Gergedanlar sesleniyor: İnsanlar durun artık!

“Gergedanlar Şehre Geri Dönüyor” sergisi ve belgeseli ile gergedan katliamını anlatan Özge Günaydın ile gergedanları ve insanları konuştuk.

21 Mayıs 2020 Perşembe, 06:00
Abone Ol google-news

Dünyada birçok canlı gibi gergedanların da soyu tükenmek üzere. Çünkü biz insanlar doğayı yok ettiğimiz gibi hayvanları da para uğruna katlediyoruz. Oysa gergedan gübresi dünyanın ekolojik döngüsü için önemli. Şimdi size neden gergedanları anlatıyorum diye merak ediyorsunuz. Çünkü “Gergedanlar Şehre Geri Dönüyor”... Bir sergi ve belgesel ile... “Farklı, etkili bir şeyler yapmalıydım ki ne kadar çok insan dünyanın 6’ncı büyük kitlesel yok oluş evresinde olduğunu, “insan”ın bu gezegene verdiği tahribatı bilir, anlarsa gezegenimizi korumaya yönelik farkındalığımız o kadar artar diye düşündüm” sözlerinin sahibi ise sanatçı Özge Günaydın... Peki, gergedanlar şehre nasıl geri geldi? Şöyle: 1 gerçek boyutlu dev gergedan (kompozit heykel), 14 tablo, 10 dijital manipülasyon tablo, 7 bronz heykel, 18 kompozit heykel, bir belgesel, 2 video art ve çeşitli enstalasyonlar ile... Günaydın ile gergedanları ve insanları konuştuk.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ...

- Fikir nasıl oluştu?

Hayatı, dünyayı sürekli gözlemlerim ve bir sanatçı olarak doğa hep ilgi odağımdadır. Benim için sanatım bir ifade biçimini temsil eder. Çevre ve hayvan haklarıyla ilgili uzun zamandır araştırma yapıyorum ve yazılar yazıyorum.

Soyu tükenen canlılardan, hatta en asillerinden biri olan gergedanlara çocukluğumdan beri ayrı bir bağım vardı. İki sene kadar önce gezegenimizin insan soyu tarafından bu kadar hırpalanmasına isyanımı gergedanlar üzerinden iletmek istediğime karar verdim.

Farklı, etkili bir şeyler yapmalıydım ki ne kadar çok insan dünyanın 6’ncı büyük kitlesel yok oluş evresinde olduğunu, “insan”ın bu gezegene verdiği tahribatı anlarsa gezegenimizi korumaya yönelik farkındalığımız o kadar artar diye düşündüm.

Ve gergedanların şehre geri dönmesi gerektiğine karar verdim. Serginin küratörü ve birlikte “land art” çalışmaları yaptığımız Denizhan Özer Hocamızla kurguladık bu sergiyi.

- Tüm bunlar için büyük bir mekana ihtiyaç duydunuz tabii ki...

Evet, bize dev bir mekân lazımdı. Masterpiece Hall-Maslak ve yöneticisi Ayça Okay devreye girdi. Belgesel de tüm konseptin bir parçası idi. Görüntü yönetmenliğini Ersan Bayraktar’ın, müziklerini ise Fransız besteci Charles Mondon’un üstlendiği belgeselde gergedanın neden şehre geri döndüğünü simgesel görsellerle ve gerçek boyutlu (2x4 metrelik) dev gergedanı tüm İstanbul’da gezdirdiğimiz karelerle ifade ediyoruz.

- Nerelere gitti bu dev gergedan?

Dev gergedan vapura bindi, çarşıda mola verdi, insanlar ona dokundu, şaşırdı, düşündü... Gergedanlar şehre geri döndü, çünkü insan kendi eliyle doğayı katletti ve gezegen yok oluş aşamasında. Biyoçeşitliliğin hasar görmesi, ekosistemin çökmesi, beraberinde bugün yaşadığımız salgınları, afetleri, kıtlığı getiriyor. Göz ardı edemeyeceğimiz gerçekler yüzümüze tokat gibi çarptı. Gergedanlar “Uyanın ve durun artık!” diyor.

OYUNCAK GERGEDAN

- Neden gergedanlar?

10 yaşında bana hediye edilen bir gergedan oyuncak ile başladı onlarla bugüne kadar hiç kopmayan bağım. Annemi kaybettiğimde korkumu, acımı, yalnızlığımı o oyuncak sayesinde yenmiştim. Büyüdükçe incelemeye başladım ve sevgim, sempatim giderek arttı. Gergedanlar tek eşli ve sadece otoburlar.

Anneleri bebeklerine 4 yaşına kadar bakıyor. Hiçbir canlıya zarar vermiyorlar ama hantal gözüktüklerine bakmayın, eğer bir bebek gergedana zarar vermeye kalkarsanız saatte 55 km. hızla koşabiliyorlar, çok korumacılar. Ve maalesef diğer pek çok canlı türü gibi gergedanların da soyu tükenmek üzere. Yok etmeye odaklı, vicdansız insanlar boynuzlarını keserek onları katlediyor, hem de bir hiç uğruna.

- Mevcut izolasyon döneminde bu mesajların duyulması için neler yapıyorsunuz?

Sergimizi 15 Mart’ta ana sponsorumuz Nef’in desteğiyle Masterpiece Hall-Maslak’ta kurmuştuk, 20 Mart’ta açılış olacaktı. Evlere girince boş durmadık ve mesajımızı iletmeye devam ettik. Belgesel filmimiz National Geographic Türkiye’de yayımlandı. Ardından online sergimizi açtık.

KAPSAMLI BİR SERGİ

- Sergi alanının kapıları açıldığında sanatseverleri ne bekliyor olacak?

Tabii şahsen hayat normale döndüğünde - haziran ayında sergi alanının kapıları açılacak ve eylüle kadar açık kalacak- herkesin gelip, bizzat sergi alanında bu sergiyi deneyimlemesini çok isterim. İçeri girdiğinizde sizi sadece gergedanlarla çevrili bir dünya karşılayacak.

Yağlıboya ve akrilik tablolar, bronz ve kompozit heykeller, doğal malzemeden enstalasyonlar, dijital olarak manipüle ettiğim fotoğraflar, eski monitörlerde dönen özel efektlerle hazırladığım filmler gibi farklı farklı disiplinlerden eserlerimi göreceksiniz. Gerçek boyutlu (2x4mt) dev gergedan, kendi doğal alanında yaşıyormuşçasına özgürce karşılayacak konukları...

- Yani bu sergi beş duyuya birden hitap ediyor diyebilir miyiz?

Evet, özellikle böyle olmasını istedim. İzleyicilerin; göreceği, özel bestelenmiş müzikler duyacağı, dokunacağı, tadacağı ve belki de bir sergi için ilk kez yapılan bir uygulamayı, koku uzmanı Bihter Türkan Ergül tarafından sergiye özel olarak tasarlanan kokuyu koklayacağı bir proje bu.