Hastane deposunda işkence iddiasına polislerden savunma: Depoda darp etmedik!

Ankara’da 2014 yılındaki 1 Mayıs kutlamalarında, güvenlik kameralarının bulunmadığı Yüksek İhtisas Hastanesi deposunda 2 arkadaşıyla birlikte polis tarafından darp edildiğini söyleyen Ö. T.’nin suç duyurusuna takipsizlik verildi. Polisler savcılık ifadesinde 3 kişiyi depoya götürdüklerini kabul ederken, polis amiri, “Ben arkadan şahsın direnmesi üzerine kol kısmımla boğaz kısmına gelecek şekilde kuvvet uyguladım. Ayrıca katil polisler diye bağırınca ağzını kapattım” dedi.

27 Temmuz 2020 Pazartesi, 16:49
Hastane deposunda işkence iddiasına polislerden savunma: Depoda darp etmedik!
Abone Ol google-news

Ankara’daki 2014 yılında gerçekleşen 1 Mayıs kutlamalarında polisin gazlı müdahalesinden etkilenen Ö. T.,  Yüksek İhtisas Hastanesi aciline gitti. Hastanede karşılaştığı 2 arkadaşıyla birlikte olayların yatışmasını bekleyen T.’nin yanına motosikletli polisler geldi. T.’nin iddiasına göre 2 arkadaşıyla beraber kimlik kontrolünü yapan polisler hastane yetkililerinin yanına giderek, “Bize kapalı, kamera olmayan bir alan gösterin” dediler.

İddiaya göre, güvenlik görevlileri de polislere kazan dairesini gösterdi ve polisler de T. ile birlikte 2 arkadaşını kazan dairesine götürdü. T., burada 7 polisin kendilerini darp ettiğini ileri sürerek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na olayla ilgili suç duyurusunda bulundu ve polisler hakkında kamu davası açılmasını istedi.

T., olaya delil olarak güvenlik kamera kayıtları, telefon kayıtları ve baz istasyonu verilerini gösterdi. T., olayla ilgili fiziksel ve ruhsal durumuna ilişkin rapor aldı. Ruhsal durumunun bozulduğu tanısı konulan T.’nin fiziksel muayenesinde ise kafası, ağız ve göz çevreleri ile belinde şişlik tanısı konuldu.

"KAZAN DAİRESİNDE ‘KATİL POLİS’ SESİNİ DUYDUK"

Savcılığın ifadesini aldığı polislerden C.Ş. hastaneye güvenlik görevlilerinin araması üzerine gittiklerini, T.  ve 2 arkadaşının üst aramasını yaptıklarını belirterek, olayı şöyle anlattı:  

“Şahsın çantasında baret, bilye, gaz maskesi vb. eşyalar çıktı. Bu sırada eşyaları kimden aldığını sorduk. Sırt çantasını ele geçirdiğimiz şahıs eşyaları kazan dairesinde ismini vermediği bir arkadaşının koyduğunu, kendisinin de aldığını söyledi. Kazan dairesi içinde suça konu olan eşya şüphesiyle şahıslarla birlikte kazan dairesine girdik. Kazan dairesi içinde arama yaptık. Kazan dairesi içerisinde arama yaptığımız sırada şahısları bulduğumuz yerden yüksek sesle ‘katil polis’ sesini duyduk.

Sesin geldiği yere döndüğümüzde ekip amirlerimizden C.K. sırt çantasını ele geçirdiğimiz şahsa kelepçe takmaya çalışıyordu. Şahıs kelepçe taktırmamak için direniyordu. Amirimiz şahsa bir tekme veya yumruk benzeri şiddet kullanmamıştır.”

"ESRAR KOYALIM DA GÖRSÜN"

Polislerden Y.Ö. ise C.Ş.’nin ifadesine benzer şekilde olayı anlatırken, kazan dairesinde yaşanan olaya ilişkin “Ben ve ekip arkadaşlarımızdan kimse keyfi ve yasalara aykırı kuvvet kullanmadık. Hakaret etmedik. Ben ve diğer arkadaşlarım ‘çantasına esrar koyalım da gününü görsün’ şeklinde hukuka aykırı şeyler söylemedik.”

Polislerden Ü.T., T. ve 2 arkadaşının kazan dairesinde slogan attığını kaydederek, şahıslara kötü muamelede bulunmadıklarını, çantasına esrar koymakla tehdit etmediklerini söyledi. Polislerde H.B.T. de diğer polislerle benzer ifadeyi verdi.

"BOĞAZINA KUVVET UYGULADIM"

Polis amiri C.K. ise kelepçe takmasına direnen bir kişinin boğaz kısmına gelecek şekilde kuvvet uyguladığını kabul ederek, “Ben arkadan şahsın direnmesi üzerine kol kısmımla boğaz kısmına gelecek şekilde kuvvet uyguladım. Ayrıca katil polisler diye bağırınca ağzını kapattım” diye savunma verdi.

Savcılık olayla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verirken, polislerin suçlamaları kabul etmediğini, kamera kayıtlarında olayın yaşandığı saat dilimine ilişkin polis memurlarının hastaneye geldiğine yönelik bir görüntünün olmadığını kaydederek, “Polis memurlarının görüntü kaydına rastlanmaması nedeniyle şikayetçide mevcut yaralanmanın kolluk tarafından meydana getirildiğine dair yeterli olmadığı görüldü” dedi.

Ö.T. savcılığın takipsizlik kararına Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği’nde başvurdu ancak reddedildi. Ö.T. ise Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurdu.