Giyiyorum işte var mı diyeceğin?

Reisimiz son 11 yılda yüzde 1400 artan kadın cinayetlerinden ziyade, o mini giyenler var ya hani, o dekolte zihniyetliler, işte onlara çok bozuluyor...

15 Mart 2015 Pazar, 16:45
Abone Ol google-news

Attığım başlığa bakmayın; giyemedim. Bir İzmir kızı olarak yazın şortlar, kışın yün minilerle başladığım moda serüveni, üniversite okumak için İstanbul’a varışım ile mahalle baskısından bir duvara tosladı. O mahalleler ki, İstanbul’un en muhafazakâr köşeleri, en tekinsiz sokakları da değillerdi üstelik. Yine de o pek sevdiğim bej şortu, ardımdan “Başımıza taş yağacak” diye söylenen amcanın dükkanının önüne, Ortaköy’e, o etekleri fırfır mini mor elbiseyi, en çok lafı yediğim Beyoğlu’na gömdüm.

Sonrası… İyilik güzellik değil tabii. “Hiç tacize uğramayacağım” diye baş koyduğum dekoltesiz giyim tarzı, maalesef her vakit müsbet sonuçlar vermedi: Misal hava kararmışken ve parkta tek başımaysam, yahut sabah erken saatte durağa yürüdüysem, bir anda tacizi aranmış, buna çanak tutmuş oluveriyordum. Çünkü anladığım kadarıyla, mini etek de tıpkı “güzellik” gibi bakan gözdeydi. İnsan bir kez kendinde o cesareti bulmaya görsün, taciz edeceği kadına dekolteyi kafasında ekleyiveriyor olmalıydı.

DOĞDUN DA BANA MI DOĞDUN EY MİNİ ETEK?

İşte böylesi zihinsel paradokslara gebe mini etek, MÖ 5000’lerde, antik Mısır ve Çin’de icat edildikten sonra, 19 yüzyıl kadar uykuda kalmış. Taa ki, 1960’larda Londra’da Swing
sahnesi kurulup, Kings Road’lu genç kızlar yol üstündeki butikte, Mary Quant hanımefendiye, makası hep daha yukarı vurması için ısrar edene kadar... Kısa zamanda özgürlük ve çağdaşlık sembolü haline gelen mini etek, dönemin modelleri Twiggy ve Jean Shripton’un da imza kıyafeti olmuş. Hatta Shripton, 1965’te Melbourne kupasına mini etekli ve çorapsız katıldığında, heyecanlı bir infial yaşanmış.

Dönemin moda devleri de sokaktaki kadının bu hevesli çağrısına kayıtsız kalamamışlar ve sırayla koleksiyonlarına miniyi eklemeye başlamışlar. Chanel’in küçük siyah etekliği, Yves Saint Laurent’in Mondrian elbisesi bu dönemin eserleri. Ki, o yıllar zaten Blondie’den, Jane Birkin’e tüm ikonların mini ile imtihan yılları. Türk sineması da bu furyadan nasibini alanlardan: Rejisör Nuri Akıncı kariyerindeki 79 filmden biri olan “Mini Etekli Kızlar”ı 1969’da çekmiş. Hülya Koçyiğit’in diz üstü basma entari giyen köylü kızını başarıyla canlandırıp, zengin ahbaplarına “Yoo biz köyde denize de giriyoruz” şeklinde ayar verebildiği “Kezban” filminintarihi ise, 1968. TOPLUM MÜHENDİSLİĞİNDE

KADIN GİYİMİNİN ÖNEMİ

Gelelim günümüze… Şu sıralar büyük ihtimalle dünyada, muhafazakâr erkeklerin en sık mutabık kaldığı konulardan biri, kadının görüntüsü. Her kim ki daha muhafazakâr olmak, yahut olduğunu göstermek istiyor, soluğu nedense adeta bir tekstilci ciddiyetinde, kadınların dolabında alıyor. Mini etek giyen kadınların ibret olsun diye sokak ortasında çırılçıplak soyulduğu Kenya’dan, mini etek giymenin pornografik bir eylem sayıldığı ve giyen kadınların tutuklandığı Uganda’ya, ya da dünyanın tecavüzde lider ülkesi olmasına rağmen, din adamlarının suçu yine miniyle dolaşan kadınlarda bulduğu Hindistan’a, erkekler inançlarının kudretini, kadınlar üzerinden kanıtlıyorlar. Hatta kadınların sadece gözlerini açıkta bırakabildikleri Suudi Arabistan’da iki ahlakımıza uymuyor, o tek gözü kapatalım” diyen Şeyh Habbadan gibi din adamları bulunuyor.

Neyse ki, tüm bunlar bizden çok çok uzak. Bizim sadece mini etek ile tacize uğrayan kadınlara “Sen böyle dolaşmaya devam edersen, başına her şey gelir” diye pis bir sırıtış atan polislerimiz, kadının kahkahasından rahatsız, ‘vajina’ kelimesinden musdarip siyasetçilerimiz var. Bir de tabi, mini eteği kim giyerse giysin, günlük sitem listesine alan Cumhurreisimiz. Reisimiz son 11 yılda yüzde 1400 artan kadın cinayetlerinden ziyade, o mini giyenler var ya hani, o dekolte zihniyetliler, işte onlara çok bozuluyor, haklı olarak. Çünkü takdir edersiniz, geri kalan her türlü ahlaki ilkesini yitirmiş bir muhitte,
görüntüyü yine kadınların toplaması gerekiyor.

Aklıma çocukken annem ve babamla çıktığımız Anadolu yolları geliyor. Annem benim gibi gavur İzmir kızı olduğundan, diz kapağında şortlarla gezdiydi köyleri. Hatta bir köy kahvesi hatırlarım, kendine bir tabure çekip, çay söylediği… Kahvedeki erkeklere bir rahatsızlık gelmişti elbet, ben fark edince annem beni cesaretlendirmek için hafifçe güldüydü. Dediği sözü ise unutmadım: “Bu köyün kadınları da bu kahvede çay içebildiklerinde, işte o zaman özgür bir ülke olacağız.” Aradan 30 sene geçtikten sonra, şimdi aynı köyün meydanından bildiriyorum. Köyün kadınları hâlâ o kahveye oturabilmiş değil. Kahvedeki ağalar da, annemin şortlu hatırasını taşlıyorlar arada.

Son 10 yılda dünyada mini etek üzerine dönen tartışmalar

AFRİKA
Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 2008 ve 2010’da kadınlar mini etek giydikleri için saldırıya uğradı. Swazilandlı kadınların mini etek giymesi suç. Uganda’da mini eteği yasaklayalım önerisi ilk 2008’de geldi. Altı yıl sonra, Pornografi Karşıtı Yasa yürürlüğe girdi. Yasaya göre mini etek giymek yasak. Etik ve Ahlak Bakanı Simon Lokodo’ya göre dizin üzerinde etek giymek tutuklanma sebebi. Ugandalı 200 kadın yasaya karşı yürümek istedi, ancak polis izin vermedi.

AVRUPA
Macaristan’da Kaposvar Üniversitesi rektörü 2013’te “Kadınlar mini etek giymeyecek” dedi. Öğrenciler derse iç çamaşırlarıyla geldi. Rusya’da 2014’te mini etek giyen kadın polislere karşı soruşturma açılmasına karar verildi. İtalya’da Castellammare di Stabia şehrinin valisi 2010’da “Çok kısa etekleri yasaklayalım” dedi. Bir daha öneriden kimse bahsetmedi.

ASYA
Endonezya’da 2012 yılında din işleri bakanı Suryadharma Ali, mini eteğe savaş açarken erkekleri tahrik kartını sürdü. Hükümet sözcüsü Marzuki Alle, tecavüz vakalarını da mini eteğe bağlayarak, tahrik edici kıyafetler giyen kadınların erkekleri ‘bir şeyler yapmaya’ ittiğini söyledi. Hindistan’ın Goa eyaletinin Kamu İşleri Bakanı Sudin Dhavalikar, “Gece kulüplerinde kısa etek giyen kızlar Goa kültürüne karşı bir tehdittir. Buna izin veremeyiz” dedi. Eyaletin yerel sağ grup lideri açıklamayı çok beğendi. Henüz resmi yasak yok.

GÜNEY AMERİKA
Şili’de 2010 yılında devlet dairelerinde kamu çalışanlarının kısa etekler, dar pantolonlar ya da straplez bluzlar giymeleri yasaklandı. Ancak yasak hızla püskürtüldü ve geri alındı.