Günümüz insanının gerçeği

Özen Yula on iki yıl aradan sonra İstanbul’un değişen toplumsal yapısını, yaşadığımız çağın gerçeklerini ve insanın anlam arayışını nasıl yitirdiğini güncel bir bakış açısı ve kendine özgü yenilikçi bir biçemle kaleme alıyor.

18 Haziran 2021 Cuma, 00:02
Abone Ol google-news

 

Fotoğraflar: KAAN SAĞANAK

İSTANBUL’UN YENİ KİTLESİ

İstanbul’un ekonomik koşulları ve göçler nedeniyle demografik yapısı değişti. Özen Yula, iyi bir gözlemci ve odak noktası da çeşitli sebeplerle İstanbul’a yerleşen yeni insan kitlesi. Her Zerre Kara’nın başarısı, gerçek olay ve kişileri Yula’nın kendi bakış açısından bizlere aktarmasında yatıyor.

Roman, muhafazakâr kesimden Büşra ve Sena‘nın babalarıyla bir kafede buluşmasıyla başlıyor. Onlara Muhammet-Mami adlı bir Barista (espresso bazlı kahve türlerini hazırlayan kişi) servis yapıyor. Mami, geceleri de internette sosyal medya ‘trol’lüğü yaparak para kazanan biri. Diğer bir karakter Suriyeli dilenci Saya, bir başkası personel işleri müdürü İlayda Hanım, sonra televizyon yapımcısı Aybüke İlgin, eski İstanbul’u temsil eden Alzheimerlı Ermeni Agavni, astrolog ve falcı Sitare, yaşam koçu Coşkun Ermiş ve daha bir çokları.

ÖZGÜN DİLLER, ETNİK SINIFLAR

Romanda iki önemli faktör var: ilki, çok çeşitli ve kalabalık roman karakterlerinin olması, ikincisi de, her karakterin kendine özgü bir dili ve bulunduğu etnik sınıfa uygun bir isminin olması. Roman boyunca karakterlerin kültürel ve duygusal durumunu zihnimizde canlandırabiliyoruz çünkü her karakterin, bulunduğu sosyal sınıfa ve yaptığı mesleğe özgü bir dili var: “DJ İdris sağ elinin yüzük parmağına taktığı iri kehribar taşlı, nakışlı gümüş yüzüğü çeviriyor parmağında. Az sonra da, bileğine taktığı kaplan gözlü taşlardan dizilmiş bilekliği çıkarıp tespih gibi çevirmeye başlıyor elinde.(...) Garson kız (...) Kızarmış kepek ekmek, sütsüz sert Americano (...)” getiriyor. “(...) Sen efsosun bro! Şimdi nereden çıkarıyorsun rap söylemeyi ya?” Romanda yabancı kelimelerle harmanlanmış yeni bir Türkçe kullanılmış. Yazar, roman boyunca birçok karakteri birbirinin hayatına dokundurmayı ustalıkla başarıyor.

ŞİDDET, YOKLUK, AŞAĞILANMA!

Her Zerre Kara’da en belirgin özellik, evrensel doğruların nasıl çarpıtılıp para, başarı, kabul görmek uğruna feda edildiği. Her bir ferdin, olduğu gibi olamaması ama kendini olması gereken kişi gibi göstererek yaşamda yer bulabilmesi. İnsanların bu acımasız sistemde, onaylanmak adına kendini nasıl bozup, amorf bir yaşam sürmek zorunda kaldığını gösteriyor. Özümüzdeki iyilik, şefkat, merhamet, güven, dürüstlük, vicdan gibi temel değerleri kaybedip ruhumuzun şekil değiştirişini anlatıyor. Dünya nüfusu arttıkça, toplumda kendine bir yer arayan her birey, uyum sağlamak ve dışlanmamak adına, içindeki olumlu içgüdüleri ve duyguları eğip, büküyor ve çarpıtarak doğallıktan uzaklaşıyor. Romandaki hemen her karakterin geçmişinde şiddet, yokluk, aşağılanma vs. var ve etkileri çok derin.

ROMANIN ZAMANI HEP ŞİMDİDE!

Romanın zamanı hep şimdide: “Geçmiş ve gelecek sadece eski öykülerde. Artık sadece sınırsız ve sonsuz bir şimdi yaşanıyor bu kafelerde. Bu “şimdi” ile “an”ı birbirinden ayırmak gerekiyor. Zira “ân” kıymet bilmek ve farkındalık üzerine; “şimdi” ise bütün zamanları kapsayan garip bir kayıtsızlık hâli. Bütün sevmelerin, kabul edişlerin ve reddedişlerin, inkârların ve isyanların ötesinde sürdürülebilir bir “kayıtsızlık hâli” çağ fırtınasında garip ve yarı geçirgen bir yağmurluk gibi tam oturuyor insanların üzerine.”

Roman on üç bölüm, ancak sıradışı bir dizilimi var: B1R, 2Kİ, Ü3, DÖR4, BE5 gibi, hem harf, hem de sayıdan oluşuyor. Yeni dünya düzeninde kelimeler artık tek başına değil, sayılar ve simgelerle, sanal dünyanın içinde duyguların da, maddiyatın da harmanlandığını bize sezdiriyor. Romanın imgeleri oldukça özgün ve ilginç. Yazar, toz metaforunu, etrafta bir tür kirlilik olduğu zaman sıklıkla kullanıyor; her karakter sıkıntılı bir olay yaşadığında da bir cızırtı sesi duyuluyor ve kahramanlar yavaş yavaş şeffaflaşıp ortadan kayboluyor. Özümüzden uzaklaştığımızda insan başka bir varlığa dönüşmeye başlıyor ve metaforlar, sistemin içinde nasıl eriyip yok olduğumuzu bize göstermek istiyor.

SİSTEM ELEŞTİRİSİ

Roman, başından sonuna kadar bir gözlem ve bir sistem eleştirisi. Özen Yula âdeta eline bir fotoğraf makinesi almış ve bugün İstanbul’da yaşayanların bir fotoğrafını çekmiş, sonra da bir bir romanında anlatmış. Roman boyunca gerilim ve heyecan var. İki yüzlü yaşamları anlatırken aslında hepsinin geçerli bir nedeninin olduğunu görüyoruz. Günümüzde medya gibi birçok uyaran, yaşamak için kişiyi hak yemeye, var olmak için de önündekini ezmeye teşvik ediyor. Özen Yula, romanındaki her karakteri özenle seçmiş ve onun kimliğine uygun bir şekilde işlemiş. Bu duruma düşen insanın her zerresinin kapkara olduğunu görüp kitabın adının neden Her Zerre Kara olduğunun farkına varıyoruz. Doğaya aykırı yaşamak zorunda kalıp var olma savaşı veren 21. yüzyıl İstanbullu insanın panoraması. Gelecek nesillere bugünü göstereceği için de tarihî bir değer taşıyor. Zengin içeriği ve İstanbul ekseninde günümüz insanının gerçeğini anlattığı için okunmayı hak ediyor.

Her Zerre Kara / Özen Yula / Doğan Kitap / 280 s. / 2021.