Faiz tüketicinin belini bükecek

Merkez Bankası’nın faizi yükseltmesi geç alınmış bir karar olarak yorumlanıyor. MB’nin kararı bankaların borçlanma maliyetini artırırken, bu durum tüketici kredi faizlerine de yansıyacak. Faiz artırımları tüketici ve şirketlere yük olarak geri dönecek. Ağır borç yükü altındaki tüketici, daha yüksek faizle borçlanacak. Tüketim ise ötelenecek.

31 Mayıs 2018 Perşembe, 20:57
Abone Ol google-news

Merkez Bankası politika faizini, yüzde 16.5’e, gecelik faiz yüzde 18’e, geç likidite penceresi faizi de yüze 19.5 düzeyine kadar yükseltti. Faiz artırımında hızlı karar alınamaması nedeniyle daha yüksek bir artırıma ihtiyaç duyulduğu eleştirileri sürerken, Merkez Bankası’nın faiz artırımları tüketici ve şirketlere yük olarak geri dönecek, bu da büyümeyi olumsuz etkileyecek.

Merkez Bankası dolar/TL 4.9230 ile tarihi zirveyi görene kadar faiz artırımı yapmaktan kaçınmış bu da piyasalarda, her fırsatta düşük faiz politikasını desteklediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın banka üzerinde etkili olduğu izlenimini yaratmıştı.

Konut kredileri

Faizin yükseltilmesi kurlardaki artışı şimdilik dizginlese de ekonomiye başka maliyetler yükleyecek. Politika faizindeki 300 baz puanlık artışın mevduat faizlerine yansımaya başladığı ancak henüz tabelalara yansımadığı konuşuluyor. Diğer yandan karar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla özellikle konut kredisi, tüketici ve KOBİ kredisi faizlerini aşağıya çekmeye yönelen banka sisteminde de politika değişikliğine yol açacak. Bankalar daha yüksek faizden borçlanacağından bu kredi faizlerine yansıyacak. Bundan önceki uygulamalar, faizdeki değişikliklerin en hızlı yansıdığı kredi türünün konut kredileri olduğunu gösteriyor.

Tepeden tırnağa

GCM Menkul Kıymetler Araştırma Uzmanı Enver Erkan, gazetemize yaptığı değerlendirmede, “Merkez Bankası’nın faiz artırımları mevduat maliyetleri ve bunun üzerinden kredi faizlerine yansıyacak. Ancak bu durumdan kredi kullanan vatandaş da, kullanmayan vatandaş da etkilenecek. TL mevduat maliyetlerindeki artış son tüketiciye kredi faizlerinde artış olarak yansıyacağından kredi büyüme hızı yavaşlayabilir. Kredi faizlerindeki artış tüketimin ötelenmesine neden olacaktır, özellikle beyaz eşya, otomotiv, kişisel tüketim gibi sektörler bundan etkilenebilir. Tüketimin ötelenmesi iç talebi ve hanehalkı harcamalarını azaltacağı için büyümenin de traşlanmasına neden olabilir” dedi.

Vatandaş da şirketler de borçlu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine hem şirketler hem de tüketici ağır borç yükü altında eziliyor. Kurumun nisan ayı verileri bankalardan alınan kredilerin toplamda 2 trilyon 239 milyar lirayı bulduğunu gösteriyor. Bunun 1 trilyon 488 milyar 595 milyon lirasını TL, 750 milyar 412 milyon lirasını yabancı para cinsinden krediler oluşturuyor. Kredilerin yüzde 67’si TL cinsinden. Kredilerin 594 milyon liralık kısmı ise kısa vadeli. İhracat kredilerinin 27.2 milyar lirası TL, 88.7 milyar lirası yabancı para cinsinden. Toplam 709 milyar liralık işletme kredisi kullandırılmış.

Şirketlere maliyeti 33 milyar lira

Şirketler de kredi ile döndüğü için faiz oranlarındaki artışın şirketlerin faiz maliyetlerini artıracağına dikkat çeken Erkan “Faiz artmadan önce 1 birim olan faiz ödemeleri 1+x birim şeklinde artacak. Bu kaynak yatırım veya istihdama yöneltileceği yerde, faiz ödemelerine gidecek. Dolayısıyla, birincisi şirketlerin yatırımları ve büyümeleri yavaşlayacağı gibi, yeni istihdama da daha az kaynak ayırmaları, belki de ayıramamaları söz konusu olacak. Yeni işe alımların yavaşlaması, özellikle işsizlik oranında artış şeklinde yansıma bulabilir” yorumunda bulundu. Erkan şöyle devam etti: “Her 100 baz puan faiz artışının reel sektöre getirdiği yük yaklaşık 10-10.5 milyar TL 300 baz puan faiz artışı yapıldı, sadeleşme kapsamında teorik faiz artışı yapıldı ve mayıs enflasyonu yüksek gelirse yaklaşık 100 baz puan kadar daha faiz artışı yapılma ihtimali var. Şu ana kadar reel sektör için 30 ila 33 milyar TL’lik ek faiz maliyetinden bahsedilebilir. Bu faiz yükü arttıkça şirketler de istihdam azaltma veya yeni istihdam artışına gitmeme seçeneğini değerlendirebilir.”