istemem ama pişman ederim" ifadesini hatırlatarak, "Siz kimsiniz de milletin seçtiği vekilleri tehdit ediyorsunuz? Ateş olsanız cürmünüz kadar yer yakarsınız. Siz gidin, sizin ağababanız karşımıza gelsin. İşgal ettiğiniz o koltuğun ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Kayyım başkan o koltuğun sorumluluğunu taşıyamamıştır. Maalesef o koltuğu kirletmiştir" diyerek tepki gösterdi.

02 Nisan 2021 Cuma, 15:19
Faik Öztrak'tan Şentop'a sert tepki: Siz kimsiniz?
Abone Ol google-news

Öztrak'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

"Bugün “Dünya Otizm Farkındalık Günü”. Otizm eksiklik değil, farklılıktır. Otizmin farkındayız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Otizmli evlatlarımızın ve ailelerinin her zaman yanındayız. Yanlarında olmaya devam edeceğiz. Yine bugün kıymetli edebiyatçımız Sabahattin Ali’nin katledilişinin üzerinden 73 yıl geçti. Kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz. Eserleriyle gönüllerde yaşamaya devam ediyor. 

"İKTİDAR MECLİS İRADESİNİ TANIMADI"

Tek adam vesayet rejimi, kapkara bir vesayet perdesiyle, ülkemizin ufkunu karartıyor. Bu ucube rejimin ortakları için artık, “Yasadışı” diye bir mevhum yok. Çünkü ülkede uydukları yasa yok. Anayasa yok. Milletimiz kendisinden desteğini çektikçe, Erdoğan’ın şahsım hükümeti, Her gün biraz daha çamura yatıyor. Her gün biraz daha mızıyor.

Neredeyse milli iradenin tecelligahı olan, Gazi Meclisimizi kapatacaklar. Dün meclis iradesine karşı çok büyük bir darbe yaptılar. Darbe sadece tankla, tüfekle, uçakla olmaz. Darbe; otokratlara kayyımlık yapan, otokratların büro elemanlığına soyunan, itaatkar, sözde hukukçular eliyle de yapılır. Ülkemizdeki otokratlaşma sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak Saray'ın gördüğü ve Saray'a güvenlik soruşturması yapması yetkisini veren, devlette kadrolaşmanın önünü açan, milletin fişlenmesine izin veren yasa teklifi Çarşamba günü mecliste reddedildi. 

Meclis iç tüzüğüne göre bu teklifin 1 yıl gündeme alınmaması gerekiyordu. Ama Saray'ın kibirlisi yine kural tanımadı. Yine çamura yattı. Kendi iradesini meclisin iradesinin önüne koydu. Kayyım meclis başkanını devreye soktu. Meclisin reddettiği teklifi iç tüzüğe rağmen yeniden görüşülmek üzere ertesi gün gündeme aldı. Gerekçe oylamada hata olması. Oysa oylamada hata olmadığını milletimiz açık seçik gördü. AK Parti milletvekilleri oylamaya katılmadı. Oylamaya katılmamaları belki de vicdanı bir tavırdı. Belki de Saray'a karşı bir baş kaldırıydı. Soruşturacaklar. 

Sayın Erdoğan, meclis iradesine darbe ile uğraşacağına partisindeki ak ve kara koyunları bulsun. Milletvekillerinin sesine kulak versin. Genel Kurul'da yeterli sayıda AK Partili milletvekili sayısının neden bulunmadığını bir araştırsın. Saray'ın dayattığı yasa teklifini AK Partili vekillerin neden sahipsiz bıraktığını bir düşünsün. Bizim milletvekillerimiz ve diğer partilerin milletvekilleri görevlerini yaptılar. Tertemiz oylarıyla reddettiler. 2015'de genel seçimi beğenmeyip seçimi yeniletenler, 2019'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kaybence mızıkçılık yapanlar, hatalarından hiç ders almıyorlar. Dün de milletin seçtiği milletvekillerinin iradesini yok saydılar. Yine çamura yattılar.

"ŞENTOP'A 'PİŞMAN EDERİM' TEPKİSİ: SİZ KİMSİNİZ?"

 

Bir sözümüz de TBMM Başkanı'na; 'pişman ederim' diyerek, milletimizin vekillerini tehdit etme cüretini kimden alıyorsunuz? Siz kimsiniz de milletin seçtiği vekilleri tehdit ediyorsunuz? Ateş olsanız cürmünüz kadar yer yakarsınız. Siz gidin, sizin ağababanız karşımıza gelsin. İşgal ettiğiniz o koltuğun ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Kurtuluş Savaş'ının en zor günlerinde bile Gazi Mustafa Kemal Atatürk, TBMM'nin üzerine titremiştir. Meclisin hakkını, hukukunu her şeyin üstünde tutmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, en zor anlarda bile milletvekilerine saygıda en ufak bir kusur etmemiştir. O oturduğunuz koltuğun böyle bir sorumluluğu ve ağırlığı vardır. Ancak kayyım başkan o koltuğun sorumluluğunu taşıyamamıştır. Maalesef o koltuğu kirletmiştir.

BAHÇELİ'NİN "AYM KAPATILSIN" ÇAĞRISI

Saray'ın sadık bekçisinin yaptığı "Anayasa Mahkemesi kapatılsın" çağrısını nereye koyacağız? Bu hastalıklı beyinlerde ne millete, ne milli iradeye, ne de milli olan herhangi bir değere yer yoktur. İstiyorlar ki; Türkiye'nin kapısına kilidi vuralım, anahtarı da Saray'ın bekçisine teslim edelim. Bu zihniyetle, bu anlayışla anayasa tartışmaya kalkıyorlar. Bu olabilir mi? Mümkün değil. 

EKONOMİ YÖNETİMİNDEKİ KRİZ

19 Mart'tan bu yana dolar kurunda 80 kuruş civarında artış oldu. 15 gün içinde dış borcumuzun TL karşılığını 352 milyar artırdı. Şimdi bu gelen ilave borç yükünü 24 milyon 257 bin aileye bölüştürsek, her bir ailenin omzuna 14 bin 500 lira ilave borç yüklenmiş olur. Bunu bir de kayınpeder ve damadın işledikleri içeriden döviz ve altınla borçlanma günahının kefareti olan, aile başına bin 210 liralık yükü de eklersek, şahsım hükümetinin kibirlerinin her bir ailemize faturası 15 bin 710 liraya çıkıyor. 

SALGIN YÖNETİMİ

Peki, Erdoğan şahsım hükümeti, Tüm pandemi boyunca, Ailelerimize ne kadar destek verdi? 6 milyon 600 bin aileye, vere vere, aile başına bin lira verebildi. O da bir seferlik. Beceriksizliğin, sorumsuzluğun, Keyfiliğin iki haftalık maliyetine bakar mısınız? 6 milyon 600 bin aileye, sadece “bin lira” verebilen Saray hükümeti kapris ve kibir nedeniyle iki haftada, 24 milyon ailenin omzuna, 15 bin 710 lira yük yükledi. Yarın bir gün hızlanacak zam dalgasıyla da, Milletin cebindeki yangın büyüyecek. Tüm bu yaşananlara bakınca, Rahmetli Alparslan Türkeş’e atfedilen şu sözleri, Anımsamamak elde değil: “Beceriksizlikle ihanet arasında kıldan ince bir çizgi vardır.

AYVATOĞLU TEPKİSİ

Beceremediğin halde makam ve mevki işgal etmek, En büyük ihanettir.” Bu vesileyle Sayın Türkeş’i, İki gün sonra gelecek vefatının 24. Yıl dönümü münasebetiyle, Rahmetle anıyoruz. Milletimiz kibir ittifakının ne yaptığını görüyor. Bunlara notunu veriyor Bunlardan kurtulup evlerine göndermek için, sandık bir an evvel gelsin diye feryat ediyor Milletimiz, kendi evladı asgari ücretle iş bulamazken, Saray beslemelerinin, danışmanlarının çifter çifter maaşla, abat olduğuna şahit oluyor. Millet evine bir kilo toz şeker götüremezken, Saray beslemelerinin lüks arabalarda, burnuna çektiği pudra şekerlerine bakıp, tiksiniyor.

Milletimiz haklı olarak soruyor: “Büro elemanları bunları götürüyorsa, Büronun asıl sahipleri acaba neleri götürüyor? Bu değirmenin suyu nerelerden geliyor?” diye soruyor. 19 yıl önce milletten emaneti isterken, Harun olacağız diyenler, bugün Karun oldular. Mücahit olacağız diyenler, bugün müteahhit oldular. Ömerleri bulacağız diyenler, Bula bula Pudra Şekerci Kürşatları buldular. Ve bu çürümenin muhatapları Saraylarından milletin sesini artık duymuyor. Milletin halini görmüyor. Çünkü bunlar milleti unuttular.

"ESNAF KARA KARA DÜŞÜNÜYOR"

Esnaflarımız mübarek Ramazan ayında, Bu kesilen faturanın altından nasıl kalkacaklarını düşünüyor. Esnaf Ramazan ayında kapanmanın endişesini yaşıyor. Dert çok, destek yok… Çankırılı bir esnafımız haykırıyor: “Kira var, vergi var, esnaflıkta her şey masraf. Destek diyor ama hiçbir şeyi silmiyor. Her şey kara kaplı deftere yazılıyor.

İki elemanım vardı, ikisini de göndermek zorunda kaldım.” Kafe işleten bir esnafımız; “Esnaf küçük, sıkıntı büyük” diyor. Çiğ köfte satan bir esnafımız; “Çorba kaynamıyor. Ülkeyi kapatın, bana bakın. Kongrelerde bulaşmayan virüs benim masamda mı bulaşıyor. Sigortamı ödeyemiyorum. Son bir yılda kaybettiğimi söylesem, dudağınız uçuklar” diyor. Bir başka lokantacı esnafımız; “Kongre salonları lebalep doldu, Olan lokantacıya oldu” diye şikâyet ediyor.

Mübarek Ramazan ayı gelmeden, Kara kara düşünen bir başka kesim ise işçilerimiz. 1 milyon 300 bin emekçimizin kısa çalışma ödeneği, Dünden itibaren sona erdi. 1 milyon 300 bin emekçimizin çoğu ücretsiz izinli olarak, Günde 47 liraya talim edecek. Halen ücretsiz izinli 751 bin çalışanımızla beraber, Yaklaşık 2 milyon işçimiz, Aileleriyle beraber, Asgari ücretin yarısı kadar bir ücretle, Ramazan ayını geçirmeye çalışacak. Bu nasıl bir haktır? Nasıl bir hukuktur? Yandaşa gelince para çok, Millete gelince para yok. İşsizlik Sigortasında para mı yok? Hayır, var. 2021 Şubat ayı itibariyle Fon’da 98 milyar lira para var. Bu para kimin parası? İşçinin parası. İşçilerimizin kendi parasını işçiden saklayan bir hükümet var. Allah aşkına! Bu para bugün kullanılmayacaksa, Ne zaman kullanılacak? Mübarek

Konuşması gerekenler susuyor, Onun dışında, ağzı olan herkes konuşuyor. Sarayın kerameti kendilerinden menkul danışmanları, Yeniden zuhur etti. Ekran ekran gezip, Kafaları daha da karıştırıyorlar. Ülke böyle mi yönetilir? Dün salgında vaka sayısı ilk kez 40 bini aştı. Yeni vaka sayısında Avrupa ikincisiyiz.

Dünyada ise dördüncüyüz salgında dünyanın yeni merkez üslerinden biri olduk. Bunun vebali, Salgını yönetemeyen, Lebalep kongreler yapıp bir de hava atan, AK Parti Genel Başkanı’nın boynundadır. Şimdi parti, salgına yakalanan üyelerine, sansür uygulama kararı almış. Salgına yakalanan AK Partililere, sosyal medyadan bunu duyurmama talimatı gitmiş. Allah’ın bildiğini, Kuldan saklayamazsınız. Lebalep kongrelerin salgın ateşine benzin dökeceğini, Mısır’daki sağır sultan bile duymuştu. sansürle, Bunu saklayabileceğinizi mi zannediyorsunuz?

ERKEN SEÇİM AÇIKLAMASI

Anadolu'yu ve Trakya'yı geziyoruz. Milletimizin olan bitenler nedeniyle sabrının tükendiğini görüyoruz. Milletimiz iktidarın Türkiye'yi yönetemediğini görüyor. İstanbul seçimlerinden sonra sorulduğunda şunu söylemiştim; genel başkanımız yarından itibaren seçim olacak gibi çalışmıştı. Yarından itibaren seçim olacakmış gibi çalışıyoruz.