Hayatın sıkıcı yanlarına yandan bakan Semra

Penguen’de yer alan Semra, Böyleyken Böyle’den bize sesleniyor. Biraz da böyle baksak, daha iyi olmaz mı? Çizeri Semra Can anlatıyor.

20 Nisan 2015 Pazartesi, 12:36
Abone Ol google-news

 

 

Semra Can’ın Penguen’de yayımlanan “Böyleyken Böyle” adlı köşesi, günlük hayatın üzerinde pek durmadığımız ayrıntılarının altını tatlı tatlı çiziyor. Üzerinden kırmızı eşofmanını çıkarmayan, birinin adı Fıçı, diğerinin adı Miço olan iki geveze kediyle yaşayan, esnafla ve yaşlı komşularıyla arasını iyi tutan bir karikatüristin hayatını anlatıyor. Adı, çizeri gibi Semra. Semra hayvan satan petshop'tan da, bahar gelip manita yaptığı için ortadan kaybolan arkadaştan da, düşüncesiz komşudan da intikam alırken, biz de ondan Rize şivesiyle sözcükler öğreniyor, detaylarına gülüyoruz. Zaten çizeri biraz da kendini anlatıyor adaşı Semra’da. 

 

FIÇI’YLA KÖŞEYİ ELE GEÇİRDİK 

Tek kare karikatürler çizdiğim köşemin kenarına kendimi ve kedim Fıçı’yı çiziyordum. Bir zaman sonra o kenara çizdiklerime espri bulmaya başladım ve en sonunda tüm köşeyi Fıçı’yla birlikte ele geçirdik. Başlarda şizofren bir kadın gibi bir karakterdi sonra zamanla hayatın içinden, daha neşeli, daha gerçekçi bir karaktere dönüştü. Kedisiyle yaşayan bir karikatüristin gözünden etrafına tek bir yerden değil, çeşitli açılarla bakmaya uğraşan bir tip olsun istedim. Pek haddim değil galiba ama kedilerin gözünden de biraz bakmaya çalışıyorum hayata. 

 

BAKIŞ AÇISINI KULAK MEMESİ KIVAMINA GETİRMEK 

Semra Rizeli. Köyden şehre gelmiş, üniversite mezunu, karikatürist. Kedileri Fıçı ve Miço’yla yaşıyor. Apartmanda acayip yaşlı komşuları ve çeşit çeşit arkadaşları var. Gündelik sıkıcı hayatlarımıza “Bak böyle de bir bakış açısı var” ya da “Şöyle de bakılabilir, hem daha havalı hem daha komik oluyor” demeye çalışıyor. Tek derdi hayatın sıkıcı yanlarını yaşarken bakış açısını azıcık değiştirmek, kulak memesi kıvamına getirmek. O yüzden minicik detaylar üzerinden durumu anlatıp, altına çizimini yapıyorum.

 

HIIIIM SİZ O MUSUNUZ? 

Kıvırcık saçları, kırmızı eşofmanı olmazsa olmazı. “Şekerim” ve “Aslanım” en çok kullandığı iki kelimesi. Saçları bana benziyor. Benim de iki kedim var, onların isimleri de tutuyor. Ve annesi de tıpkı anneme benziyor. Huyunu suyunu bildiğim biri, tipi falan aynı ben. Hatta burçlarımız bile aynı. Ama Semra’yla karakterlerimiz çok az benzeşiyor. Ben daha ağırkanlı, az konuşan bir insanım ama köşedeki Semra çok hareketli, daha muhabbetli, hazırcevap, kavgacı. Beni köşeden sonra tanıyanlar azcık (!) hayal kırıklığı yaşıyor. “Hımmm siz o musunuz?…” 

 

ÜÇÜNCÜ KEDİ ALMASAK İYİ 

Ben 14 yıllık evliyim. Böyleyken Böyle’deki Semra Fıçı ve Miço'yla mutlu. Evlenmek ya da erkek arkadaş edinmek gibi bir derdi hiç yok. Ama belki de bir gün yapar. Şimdilik bilmiyorum. Aslında üçüncü bir kedi almanın ucuna kadar gidip gidip geliyor ama benim kedi tüyüne alerjim var, onun da var, ikimiz de almasak iyi ederiz. 

“Ayıptır söylemesi, kediden sorumlu devlet bakanı gibiyim. Kedili insanın halinden kedili insan anlar. Haliyle kedi sahibi olup, şu manyaklığı da çizsene diyen arkadaşım da, mesaj atan da çok oluyor.” 

 

BÖYLEYKEN BÖYLE 

Ben, bir şeyi uzun uzun anlatmak yerine anlatılacak şeyin bir ucunu karşımdakine bırakmak için kullanıyorum böyleyken böyle kalıbını. Böyleyken Böyle köşesinin doğası da bu. “Durum bu şekerim, sen ne dersin?” diyorum. 

 

ALSALAR YERLERİNDE DURAMAZLAR 

Köşemde yaptığım şeyler siyasi değil gibi görünse de aslında karikatürün doğası gereği tam da öyledir. İsmimizin önüne kadın çizer sıfatı her zaman ekleniyor. Eklenmese daha iyi tabii. Bildiğim kadarıyla dünyada da “kadın karikatüristler” çok az. Burada da azız ama, öyle çok da az değiliz. Sadece hanımefendiliğimizden pek ortalığa dökülmüyoruz. Gazete, dergilerdeki yöneticilerin, kadın çizgisinin tadını çok almadıklarını düşünüyorum. Alsalar yerlerinde duramazlar çünkü.

 

KARİKATÜR AŞKI TEKSTİLİ YENDİ

17 yaşında üniversitede okurken karikatür çizmeye başladım. Yıllar sonra Öküz dergisinde karikatürist oldum diyebilirim. Fermuar, Cumhuriyet Pazar, Arıza, Dinazor, Leman, Pazartesi’nin yanında, çocuk dergilerinde de çizdim. Tekstil ve seramik okudum ama karikatür aşkından o alanlarda çok da çalışmadım.