Hedonist uykudaki insan!

Bir ürünü sipariş verdiğimiz andan elimize geçene kadar ki sürecin yarattığı heyecanı, o ürüne sahip olmaktan daha çok seviyoruz. Mağazadan aldıklarımız için de geçerli bu. Hepimizden beklenen ve istenen, bir sönme-yanma-sönme hâli. Öyle mutlu olacağımıza inandırıldık. Öyle olmamız isteniyor çünkü. William Davies, Mutluluk Endüstrisi adlı kitabında, o haz ve mutluluk arayışının büyük şirketler, piyasalar ve hükümetler tarafından nasıl denetim altına alınmaya, yönlendirilmeye çalışıldığına dair sert eleştiriler yöneltiyor.

28 Şubat 2021 Pazar, 00:01
Abone Ol google-news

İnternetten sipariş verdiğiniz ürün az önce elinize teslim edildi. Günlerce gelmesini beklediniz. Kargo paketini açıyorsunuz ve heyecanla yolunu gözlediğiniz o ürün şu an karşınızda. Bu kimi zaman bir saat, kimi zaman bir giysi... Aslında ürün değişse de son pek fazla değişmiyor. Sipariş verdiğimiz andan elimize geçene kadar ki sürecin yarattığı heyecanı, o ürüne sahip olmaktan daha çok seviyoruz. Mağazadan aldıklarımız için de geçerli bu.

İzliyor, beğeniyor, alıyor ve sonrasında hemen bir başka hedefe odaklanıyoruz. Hepimizden beklenen ve istenen, bir sönme-yanma-sönme hâli. Öyle mutlu olacağımıza inandırıldık ve programlandık. Öyle olmamız isteniyor çünkü.

Bizi mutlu eden şeyler zaman içinde değişebiliyor. Belki de değiştiriliyor. Üniversiteler mutluluk kavramına dair bilimsel çalışmalara odaklanmış hâlde.

Bu konuda yazılmış kitaplardan biri de iktisat-nöroloji ilişkisine odaklanan William Davies’e ait. Mutluluk Endüstrisi, bu alandaki aykırı kitaplardan. İnsanların doğasında var olduğu düşünülen haz ve mutluluk arayışının büyük şirketler, piyasalar ve hükümetler tarafından nasıl denetim altına alınmaya, yönlendirilmeye çalışıldığına dair sert eleştiriler barındırıyor.

MUTLU KAPİTALİZM

Davies, kitabın başında okuru 2014 Davos Dünya Ekonomi Formu’na götürüyor. Ona göre bu forum, geçmiştekilerden oldukça farklı.

Zira o yıl, elit katılımcılar için Budist rahip Matthieu Ricard’ın önderliğinde bir de mutluluk oturumu düzenlendi. Seçkin davetlilerine “Düşüncelerinizin kölesi değilsiniz” diyen rahip Richard aynı zamanda Wisconsin Üniversitesi’nin yaptığı bir sinirbilim çalışmasına göre dünyanın en mutlu insanı.

Peki, dünya ekonomisini yöneten bu seçkin zümrenin mutluluğa olan ilgisi ne zamandır var?

Davies, kitabında tüm bunları mercek altına alıp geçmişten bugüne insanların mutluluk algılarını ve vahşi kapitalizmin bu kavramı nasıl keşfedip kendi çıkarları uğruna kullanmaya başladığını ayrıntılarıyla anlatıyor.

Kitapta Aristoteles’ten Jeremy Bentham’a, Marx’tan psikolojinin kurucusu Wundt’a kadar onlarca tarihi şahsiyet mutluluk sahnesinden geçiyor.

Davies, tüm bu isimlerin mutluluk kavramına nasıl yaklaştığını psikoloji ve iktisat penceresinden bakarak değerlendiriyor; zamanla mutluluk kavramının nasıl kapitalizmin ana kolonlarından biri hâline getirildiğini rahatsız edici çıplaklığıyla anlatıyor.

Yazara göre kökeni, İngiliz hukuk kuramcısı Jeremy Bentham’ın çalışmalarına dayanan ölçülebilir mutluluk, bugün artık görünür ve geliştirilebilir bir varlık olarak değerlendiriliyor.

Stres, ıstırap ve hastalıklara odaklanan günümüz kapitalizmi, mutluluk ve zindeliği bunların yerine koyma peşinde. Bunun için geliştirilen teknolojiler günbegün hayatımıza, hatta bedenlerimize nüfuz etmeye başladı.

Günde kaç adım attığımızı, ziyaret ettiğimiz konumları, yediklerimizin kalorisini ve cinsel sağlığımızı bile kayıt altına alıp her geçen gün bizi daha çok tanımak için çabalayan teknoloji, gözlerimizin ve yüzümüzün hareketlerinden mutluluk seviyemizi ölçümlemeye uğraşıyor.

Telefonumuzu retina ve yüz taramasıyla kolayca açabildiğimizi düşünürken bu teknolojinin elde ettiği veriler, bizi alışkanlıklarımız ve ihtiyaçlarımızla olduğu gibi duygularımızla da tanımak isteyen küresel patronların dijital bankasına akıyor.

Davies kitabında, tüm bu süreci mutluluğu merkeze alan pozitif psikoloji hareketinin yaratılışına bağlıyor ve bu akımın insanları çektiği sıkıntıların birincil sorumlusu olarak gösterirken sorunu yaratan ortamın koşullarını yok sayma çabasına dikkat çekiyor. Ona göre ruh hâllerini takip eden teknolojilerin, duygu analizi algoritmalarının ve stresi önleme amaçlı meditasyon tekniklerinin arkasında, daima ekonomik ve siyasi çıkarlar var.

Kitabı yazmadaki amacının, umut ve neşenin ölçümleme, gözetleme ve yönetim altyapılarıyla iç içe geçirilmesini eleştirmek olduğunu ifade eden Davies’e göre mutluluk biliminin günümüzde bu kadar öne çıkmasının iki nedeni var:

Birincisi, gün geçtikçe artan iş temposu, 7/24 çalışan şirketler ve hiç kapanmayan dijital cihazların çalışanlarda yarattığı ağır stres ve sonrasında işe bağlılıkta görülen düşüş.

İkincisi ise teknolojide meydana gelen çalışmalar FMRI ve benzeri teknolojilerle insan beynine dair yapılan önemli çalışmalar.

O çalışmalara bağlı olarak beynimizi inceleyen uzmanların, yakın bir zamanda “Satın al!” butonunu keşfedebileceğine dair özgüvene dikkat çeken yazar, özellikle hayatımızın her ânına dâhil etmeye başladığımız akıllı telefonlar, akıllı saatler ve hatta günlük ne kadar sıvı aldığımızı takip eden Vessyl isimli akıllı fincana kadar ölçüm ve analizlerin kişisel güvenlik duvarlarımızda açılan birer gedik oluşuna özellikle vurgu yapıyor.

Sosyal medya dâhil tüm bu çevrimiçi ortamlardan elde edilen veriler, tüketicilerin zevkine ve ihtiyaçlarına göre sınıflandırılıp onları sonuçta mutlu edecek ürünler tasarlanmasına ve satılmasına yönelik stratejilere kapı aralıyor.

Davies’e göre bu verileri kullanan tüketici psikologlarından, tüketici sinirbilimcilerinden ve piyasa araştırmacılarından oluşan koca bir ordu tek ağızdan bizi para harcadığımızda mutlu olacağımıza inandırmaya çalışıyor.

Yazarın altını çizdiği üzere çevresel şartları değiştirmek, öznel hisleri değiştirmekten daha zor olduğundan, pozitif psikoloji, “ortamı değiştiremiyorsan hislerini değiştir” der.

HEDONİST UYKUDAKİ İNSAN

Mutluluğa dair çalışmaların siyasi yönüne de değinen Davies’e göre, tüm bu çalışmaların amacı bireysel faaliyetlerin elit güçlerce belirlenen hedeflere yönlendirilebilmesi.

Fakat bunu yaparken ne demokratik müzakereye ne de açıktan zorlamaya başvurulmuyor. Bütün çaba, zihnimizi mekanik bir yapıya benzetip mutluluğun nerede ve ne zaman ortaya çıktığını zihin okuma teknikleri, göz ve yüzün hareketlerinden çözebilmek.

Sosyal medyanın, arama motorlarının ve hatta tüm teknoloji şirketlerinin çeşitli güvenlik açığı bulunduğu, kişisel verilerin kolaylıkla el değiştirebildiği ve dijital diktatörlüklerin yaratılmaya çalışıldığı bir dönemde Davies’in bu kitabı, kapısını penceresini sıkı sıkı kapattığımız ama çevrimiçi kalarak hemen tüm kişiselliğimizi ortaya döktüğümüz bir zamanda mutluluk aldatmasıyla nasıl kullanıldığımıza dair önemli bir uyarı.

Bizi hedonist uykumuzdan uyandıracak şiddetli bir darbe.

Mutluluk Endüstrisi / William Davies / Çeviren: Müge Çavdar / Sel Yayıncılık / 294 s.