‘Gözler ruhun pencereleridir’

Tim Burton, Big Eyes’a(Büyük Gözler/2014) Pop Art’ın yaratıcısı Andy Warhol’un “Bence Keane olağanüstü işler çıkardı. İyi oldukları kesin, kötü olsalardı bu kadar insan beğenmezdi” sözleriyle başlıyor.

06 Mart 2015 Cuma, 20:37
Abone Ol google-news

Büyük Gözler, büyük bir sanat sahtekarlığının, Margaret ve Albert Keane çiftinin gerçek öyküsü. Öykümüz 1958’de Kuzey Kaliforniya’da Margaret Ulbrich’in(Amy Adams) küçük kızı Jane’le birlikte baskıcı kocasını terketmesiyle başlar. Amerika’da 1950’ler erkekler için iyi, kadınlar içinse kötü yıllardır, o yıllar kadınlar işleri ya da beklentileri olmaksızın evlerinden ayrılmazlardı. O güne dek hiç özgürce davranmamış, ailesinin kızı, kocasının karısı, kızının annesi olan Margaret, San Francisco’ya kaçıp bir mobilya fabrikasında desinatör olarak çalışmaya başlar.

Sokak ressamlığına giriştiğinde ressam ve emlakçı Walter Keane’le(Christoph Waltz) tanışır. Çocuklu dul olduğunu düşünen, öz güveni eksik Margaret için Walter bir lütuftur, eski kocası Frank’in Jane’i almaya çalıştığını öğrenince de hemen Walter’la evleniverir. Bir caz kulübünde tablolarını sergilerler, Walter kulüp sahibiyle kapışınca gazetelere manşet oluverirler. Margaret’in hüzünlü çocukları tablolarının çok para ettiğini gören Walter, Margaret’i iyice sömürmeye başlar üstelik resimleri de kendi yaptığını söyler. Bu yalana Margaret’i de inandırır, onun üstünde egemenlik kurar. 1960’da kendi galerisini açıp çocuk portrelerini pazarlar, Margaret’in ürünleri süpermarketlerde bile satılır.

Ed Wood’dan(1994) sonra ikinci kez gerçek bir yaşam öyküsüne yönelen, Wood’un senaristleri Larry Karaszewski ve Scott Alexander’la çalışan Burton, iyi nedir, kötü nedir, gerçek nerede biter, abartı nerede başlar, sanat nerede başlar nerede biter sorularını zekice sorar, toplumda, sanat dünyasında kadınların hor görüldüğü(Georgia O’Keefe hariç) bir zamanda Margaret’in çalkantılı iç dünyasını feminist bir bakışla, yetkin bir vurguyla betimler. Margaret ilginç bir kişiliktir, sakindir, utangaçtır ama kurban değildir. İri gözlü çocuklar onun benliğinin uzantılarıdır. Duyguları gözlerle tanımlar, ona göre gözler ruha açılan pencerelerdir. Burton’da Margaret gibi karakterlerini(Noel Gecesi Kabusu, Ölü Gelin, Frankenweenie) iri gözler, küçük göz bebekleriyle çizer. “Margaret’in tabloları duygu yüklü. Hüzünlü, ürkütücü, bu da insanları etkiliyor” diyen yönetmen Margaret’le Ed Wood’un işlerine derin bir tutku duyduklarını belirtiyor: “İşinize ruhunuzu, yüreğinizi katarsınız. Yaratım sürecinde sanatçı kendi dünyasında kendisiyle başbaşadır, kitleleri düşünmez. Duyumsadığını yansıtır”.

Her iki filminde de Burton anlaşılmayan iki sanatçının portrelerini başarıyla betimler. Plan 9’u çekerken Ed Wood, Yıldız Savaşları’nı, çocuklarını çizerken Margaret, Mona Lisa’yı çizdiğini duyumsamaktadır. Ed’de Margaret gibi büyük bir saklıyordur. Büyük Gözler aynı zamanda 50’lerin Amerikan Rüyası’nın atipik yansıması, o yılların çekirdek aile modelinin örnekdışı portresidir. Keane’ler 50’lerden 60’lara dek ABD’indeki toplumsal değişiminin olağandışı izdüşümleridir.

Burton aile ilişkilerinde ve ressamlığında acılar çektikten sonra özbenliğine kavuşan, özgürleşen bir kadının yolculuğunu gerçekle gerçeküstünü harmanlayarak ustaca irdeler. Amerikan Rüyası’nın ürkütücü, simgesel bir versiyonu olan Big Eyes (Büyük Gözler) bugün gösterime girdi.