Firari yazar Hüseyin Edemir: Adaletin kırıntısını bile çok gördüler

Dosyasına imza atan polisler, savcılar, hâkimler ve yargıtay üyeleri FETÖ’den tutuklanan Edemir’in yeniden yargılanma başvurusu Yargıtay’a gönderildi.

16 Mayıs 2017 Salı, 22:14
Abone Ol google-news

Yazar Hüseyin Edemir’in, ‘örgüt üyeliği’nden hüküm giydiği, 5 yıldır firari yaşamasına neden olan davanın yeniden açılması için yaptığı başvuru, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Mahkemenin karar vermekten kaçınmasını eleştiren Edemir, “Galip Öztürk gibi hükümete yakın ve zengin olmadığım için, Balyoz, Ergenekon sanıkları kadar önemli mevkilerde olmadığım için, Aziz Yıldırım gibi nüfuzlu ve popüler olmadığım için bana ‘adaletin’ kırıntısını çok gördüler” dedi. Edemir, ODTÜ ve Humbold Üniversitesi’nin ortak programında yüksek lisans öğrencisiydi. Nişanlandığı gün tutuklandı. DHKP-C üyeliğiyle suçlandı. Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. 1.5 yıl hapis yattı.

Aslı bulunmayan, on yıl öncesinin iki bilgisayar çıktısı nedeniyle 6 yıl 3 ay hapse mahkûm edildi. Karar, 10 Eylül 2012’de onandı. Kapatılan Zaman gazetesi ve Cihan Haber Ajansı, Edemir’in dosyasını Balyoz davasına örnek karar diye duyurdu. Edemir, o günden beri kaçak. Bu sürede, “C-84” ve “Aşağıdan” adlı iki roman yazdı. Dosyasına imza atan polisler, savcılar, hâkimler ve Yargıtay üyeleri FETÖ’den tutuklanınca yeniden yargılanma talebiyle mahkeme başvurdu. Edemir’in avukatı Hüseyin Ersöz, 20 Şubat’a yaptığı başvurusda, “Tek delilin dijital veriler olduğu ilk yargılama bu dosyadır. İlerleyen zamanlarda ‘kumpas davalarında’ FETÖ/PYD mensubu hâkimlerce kullanılmak üzere ‘emsalleştirilmeye’ çalışılmıştır.

Davanın hiçbir aşamasında bilirkişi incelemesi yaptırılmadı. Delil olarak gösterilen dijital çıktıyı raporlaştırarak savcılığa sunan Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün, FETÖ/PYD yöneticisi olmak gibi suçlardan yargılanıyor” dedi. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, başvuruyu 28 Nisan’da sonuçlandırdı. Kararda, avukatın talep dilekçesinde dayandığı CMK’nin 311/1- c maddesinin, “davaya bakan hakimlerden birinin mahkûmiyetini gerektirecek biçimde kusur etmiş” olmalarını öngördüğü anımsatıldı. Edemir’in mahkûmiyet hükmüne katılan hâkimler hakkındaki iddiaların henüz yargı kararıyla tespit edilemediği belirtildi. Söz konusu hâkimlerin mesleklerinden uzaklaştırılmalarının ve tutuklanmalarının tek başına yargılamanın yenilenmesi şartlarını oluşturmayacağı ifade edilerek, “Ancak, talebin CMK 308. madde anlamında değerlendirilerek, yasal gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi gerektiğine karar vermek gerekmiştir” denildi.

Emsalleri görmediler

Kararı üzüntüyle karşıladığını belirten Edemir, “Mahkeme topu Yargıtay’a atarak sorumluluktan kaçmış. Hâkim ve savcılar baskı altında. Verdikleri kararlar yüzünden alenen tehdit ediliyorlar. Mahkeme diyor ki; hâkim ve savcılar hakkında henüz hüküm yok. Yani ‘olsa yeniden yargılama gerektirir’ demek istiyor. Bu arada mahkeme heyeti emsal kararları görmezden gelmiş oluyor. Çekingen tutumlarını hukuken meşrulaştırmış oluyorlar ama bir yandan da ileriye dönük mahkemeyi bağlayacak bir karar vermiş oluyorlar. Bana kalırsa, mahkeme heyeti iyi niyetli ama korkak bir karar vermiş durumda” diye konuştu. Yargıtay kararını bekleyeceğini söyleyen Edemir, “Üzüldüm çünkü planlar yapmıştım. Babamın mezarı yapılıyor, memlekette. Oraya gidecektim. Çanakkale’den Muğla’ya Ege turu yapacaktım bir arkadaşla. Bir de imza günü yapabilecektim...” dedi.