Felsefe yoluyla mutluluk

Hasta olan sağlığın, yoksul olan zenginliğin, kendi bilgisizliklerinin farkında olanlarınsa bilginin mutluluk olduğunu zanneder.

20 Şubat 2021 Cumartesi, 16:00
Felsefe yoluyla mutluluk
Abone Ol google-news

Alper Hasanoğlu, Cumhuriyet Cumartesi eki için yazdı.

Aristoteles ister sıradan olsun ister seçkin, insanın bütün yapıp ettiklerinin mutlu olmak için olduğunu söyler. Ama mutluluktan insanların farklı şeyler algıladıklarını ve çoğu insanın haz, zenginlik ve / ya da onuru mutluluk zannettiğini, bunların da insanı mutluluğa götürmeyeceğini ifade eder. Hatta aynı kişinin farklı koşullarda başka başka şeyleri mutluluk olarak algılayabileceğini de ekler. Hasta olan sağlığın, yoksul olan zenginliğin, kendi bilgisizliklerinin farkında olanlarınsa bilginin mutluluk olduğunu zanneder. Hatta erdemin bile mutluluğun kendisi olmadığını özellikle belirtir – oysa Sokrates en yüce erdem olan iyinin insanı mutluluğa götüreceğini söylemiştir. 

Mutlulukla ilgili bu satırları nerede mi yazıyor Aristoteles? ‘Nikomachos’a Etik’ adlı – Nichomachos oğlunun adıdır – etik üzerine yazdığı eserinde. Bugün bunları okumak, kitapçı raflarındaki mutlu olmamızın yollarını tarif ettiğini iddia eden kişisel gelişim kitaplarına azıcık aşinaysanız size de şaşırtıcı gelebilir. Etik ve mutluluk… ne ilgisi var? 

Aristoteles mutluluğun tanımına girmeden önce insanın ‘işi’ni sorgular – ya da işlevini, eski Yunancası ergon, ergonomi kelimesi bu sözcükten gelir. Elin işi tutmak, ayağın işi yürümektir, peki insanın işi nedir diye sorar. Yaşamak desek, bitkilerin de yaptığı bir şey bu, insanı bitkilerden ayıran bir özellik olarak duyulardan bahsetsek, buna hayvanlar da sahip. O zaman insanı diğer canlılardan ayırması gereken özellik olarak elimizde yalnızca akıl kalıyor. “İyi durumda olmak ve iyi yaşamak, yani mutlu olmak için etkin bir şekilde eylem içinde olmalıdır insan,” diyor Aristoteles. Tabii ki dış koşulların da mutlu olmak için uygun olması gerektiğini unutmadan. Sevdiklerini kaybeden bir insanın – en azından belli bir süre boyunca – mutlu olmasının olanaklı olmadığını görmek gerekir. Çünkü yaşamak için yeterli destek olmadan, iyi eylemlerde bulunmak olanaksızdır ya da pek de kolay değildir. Erdemin yanında talih de gereklidir… ya da özgür bir toplum düzeni. 

Çizen: Özge Ekmekçioğlu

En çok erdemin üzerinde durur Aristoteles. İyi olmanın erdemle geleceğini söyler. Ama erdeme sahip olduğunu düşünmenin değil, onu kullanmanın iyiyi getireceğini de vurgular. Erdemli bir etkinlik içinde olmak; eylem derken bunu kasteder. Erdem bir özellik değil, eylemde bulunmaktır.

“Erdemi sevenlerin yaşamı, bir takı gibi hazza ayrıca gereksinim duymaz, hazzı kendi içinde taşır.” Ah keşke, bu sözü kulağımıza küpe yapsak da kapitalist sistemin bizi uysal tüketicilere dönüştürdüğü geç modern zamanlarda daha çok şeye sahip olmanın, bedensel haz peşinde koşmanın, bencilce gününü gün etmenin, kariyer hırsıyla yanıp tutuşmanın mutluluk getirmediğini anımsayabilsek… 

Peki mutluluk öğrenilebilir bir şey mi? Aristoteles’in buna yanıtı evettir. Erdemli olmakla ilgili sorunu olmayan herkes belli bir çabayla ona sahip olabilir. Çünkü mutluluk ruhun erdemli etkinliğidir. Öte yandan unutmamak gerekir ki, yaşam koşulları her zaman çok rahat olmayabilir, çünkü her insanın başına hayatı boyunca türlü türlü talihsizlikler gelir. O zaman talih denen şeyle ne yapacağız? Mutluluğu buna bağımlı kılmak ne kadar doğru olur? Bu nedenle, mutlu ya da mutsuz olmanın erdeme uygun etkinliklerde bulunmaktan geçtiğini özellikle belirtir Aristoteles. Ve bu erdeme dayalı etkinlik, yaşam boyu sürmeli, talihin cilvelerine de en iyi ve en uygun şekilde katlanabilmeyi başarmalıdır mutlu olmak isteyen insan. 

Büyük acılar getiren değişiklilerse, doğaldır ki elini kolunu bağlayabilir kişinin belli bir süre için. Ama bu durumda bile yüce gönüllülüğüyle çevresinde hiçbir nefret uyandırmayan, kötü bir şey yapmayan erdemli insan mutsuz olmayacaktır. Adil olan, yürekli olan, erdemli bir eylemlilik içinde olan insan iyiyi, dolayısıyla mutluluğu yaşayacaktır. Unutmamalı erdemin kendisi amaç değildir, aksine erdemin amacı mutluluktur, mutluluksa kendisinden başka hiçbir şeyi amaçlamaz. O ulaşılabilecek olan en büyük ‘iyi’dir yaşamda. 

“İnsansal erdem,” diyor Aristoteles, “Bedenin değil, ruhun erdemidir; mutluluk da ruhun bir etkinliğidir.” Peki ruh, etkinliklerine karar verirken neye dayanıyor, neye göre karar veriyor? İyiyi kötüden, erdemi erdemsizlikten nasıl ayırıyor? Burada Aristoteles’in düşüncesine göre, akıl devreye girer. 

Akıl, ruh ve bedenin ilişkileri konusunda Aristoteles’in de aklı biraz karışık ama sinirbiliminkinden daha karışık değil. Bu üçü arasındaki ilişki ve etkileşimi anlattığı satırları okurken hayranlıkla şaşkınlık arasında gidip geldim açıkçası. Sinirbilimin bugünün olanaklarıyla ancak söyleyebildiklerini 2500 yıl öncesinde etik üzerine yazdığı kitapta anlatıyor Aristoteles.  Okuyun derim…