Finalde Ege izleri

KONUK YAZAR | Suavi Yardımoğlu, Cumhuriyet'in Ege'si için yazdı...

09 Haziran 2021 Çarşamba, 15:41
Finalde Ege izleri
Abone Ol google-news

Futbolda, sevgili federasyonumuz yıllardır dürtüklenip durulan ama her dokunuşta daha kaosa düşen yabancı sayısı ile uğraşıyor. Siyasi baskılara göğüs germek adına bir apar topar ligleri tescil ediyor ki, sözünün üzerine söz söylenemeyecek birileri devreye girmesin. Küme düşme kaldırılıp ortalık yine allak bullak olmasın. 

Katarlılar ise kuru kaç lirada sabitleyelim de kulüplerin cebinden "üç - beş milyoncuk daha tırtıklayalım" derdinde. 

Amatörlere ise, aylarca bekledikten sonra "isteyen katılsın-istemeyen katılmasın" ciddiyetinde bir seçenekle, sıcağın alnı kabağında maç oynattırıp, kaderlerini 7-8 maçta belirleme fırsatı (!) sunulmuş durumda.

Basketbolda ise Avrupa'nın en büyük kupası Türkiye'ye geldi. Hem de 4 ayrı kupayı kazanma başarısını gösteren ilk kez bu mutluluğu yaşayan bir Türk antrenörün, Ergin Ataman'ın yönetiminde. 

Seveni var, sevmeyeni var. Fenerlisi var, Galatasaraylısı var. Ama realite bu. Bir Türk Antrenör ilk kez kazandı kupayı. Çorbada sadece yabancıların ve gönülden "devşirme" Larkin yanında diğerlerinin de tuzu var. Bu müthiş kadro içinde figüran olmaktan çok öteye giden, Avrupa'nın yıllanmış pivotlarına, taş gibi savunmalarına kafa tutan, rakip pota altını hallaç pamuğu gibi atan Sertaç Şanlı'sı, kritik anlardaki dokunuşlarıyla Doğuş Balbay'ı, patlamaya hazır bekleyen genç tüfekler Buğrahan Tuncer'i, Tolga Geçim'i, Erten Gazi'si ile zafer bir kollektivite ürünü...

Gelelim finale... Avrupa'nın sayılı ligleri arasında diye lanse edilen Süper ING, adına yakışmayacak, Euroleague play offer'ı Fenerbahçe adına "skandal" niteliğinde bir dengesizlik içinde geçti.

Bu kez seyircinin de rol almadığı "trajikomedya" da Efes'e deseydeniz ki (şampiyonluk için üç maçta 40 sayı gerek)  belki zorlanırdı ama atardı.

Rahatça 3-0'da biten bir seri, bir çeyrekte 7 sayı atabilen bir takım. Sahada üçlüklerini konuşturacağına, külhanbeyliğini sergileyen Milli Takım Kaptanı. Kenarda rakip şakır şakır üçlük atarken, sanki açık ara öndeymiş gibi yerleşik zone'da ısrar eden bir kere olsun Dixon'ı denemeyen, Kenan Sipahi'den "vatanı kurtarması"nı bekleyen coach... 

Bu Efes'in başarısının yanısıra basketbolumuzun düştüğü aciz durumun da göstergesiydi, adeta.

İster istemez şu soru aklımıza geldi:

Hakemlerin garip, garipten öte Efes - Fener finalini kurgulamaya yönelik olduğunu düşündüğümüz düdükleriyle itelediği, Kokoskov'lu Fenerbahçe yerine, Avrupa Şampiyonlar Ligi ikincisi, Ufuk Sarıcalı Pınar Karşıyaka çok daha fazla yakışmayacak mıydı?

Ligi bir maç dışında hiç kaybetmeyen Efes'in zaferlerle dolu göğsümüzü kabartan tarih sayfasında tek boyun büktüğü takım ise bu sezon Aliağa Petkim'i çalıştıracak olan genç coach Can Sevim'in Afyon Belediyespor'u idi. 

Finalde Ege yoktu. 

Ama Fenerbahçe'nin aciz görüntüsü konuşulurken, Efes'in istatistikleri sayılırken Ege'nin izleri vardı.

Son olarak:

Hido Başkan kupayı verirken, "Kulüplerin başarısından nemalanmak yerine onların arkasında durmayı tercih ettik" dedi.

Zaten Özilhan başkanın teşekkür konuşmasındaki; "Anadolu Efes Spor Kulübü olarak, hem ülkemizi uluslararası organizasyonlarda başarıyla temsil etmeyi sürdürme hem de altyapı çalışmalarımız ve sosyal projelerimizle Türk basketboluna ve toplumumuza değer katma yolunda var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz" sözleri durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu.

Her şeyi kulüpler yapmıştı. Bir zamanlar adında "Pilsen" olduğu için boy hedefi olan, kapanma aşamasına dahi gelen Efes şimdi yeni adıyla kahraman. 

Federasyon ise Şampiyonlar Ligi'nde şampiyonluğa giden Pınar Karşıyaka'ya, rakibi Fenerbahçe Beko da kabul ettiği halde erteleme vermiyor, genç takımla sahaya çıkmasına göz yumarak  arkasında duruyor (!)