Görmezden gelinen savaş

Akademi ödüllü yönetmen Michel Hazanavicius sinemaya girdiğinden beri komedi ve saygı türünde filmler gerçekleştirdi. La Classe américaine(1993) alay barındıran tarzda seslendirilmiş Amerikan filmlerinin bir kolajıydı.

16 Ocak 2015 Cuma, 18:17
Abone Ol google-news

OSS 117:Cairo, Nest of Spies(2006) ile OSS 117:Lost in Rio(2009)
007 James Bond’la dalga geçen casusluk parodileriydi. Hollywood’un Altın Çağı’na
saygıda bulunan The Artist’le(Artist/2011) en iyi film ve yönetmen Oscar’larını aldı.
Artist’ten sonra çevresi yine bir komedi yapmasını bekliyordu. Herkes bu kez
nasıl bir yol izleyeceğini merak ediyordu.

“Ruandalı bir arkadaşım bana sığınmacılarla ilgili salt belgeseller yetmez konulu
filmlerde yapılmalı dedi. Ben komedilerin yönetmeniyim ama onun sayesinde
sınırlarımı aştım” diyen Hazanavicius Ruanda soykırımını anlatan
Tuez les tous!(Hepsini Öldürün/2004) adlı belgeselin yapımcılığını üstlendi.
Bu belgeselin ardından sinemacı Fred Zinnemann’ın Hollywood’da From Here
to Eternity(İnsanlar Yaşadıkça/1953), High Noon(Kahraman Şerif/1952) kadar
tanınmayan The Search(Arayış/1948) adlı melodramına yönelir. 2. Dünya Savaşı
bitiminde izleyicileri sarsmasına karşın bu film gişede başarılı olmaz.
1945’te Almanya’daki toplama kamplarından sağ kurtulan Hanna(Jarmila Novotna)
oğlu Karel’i(Ivan Jandi) arar. Karel’i Amerikalı çavuş Steve(Montgomery Clift)
bulur. Karel’in ailesini bulamayan Steve onu Amerika’ya götürür. Yedi yıl önce
bu melodramı izleyip çok etkilenen yönetmen Arayış’ı yeniden çekmeye
karar verir. Zinnemann’ın bu filmi çok önemlidir çünkü o yıllarda Hollywood’da
filmler stüdyolarda çekilirken Avusturyalı yönetmen ekibiyle Almanya’ya gidip
Nürnberg, Würzburg, Ingolstadt’ta çekim yapar. Bu yolculuk bir anlamda
Avrupa’dan sürülen ebeveynlerinin topraklarına dönüştür. O dönemde savaşın
dehşetini sergileyen bu tür filmler çok azdır, para makinesi, yıldız fabrikası
Hollywood’un kamplardan sağ kurtulanların öykülerini işlemesi de pek
beklenmezdi.

Hazanavicius, 1948 tarihli Arayış’ı 1999’daki Çeçenistan–Rusya savaşına uyarlar.
Çeçenistan’ın bir köyünde yaşayan küçük Hadji’nin(Abdul Khalim Mamutsiev)
gözleri önünde ailesi Rus askerlerce kurşuna dizilir. Hadji’den uzak düşen ablası
Raissa(Zukhra Duishvili) onu her yerde aramaktadır. Bölgede göreve gelen Avrupa
İnsan Hakları Örgütü sorumlusu Carole’un(Bérénice Bejo) yolu Hadji’yle kesişir.
Öksüzler yurdunun müdiresi Helen(Anette Bening) Hadji’ye yardım etmeye
çalışır. Uyuşturucu bulundurmaktan ötürü tutuklanıp Rus ordusuna katılmak zorunda
kalan 20 yaşındaki Kolya(Maksim Emelyanov) gerçeklikten gittikçe kopmaktadır.


Medya açısından Putin rejimince kapatılan, uluslararası toplulukların ilgisinden
uzak kalan, bazılarınca terörist bir toplum olarak nitelendirilen, André Glucksmann
gibi az sayıda aydının diretmesiyle gündeme gelen Çeçenistan’ın bağımsızlık savaşını
irdeleyen dram gerçekle romanesklik arasında gezinir.

Zinnemann gibi gerçekçi olmak için Hazanavicius ekibini Çeçenistan’ın komşusu
Gürcistan’a taşır. İlk Arayış’ın anlatım yapısına sadık kalsa da çok sayıda öğeyi
değiştirir. Fransız–Gürcü ortak yapımın bütçesi 22 milyon Avro’dur. Kendinden
beklenen türün karşıtını seçen, yeniden sınırlarını aşan, “Çeçenistan savaşıyla
ilgili bir film yok. Orada yaşananlar nedense yeterince umursanmıyor.
Soluklu, alabildiğine kapsamlı bir dram yapmak istedim” diyen Hazanavicius
Akademi ödüllerinden ötürü bütçenin yüksek tutulduğunu, bu gibi projelere
ancak 1.5 milyon Avro verildiğini vurguluyor. Savaşın anlamsızlığını,
acımasızlığını, yıkıcılığını duygusal, gerçekçi bir vurguyla irdeleyen
The Search(Arayış) 23 Ocak’ta gösterimde.