Güçlü karakterlerin sıradanlaşması! Dali'nin Kadınları

Bir rüya sahnesiyle başlayan oyun ilk sahneden itibaren izleyicinin nelerle karşılaşacağının sinyalini verir gibiydi.

19 Haziran 2021 Cumartesi, 15:57
Güçlü karakterlerin sıradanlaşması! Dali'nin Kadınları
Abone Ol google-news

Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro festivali kapsamında Sakm’nin sahneye koyduğu Erdi Işık’ın yazıp Ali Düşenkalkar’ın yönettiği Dali’nin Kadınları’nın oyuncu kadrosunda Hatice Aslan, Açelya Devrim Yılhan, Melda Narin Güler, Gülin İyigün, Devrim Nas bulunuyor. Oyunda Dekor ve Kostüm Tasarım Dilek Kaplan’a, Müzik Gürkan Çakıcı’ya ait. Bir rüya sahnesiyle başlayan oyun ilk sahneden itibaren izleyicinin nelerle karşılaşacağının sinyalini verir gibiydi. Oyunun başlangıç sahnesinde, Devrim Nas’ın rüya görme ve uyanma sahnesi olması gerektiğinden çok daha uzun sürdü, bu sahneyi inandırıcılıktan uzak canlandırması ilk olumsuzluk olarak oyunun başında hissedildi. Metne bakacak olursak, sahneye konan tüm karakterler yüzeysel bilgiler üzerine kurgulanmış. Karakterlere derinlik verilmemiş. Gülin İyigün, Marilyn Monroe karakteri ile güzelliğini aklından ön planda tutarak, Hatice Aslan Edith Piaf karakteri ile sahne tutkusu ve sevgilisinin ardından bozulan psikolojisini yansıtarak – bu durum Kaldırım Serçesi filmiyle oldukça benzerlik gösterdi- Melda Narin Güler, Frida Kahlo karakteri ile sadece yaşadığı acıları, Açelya Devrim Yılhan ise Virginia Woolf ile sadece kadın haklarını anlatan ve intiharı dile getiren çıkışlarıyla sahnedelerdi. Durumun bu gibi tekdüze ve yüzeysel oluşu merak uyandırıcılığı ortadan kaldırdı. 

Kast seçiminde oyunun sürükleyici karakterine Devrim Nas’ın neden layık görüldüğüne anlam veremedim. Tepkilerinde başarılı ve samimi değildi. Rüyadan uyanması, titremesi, ağlaması, sinirlenmesi, şaşırması, anlatıcı rolü vs… Performansı son derece başarısız ve yetersizdi. 

Edith Piaf karakteriyle izleyici karşısına çıkan usta oyuncu Hatice Aslan neden böyle bir yapımın içinde yer almayı kabul etti anlayamadım. Canlandırdığı karakterin yüzeyselliğini yeteneği ile kapatmaya çalışsa da yeterli olmadı. Karaktere iyi hazırlandığı çok açık, duruşu, tavrı ile sahnede Edith Piaf’ı gördüm fakat kötü reji ve metin karşısında yapabilecekleri sınırlıydı. Genel anlamda başarısız performans sergiledi. 

Virginia Woolf karakterine hayat veren Açelya Devrim Yılhan karakterini izlenilir kılabilmek için elinden geleni yaptı. Karakterin açılma sürecinde verdiği birkaç başarılı nüans ile yeteneğini gösterdi. Beklentilerin oldukça altında kalan metin ve reji, oyunculuğunu tam olarak ortaya çıkaracağı alan sağlamadı. 

Melda Narin Güler, Gülin İyigün metin ve rejiden kaynaklanan sorunlar nedeniyle canlandırdığı karakterlerde o kadar yüzeysellerdi ki, karikatürize olmanın ötesine geçemediler. Her ikisi de başarısız performansların altına imza attılar. 

Ali Düşenkalkar rejide oldukça başarısızdı. Devrim Nas’ı sahnenin bir başından bir sonuna sürekli anlamsızca koşturması, oyunun büyük bir bölümünde kadın karakterlerin oturdukları yerden kalkmaması ve sadece erkek karakterin etraflarında koşturması tam bir keşmekeş haline dönüştü. Kadın karakterleri tek tek sahnenin önüne alıp hikayelerini anlattırması neresinden bakarsanız bakın amatörceydi. 

Oyunun tek iyi yanı Dekor ve Kostümde Dilek Kaplan’dı. İnce detaylara önem vermiş. Tüm karakterlere fazlasıyla kafa yormuş. Virginia Woolf’un ayakkabısının topuğunda ki detaydan tutun da, her karakter için ince ince verdiği nüanslar kafamızda canlanan karakterlerle birebir örtüştü. 

Dali’nin Kadınları’nda eli yüzü düzgün bir reji olmamasının yanında, yüzeysel, zorlama ve yazarken aceleye getirildiğini düşündüğüm bir metin vardı. İzleyiciyi oyunun içine çekebilecek performanslar sahnede ne yazık ki yoktu. Metin, reji ve performanslarda yüzeysellik bir oyunda asla görmek istemeyeceklerimizin başında geliyor. Fakat bu durum Dali’nin Kadınları’nın omurgasını oluşturuyordu. Bir oyun izleyici karşısına çıkmak için birçok aşamadan geçer. Fikir, yazım, değerlendirme, dramaturgi, okuma provası, provalar vs..  Oyunun bu aşamalardan başarıyla geçip izleyici karşısına çıkabilmesini ciddi anlamda sorguladım. Dali’nin Kadınları izleyip pişman olduğum oyunlar arasına adına yazdırdı.