Hayalperestler köylerde: Bu fanusun dışını görmek istiyorum

Bir Tebessüm İçin Derneği, İstanbul’da büyümüş yalnızca bulunduğu metropolü tanıyan, hayatında hiç tarla görmemiş, traktöre binmemiş şehir çocuklarına yaşadığı ülkenin gerçeklerini göstermeyi amaçlıyor. Bir Tebessüm İçin Derneği Başkanı Burak Savaş, “Türk toplumu olarak göç kavramını yeterince bilmiyor ve sosyolojik temellerini yeterince kurcalamıyoruz” dedi.

21 Nisan 2020 Salı, 09:25


İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisi Burak Savaş, Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisi Denise Kazado ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk bölümü öğrencisi Mert Uğur’un bir araya gelerek kurdukları Bir Tebessüm Derneği, katılan üyelerle birlikte Anadolu’nun farklı kültürlere hâkim köylerine giderek, kültürler arası etkileşimi sağlıyorlar.


'FANUSUN DIŞINI GÖRMEK İSTİYORUM'


Burak Savaş, derneklerinin kuruluş hikâyesinden bahsederek, “Bir Tebessüm İçin Derneği, farklı kesimleri bir araya getirerek toplumsal kutuplaşmanın önüne geçmeyi amaçlayan bir sivil toplum kuruluşu. Yaşayışları, düşünüşleri ve var oluşları sebebiyle bizden farklı olanlarla tanışmak için 3 hayalperest yola çıktık. 'Bu fanusun dışını görmek istiyorum' cümlesiyle başladı her şey. Amacımız, yaşadığı yere sıkışmış, köy görmemiş, tarlaya gitmemiş, hayvancılıkla uğraşmamış, nezih muhitlerin avantajlı okullarında okumuş şehir çocuklarına yaşadıkları ülkenin gerçeklerini göstermek. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz Hayalperest Anadolu projelerinde kent-köy ayrışmasına odaklanıyoruz. Bu projelerde şehirde yaşayan üniversite öğrencisi gönüllülerimiz Anadolu’da seçilen bir ile gidip oradaki köyleri geziyor, köylülerin gündelik yaşantısına katılıp köy hayatını deneyimliyor. Aramıza gelen yeni insanlara hayalperest diyoruz. Çünkü biz de üç hayalperest yola çıkıp, bu hayali gerçekleştirmiştik. Şu anda bizimle birlikte yol alan 50 üniversiteli hayalperest var” diye konuştu.


'HAYALPEREST ODALAR KURUYORUZ' 

Bugüne kadar 100’e yakın köy gezdiklerini söyleyen Savaş, “Köyün gündelik akışında olan faaliyetlere katılmaya çalışıyoruz. Örneğin tarlaları geziyor ve eğer mevsimi uygunsa köylülerle birlikte hasat topluyoruz. Ya da hayvancılık yapılan köylerde meraları geziyor, bu konuda bilgi ediniyoruz, yerel emekçileri ve zanaatçıları geziyor, onların yaptıklarıyla ilgili bilgi alıyor, hikâyelerini dinliyor, şehirli gençler olarak kendi hikâyelerimizi anlatıyoruz” ifadelerini kullandı. Köy okullarının eksiklerini de gidermeye çalıştıklarını söyleyen Savaş, “Aynı zamanda gittiğimiz bölgelerin dezavantajlı köy okullarına ‘Hayalperest Oda’ adını verdiğimiz, içi oyuncaklar, oyunlar, kitaplar ve boyalarla dolu olan miniklerin özgürce ve sınırsızca hayaller kurabilecekleri odalar yapıyoruz. Gönüllü gençlerimiz bu köy okullarındaki miniklerle ortaklaşa kurdukları hayalleri somutlaştıracak sanat çalışmaları yapıyor” dedi.

'PAROLA KÖYLERDE SAKLI'

Göç kavramının bilinmediğini belirten Savaş, “Türkiye’nin şehirleşme hikâyesine baktığımız zaman oldukça çarpık ve derinden yaralı bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz kanaatindeyim. Ekonomi odaklı bir yaşantı sürdüğümüz için ülkenin dinamizminin büyük metropollerde olduğunu düşünüyoruz, hâlbuki şehirlerimiz ne kadar gelişirse gelişsin, ülkenin kalkınması için gerekli olan parola hala köylerde saklı. Ve onu bulmamak için inatla diretiyoruz. Türk toplumu olarak göç kavramını yeterince bilmiyor ve sosyolojik temellerini yeterince kurcalamıyoruz” diye konuştu. 

İçinde bulunduğumuz sistemin dayatılarına değinen Savaş, “Tarihsel olarak yanlış bir kentleşmenin yanlış bir ekonomik politikayla paralel geliştiği ülkemizde, metropoller vahşi bir orman haline gelmiş. Ayakta durmak, hayatta kalmak ve dolayısıyla oyunu kurallarına göre oynamak zorundasınız. Kabul etmek gerekir ki bu sistem de metropolün keşmekeşliği içinde kaybolmanızı; kendinizi, toplumunuzu, ülkenizi umursamamanızı pekiştiren bir yaşam biçimini dayatıyor” ifadelerini kullandı.